Son Dakika
Salı, 31 Mart 2020 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Bir kekin anatomisi Arzu Aygen
Merak eden çocukların hatırı için, bir kekin içinde neler olabileceğine, bunların keki neden iyi, neden kötü yapabildiklerine bakalım.

 Geçen hafta, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Kurumu'nun okul kantinlerinde 3 renk çalışmasından bahsetmiştik. Bu çalışmaya göre okul kantinlerinde kola, cips, gofret, hazır kek gibi gıdaların satışına yasak gelmesi söz konusu.

 Konuyla ilgili söyleşi yapılan bir çocuk “Kolanın yasaklanmasını anlayabiliyorum, ama kek neden yasaklansın ki, kekin nesi kötü?” diye soruyordu. Çocuk haklı. Bir yandan evde annesinin yaptığı, “hadi oğlum ye” diye şefkatle yedirilen kek, bir yanda yasaklanan kek. Bugün de, merak eden çocukların hatırı için, bir kekin içinde neler olabileceğine, bunların keki neden iyi, neden kötü yapabildiklerine bakalım.

 Şeker: Evlerde kullanılan toz şeker masum değil. Diş çürütüyor, şişmanlatıyor, uzun bir liste sayabiliriz. Ama hazır kek fabrikalarında kullanılan nişasta bazlı sıvı şeker (NBSŞ- mısır şekeri- mısır glikozu) insan vücudunun hiç tanımadığı, başa çıkamadığı bir şeker. Mısır şekeri hormon dengesini ve en önemlisi insülin dengesini darmadağın ediyor. Bu da, vücudun şeker hastalığına (diyabete), aşırı şişmanlığa (obeziteye) doğru tehlikeli bir yola girmesi demek. Kolanın kötü olmasının en önemli sebebi de bu şeker zaten. Çocuklarda gittikçe artan şişmanlığın en büyük sorumlusu mısır şekerli ürünler tüketmeleri.

 Fabrikalar bunu kullanıyor çünkü çok ucuz. Az bir miktarıyla dünya kadar hamuru tatlandırabiliyor, kötü kekler yapıp çok ucuza satabiliyorlar. İlkokul çocuğu o bir damla harçlığını kötü keke yatırabiliyor.

 Evde anne kek yaparken şeker yerine pekmez kullanabilir. Bundan başka, püre haline getirdiği kuru incir, kuru kayısı, kuru üzümle de keki tatlandırabilir.

Yağ: Kek fabrikaları, gene çok ucuza mal ettikleri, başka fabrikalardan çıkmış yağları kullanırlar. Pamuk yağı, palm çekirdeği yağı, kanola yağı gibi. İnsanın eline sıvandığında kesinlikle çıkmayan margarinler kullanırlar. (Bir pastanede çalışırken tarttığım margarin yarım saat sonra bile elimden çıkmadı. Deterjan, sabun, kâğıt havlu işe yaramadı. Midemiz nasıl sindirsin?)

 Dedelerimizden kalma yağlara karşı senelerdir yürütülen karalama kampanyasına bakmayın. Trabzonlu pembe yanaklı insanların yağı tereyağı. Kaymak, kuyruk yağı, iç yağını gönül rahatlığıyla yiyebilirsiniz. Zeytinyağı deseniz zaten bir mucize, “nur üstüne nur”.

 Katkı maddeleri: Kek yapmak emek ister. Yumurtayı dakikalarca çırpıp kabartacaksınız. Malzemenin en iyisini kullanacaksınız. Fabrika zaten malzemenin en ucuzunu, en kötüsünü kullanıyor. O malzemeyle mis gibi bir kek yapmaları imkânsız. Onlar da keki güzelmiş gibi gösteren, özenle hazırlanmış gibi gösteren kimyasallara başvuruyorlar. Kıvamını pamuk gibi yapan, kabartan kıvam artırıcılar, topaklanma önleyiciler, iyi bir yumurta varmış gibi gösteren sarı boya, içinde vanilya tohumu varmış gibi kokutan parfüm, tereyağı varmış gibi kokutan parfüm. Market rafında yıllarca beklemesi için türlü türlü katkı maddeleri… Market raflarından elinize bir kek alıp içindekiler listesine bir bakın…

Güzel çocuk, işte bu yüzden okul kantininde sana kek satılmasını istemiyorlar. Annenin evde tereyağıyla, zeytinyağıyla, köy yumurtasıyla yaptığı kekler başka, fabrika kekleri başka.

11.10.2015 Bu yazi 1992 defa okundu
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri