Son Dakika
Perşembe, 23 Kasım 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Bitkisel ilaç sahtekârlarına kanmayın Prof Ahmet R Küçükusta
Son zamanlarda alternatif tıpla alâkalı pek çok mektup alıyorum. İşte bunlardan bir örnek:

"Hocam son aylarda hemen hemen bütün televizyon kanallarında bir doktorun ".........." adlı ilacı her derde deva olarak tanıtmasına ve çevremdeki birçok eş, dost ve akrabanın bundan müthiş şekilde etkilendiğine şahit oldum. Eskilerin "40 laf bir büyü yerine geçermiş." sözünün ne kadar da doğru olduğunu bir kere daha hatırladık.

Hocam, ilacı anlatan doktorun (zannedersem dâhiliye doktoru) ana dayanak noktası ilacın damarları neredeyse yüzde 100 açarak; şeker hastasıysa gözleri tamir etmesi, kolesterolü varsa zaten damarları açıyor, felçli ise sinirleri besleyen kılcal damarları açtığından büyük oranda iyileşebildiğini, sperm kalitesini artırarak kısırlığa, âmiyane tabirle kellikten körlüğe her şeye iyi geldiğini iddia ediyor.

Hocam benim sizden ricam, bu konu ile ilgili bizi aydınlatmanızdır. Hayır, faydalıysa biz de kullanalım. Devlet de herkese dağıtsın da milyarlarca liralık ilaç yükünden kurtulalım."

Tıbbın alternatifi yoktur

Tıp, insanların sağlıklarının korunması, hastalıkların önlenmesi ve tedavisi ile uğraşan, mutlaka usta-çırak ilişkisiyle öğrenilen bir bilim olması yanında aynı zamanda da bir sanattır.

Tıp bilimini uygulama yetkisi tıp fakültesi mezunlarının yani hekimlerin görevidir. Bir insanın sağlığından veya hastalığının teşhis ve tedavisinden sorumlu olan kimse sadece hekimlerdir.

Tıp, bir bütündür. Tıbbın kendi içinde pek çok dalları vardır ama alternatif tıp, tamamlayıcı tıp veya benzeri diğer tabirler yanlıştır. Nasıl hukukun, kimyanın, fiziğin alternatifi yoksa tıbbın da alternatifi yoktur ve olamaz ama alternatif tıp tabiri "galat-ı meşhur" (meşhur yanlış söz) olarak dilimize yerleşmiştir.

Ben alternatif tıp olarak adlandırılan "etkinlikleri ve güvenilirlikleri bilimsel yöntemlerle kanıtlanmamış tedavi yöntemlerini" körü körüne reddetmiyorum. Bunların bir taraftan birbirinden tamamen farklı onlarca türü olduğu gibi bazılarının bilimsel yöntemlerle araştırıldıktan sonra modern tıbbi tedaviler içinde yerlerini almaları elbette mümkündür ve bunun pek çok örneği (mesela akupunktur, hipnoz, fitoterapi, yoga gibi) de vardır.

Modern tıp insanları, bir taraftan ticari olması diğer taraftan insan ruhunu görmezden gelmesi, bazı durumlarda hastaya fayda yerine zarar vermesi veya çaresiz kalması, her şikâyet veya hastalığı ilaç veya ameliyatla tedavi etmeye kalkması, koruyucu tıbbı ihmal etmesi gibi sebeplerle alternatif arayışlara sevk etmiştir.

***

Gözde alternatif tıp dalı: Fitoterapi

Alternatif tıbbın farklı türleri içinde ülkemizde en çok rağbet göreni "fitoterapi" yani bitkilerle tedavidir. Bulantı için nane-limon çayı, öksürük için zencefilli bal, kabızlığa karşı sinameki de geniş manada bitkilerle tedavi sayılır ama fitoterapi denince daha ziyade formülü herkes tarafından bilinmeyen "efsunlu" karışımlar anlaşılır.

Bizde de yüzyıllardır çok yaygın olan geleneksel fitoterapi için Lokman Hekim Tıbbı, geleneksel tıp veya koca-karı ilaçları gibi tabirler kullanılabilir. İyi niyetle, Allah rızası için yapılır ve bazen gerçekten de çok işe yarayan bir tedavi yöntemidir. Bunların temelleri gözlemlere, dine, inançlara ve kültürlere dayanır. Usta-çırak, hoca-talebe, baba-oğul ilişkisi ile öğrenilir. Usta veya hoca, eğitimleri ve hatta bazılarının okuma-yazmaları bile olmayan kişilerdir. Ürünlerini ilkel yöntemlerle kendileri hazırlarlar ve bunları genellikle hiçbir ücret almadan verirler. Bunların faydaları toplumda kulaktan kulağa yayılır.

Alternatif tıbbın giderek büyük kazanç sağlayan bir sektör olduğunun anlaşılmasıyla beraber de modern fitoterapi doğmuştur. Eskiden ilkel yöntemlerle her kişi için özel yapılan bitkisel ürünlerin yerini teknolojiden yararlanılarak seri olarak üretilen, ilaçlar gibi marka ve şık ambalajları olan ürünler alır olmuştur.

Fitoterapi, dünyanın kâr payı en yüksek sektörlerinin başında gelir; üç kuruşluk otlar yüzlerce liraya satılabilir. Çoğunun etkinlikleri ve emniyetleri bilimsel yöntemlerle "kesin olarak kanıtlanmamış" bu ürünlerin serbestçe reklâmı yapılabilmekte ve tüm dünyada özellikle de Amerika ve Avrupa ülkelerinde kapış kapış satılmaktadır. Bunlar hastalıkların tedavisi için olduğu gibi, yaşlanmayı geciktirme, bağışıklığı kuvvetlendirme, hastalıkları önleme gibi durumlar için de tavsiye edilmektedir.

Bizim uyanıklar iş başında

Son senelerde fitoterapinin büyük bir kazanç kapısı olduğunu gören bazıları doktor, çoğu ise tıp dışı mesleklerden olan "kerameti kendinden menkul uyanıklar" türemeye başlamıştır.

Bunlara daima 'Hocam' şeklinde hitap edilir. İnsanların çoğu da bunların gerçekten tıp doktoru ve profesör olduklarını sanır. İdrar kaçırmadan adet sancısına, egzamadan hepatite, meme büyütmeden boy uzatmaya, kanserden boyun fıtığına, kıl dönmesinden astıma kadar akla hayale gelebilecek her şikâyet ve hastalığa iyi geldiği söylenen bu ürünlerin hiçbirinin kanıtlanmış etkisi yoktur.

Bu uyanıklar bilimsel(!) araştırmalar yaptıklarını söylerler ama bunları yapmaya ne yetkileri ne de imkânları vardır. Zaten bu araştırmaların hiçbirini tıp dergilerinde görmek mümkün değildir. Aslında böyle bir araştırma zaten çoğu zaman yapılmamıştır; olanların da bilimsel bakımdan hiçbir değeri yoktur.

Duygu sömürüsü yanında din sömürüsünü de mükemmel becerirler. "Evelallah" veya "Allah'ın izniyle" gibi ifadeler ağızlarından hiç düşmez. Araştırmalarının ve ürünlerinin onlarca internet sitesinde yayınlandığını, bütün dünyada kabul gördüğünü, milyonlarca kişi tarafından kullanıldığını üfürürler. Bazıları göbek havaları veya kahkahalarıyla meşhur sarışın kadın programlarında, bazıları ise uydu üzerinden yayın yapan kanallarda sıkça boy gösterirler. Ürünlerinin, kitaplarının, sitelerinin serbestçe reklâmını yaparlar. Bazılarının fiyatı birkaç yüz lirayı bulan ama aslında beş para etmez onlarca ürün genellikle internet üzerinden veya özel dükkânlarda serbestçe satılır.

***

Gelelim neticeye

1. Fitoterapi, ağızları iyi laf yapan şarlatanların ellerine teslim edilmemesi gereken geleneksel bir tedavi yöntemidir. Piyasada satılan bitkisel ilaçların hiçbirinin ispatlanmış tedavi edici etkisi yoktur.

2. Modern tıp, fitoterapiyi görmezden gelmemeli, ona sahip çıkmalı, bitkisel ürünlerin etkilerini nerede ve nasıl kullanılabileceklerini ilaçlar için uyguladığı bilimsel yöntemlerle belirlemelidir.

3. Yetkililer, insanları bitkilerle aldatan bu kişilerin serbestçe reklâm ve satış yapmalarını önleyecek kanuni tedbirleri acilen almalıdır.

4.

Reyting ve tiraj peşindeki medya, sorumluluğunu bilmeli ve bu kişilerin emellerine alet olmamalıdır

20.08.2011 Bu yazi 8742 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri