Son Dakika
Pazar, 5 Temmuz 2020 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Bu ilaçlara aman dikkat! Prof Osman Müftüoğlu
Türkiye’de 2000’li yıllara girerken 2-3 milyar doları geçmeyen yıllık ilaç harcaması, ilaç savurganlığı, yanlış ve bilinçsiz ilaç kullanımı ile 15 yılda beşe katlandı. Yanlış kullandığımız, gereksiz yere yuttuğumuz ya da çöpe attığımız yüzlerce kutu ilaç var. Bu yazıda özellikle üç ilaç grubuna dikkatinizi çekmeye çalışacağım...

İLAÇLAR, doğru yer ve zamanda, doğru dozlarda kullanılınca hastalıkları iyileştiren, hatta bazen bize neredeyse hayatımızı geri verebilen moleküllerdir. Ne var ki, ülkemizde ciddi bir ilaç savurganlığı, yanlış ve bilinçsiz ilaç kullanımı problemi var. Bu kötü gelişme, bu sağlıksız gidiş yalnızca sağlığımızı bozmakla kalmıyor, ülkemiz ekonomisine de zarar veriyor. Türkiye, uluslararası ilaç üreticilerinin iştahla baktığı, pazara girmek için can attığı ülkelerin başında geliyor. 2000’li yıllara girerken 2-3 milyar doları geçmeyen yıllık ilaç harcamamızın, 15 yılda beşe katlandığı göz önüne alınırsa, bu iştahın nedenini anlamak zor değil. Ben, sorunun ekonomik yanından çok “sağlık boyutunu” önemli buluyorum, ve çok iyi biliyorum ki ciddi bir çalışma yapılsa, ilaç tüketimimiz en az yarı yarıya azaltılabilir. Yanlış kullandığımız, gereksiz yere yuttuğumuz ya da çöpe attığımız yüzlerce kutu ilaç var. Bu yazıda özellikle üç ilaç grubuna dikkatinizi çekmeye çalışacağım.

VARAN 1

Statinlerdeki şeker tehdidi


BIRKAÇ yıl önce, kardiyologlarının önerdiği kolesterol ilacını kullanmaya başlayan, 3 aylık şeker ortalaması Hemoglobin A1c değerlerinde ciddi bir yükselme olduğunu gördüğüm hastalarıma, bu ilaçları kullanmak zorunda olup olmadıklarını kardiyologlarıyla bir kez daha tartışmalarını önermiştim. İki hastam, ilaçları bıraktıktan iki ay sonra HbA1c değerlerine yeniden baktırdı. Son üç ayın kan şekeri ortalamasını gösteren bu test, kolesterol hapları kesildikten sonra yeniden normale döndü.

Hanımlar risk altında

Bu sonuca hiç şaşırmadım. Çünkü, 2000’li yılların başından bu yana statin içeren kolesterol haplarının, yaşı elliyi geçenlerde, özellikle menopoz dönemindeki kadınlarda kan şekeri yükselmesine yol açabileceğini gösteren bulgular yayınlanıyordu.
Hastalarım da kan şekerleri normal, kiloları sağlıklı, menopoz dönemini keyifle geçiren hanımlardı.

Her tip statinde var

Bu yılın ocak ayı başında yayınlanan yeni bir çalışma da, kolesterol ilaçlarının kan şekerini yükseltebileceği konusunu yeniden gündeme getirdi. Araştırmanın sonucuna göre kolesterol hapları bazı hastalarda kan şekerini ve HbA1c’yi yükseltebiliyor, şeker hastalığı riski belirgin olarak artıyordu. Üstelik bu etki statin grubu ilacın rovastatin, atorvastatin, simvastatin içerip içermediğine de bağlı değildi. Statinlerin, bu olumsuz etkileri ilacın her tipi için geçerliydi.

VARAN 2

Gastrit ve reflü için ezbere hap almayın


REFLÜ, gastrit ve benzeri sorunlarla karşılaştığımızda artık doktorlara bile sormadan kullanmaya başladığınız H2 reseptör blokerleri (Famotidin, Ranitidin) ve proton pompası baskılayıcıları (pantoprazol, lansoprazol) gibi mide ilaçlarının, mide asidini azaltmaları sonucu B12 vitamini ve demirin emilimini azaltabileceklerini biliyor muydunuz? Uzmanlar son yıllarda giderek belirginleşen ve ciddi bir sağlık tehdidi haline gelen B12 vitamini eksikliğinin, biraz da bu ilaçların bilgisiz ve kontrolsüz kullanımıyla bağlantılı olabileceğini belirtiyor.

Doktorunuza danışın

Dahası bu ilaçların demir ve kalsiyum emilimini de etkileyebileceklerinin altını çiziyorlar. Demir emiliminin azalmasının demir eksikliği sorununa (mesela kansızlığa, unutkanlığa, yorgunluğa), kalsiyum emiliminin bozulmasının ise kemik yoğunluğu azalması –osteoporoz- probleminin hızlanmasına yol açabileceği dikkate alındığında, en ufak bir mide sorununda bu haplara sarılmanın pek de akıllıca olmayacağı daha iyi anlaşılacaktır. Doktorunuz önermedikçe, kullanım süresini belirmedikçe bu ilaçlardan uzak durmanızda ve onları asit giderici haplar gibi rastgele kullanmamanızda fayda var.

VARAN 3

Depresyon haplarına gelince...


İLAÇ kullanımlarıyla ilgili bir başka uyarımız da antidepresan ilaçlarla ilgili. Depresyon sorununun bir çığ gibi büyüyüp yaygınlaştığı doğru ama, antidepresan ilaçların rastgele, bilinçsiz biçimde hatta bazen, eş-dost, konu-komşu tavsiyesiyle kullanıldığı da kesin! Bu ilaçlar bizim ülkemizde de en çok satanlar (!) listesinin ilk sıralarında yer alıyor. Konunun uzmanları, ruh sağlığı ve hastalıkları ile ilgili hekimlerin dediklerine bakılırsa, antidepresanların neredeyse yarıya yakını gereksiz ve lüzumsuz kullanılıyor.

‘Gücü’ azaltır, kilo aldırır

Pek çok ilaç gibi antidepresanlar da doğal olmayan kimyasal maddeler. Ve ne yazık ki onlar da diğer ilaçlar gibi “masum değiller”. Antidepresan kullanımının uyku sorunlarına yol açabildiği, yorgunluk ve halsizlik nedeni olabildiği, kilo almayı kolaylaştırıp tatlı krizlerine sebep olabildiği, cinsel gücü azaltabildiği biliniyor. Özellikle cinsel güç ve kilo artışı sorunu önemli ve sık görülen problemler. Ayrıca, bazı antidepresanlar kabızlık, ağız kuruluğu, baş dönmesi, göz kararması gibi hayatın tadını, tuzunu kaçırabilen değişikliklere de yol açabiliyorlar.

Benim önerim, antidepresan ilaçları mümkünse sadece ruh sağlığı uzmanlarının önerisiyle kullanmanızdır. Bunun mümkün olmadığı durumlarda, en azından bir dâhiliye uzmanının fikrini almadan antidepresanlara başlamayınız. Depresyon sorununun psikoterapi uygulamaları, egzersiz çalışmaları, omega-3 destekleri gibi doğal yollarla da hafifletilebileceği hatırlanırsa bu ilaçların neden “leblebi” gibi kullanılmamaları gerektiği daha kolay anlaşılacaktır. 

12.04.2012 Bu yazi 8507 defa okundu
Korona virüsü hakkında ne düşünüyosunuz?

 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri