Son Dakika
Perşembe, 23 Kasım 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Bir bakanlık halkı neden yanıltır? Kemal Özer
Geçtiğimiz yıl 23 Temmuz günü Bugün Gazetesi “Sucukta domuz, biberde zehir” Takvim Gazetesi ise, “Dev markaların sütlerinden ölümcül jel çıktı. Kim bu firmalar?” sürmanşetleriyle çıkmıştı.

O gün, bu ülkede her konuda konuşan Bülent Arınç’ın çıkıp, “Olur mu böyle şey. Gıda teröristlerini de çökerteceğiz”, Tarım Bakanı’nın ise “Bu hileleri yapan şu şu firmalardır ve gereği yapılmıştır. Bundan sonra asla izin vermeyeceğiz” demeleri beklenirdi.

Ya ne oldu? Bakanlar sustular. Tarım Bakanlığı müsteşar yardımcısı ise mamalarında “melamin” çıkan -kim olduğunu bildiğimiz- marketle ilgili raporun yanlış olduğunu iddia ederek konuyu kapattı.

Hatırlayınız… Geçtiğimiz yıl Eylül ayında gazete manşetlerinde, Burger King’in TT Gıda’dan satın aldığı etlerde ‘salmonella’ ve ‘listeria’ bakteri ve virüslerine rastlandığının belgeleri yer almıştı.

Mesele bununla da sınırlı kalmamış, sızan belgelere göre, sorunun kamuoyundan gizlenmesi için Tarım Bakanlığı’nın özel gayret gösterdiği de bir bir deşifre edilmişti.

Emin olunuz, su son 5 yılda ulaştığımız ve gördüklerimiz karşısında bu sıradan bir hadiseydi. Kamuoyundan yükselen tepkileri neredeyse hiç umursamayan bakanlık, nihayet Taraf Gazetesi’nin ısrarlı manşetleri ve diğer gazetelerin toplumu zehirleyen firmaların teşhiri konusundaki haberleri karşısında ses vermişti.

29 Eylül 2010’de Zaman Gazetesi’nde yer alan “Sağlığa zararlı gıda üreten firmalar teşhir edilecek” başlıklı haber de “Gıda sektöründe yaşanan sıkıntıların ardından Tarım Bakanlığı, radikal önlemler almaya hazırlanıyor. 13 Aralık'tan sonra bu firmaların isimleri açıklanacak” deniliyordu.

Bu haberin doğru olmasını çok istediğimiz halde, uygulanmayacağı konusunda da emindik. Madem bakanlık bu haberi tekzip etmemiş, bir şans vermekten ne çıkardı ki? Bizde öyle yaptık.

13 Aralık gelip çatmadan başka bir gelişme yaşandı. Sağlığa zararlı gıda üreten firmaların kim olduğunu öğrenmek için tarım Bakanlığı’na müracaat eden tüketici Erol Çiçek’in bu yasal talebi “ticari sır olduğu” gerekçesiyle, bakanlıkça reddedilir. Bunun üzerine konu yargıya taşınır. Ankara 6. İdare Mahkemesi, Bakanlığın “ticari sır” olduğunu belirterek vermediği bu bilgilerin “sağlığa zararlı ürünler ve bunları üreten firmalara ilişkin bilgilerin bilinmesinde kamunun menfaati bulunduğundan firma adlarının açıklanmaması durumunda telafisi güç zararlara yol açacağı” belirtilerek, “Tarım Bakanlığı ürün ve firmaların listesini açıklanması” yönünde kararını verir.

Yargı kararı ile bakanlığın açıklaması aynı ayda olmuş, bu nedenle sonucu beklemek gerektiğinden, beklemeye koyulduk. Ta ki 14 Şubat 2011’e kadar. Bu kez Bakanlığa biz müracaat edip “Burger King hadisesinden sonra Bakanlığınızın 13 Aralık 2010 tarihi sonrasında gıda sektöründe mevzuata aykırı ve sağlıksız üretim yapan firmalara yönelik teşhir kararı geçerli midir? Geçerli ise hiç teşhir yapılmış mıdır?  Yapılmış ise bu bilgiler hangi adreste ve hangi mecralarda teşhir edilmektedir?” şeklinde yazılı sorular yönelttik.

Bakanlık cevabı vermemek için kırk dereden kırk su getirdi. ‘Gönderdim almadınız mı’ dedi. Tüm telefonlarımı bildikleri halde, beni değil başkalarını aradılar. Günlerce süren mücadele sonunda Başbakanlık üzerinden dün resmi cevap geldi.

Parçalanan edebiyat kısmını bir kenara bırakırsak, cevap aynen şöyle: “Yasal çerçevede Bakanlığımızca gıda denetimi yapılan firmaların teşhir ve ilan edilmesine ilişkin olarak, mevcut mevzuat kapsamında herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın doğrudan firma isimlerinin açıklanması ve ilan edilmesi hukuken mümkün değildir.”

Görülüyor ki, 13 Aralıktan itibaren yapacakları iddia edilen teşhir, yükselen medya ve kamuoyu tepkisini dindirmeye yönelik bir manevraymış.

Doğrusu hiç şaşırtıcı değildi cevap. Siz hiç Tarım Bakanlığı’nın herhangi bir iddia veya belge konusunda “doğru” dediğini gördünüz mü? Göremezsiniz? Çünkü onlar insan değiller, insanüstü varlıklar. Onlar asla hata yapmazlar. Hikmetinden sual etmeye gerek de yok! Çünkü onların yaptığı her icraat doğru! Hata, bizim gibi fani yurttaşlara ait bir haslet.

Bizde çıkmışız, haddimizi bilmeksizin bu insanüstü varlıklarca idare edilen ülkede “sıfır hata” ile çalışan Bakanlığı eleştiriyoruz, hesap soruyoruz. Cevap vermeyi, teşhir etmeyi bırakınız, bu ülkeden sürmeyerek yaşamamıza izin verdiklerine şükretmeliyiz. Affedersiniz hata ettik. Ne olur bağışlamayınız!

Bu ülkenin gıda üreticileri, sanayicileri, asla bozuk ve sağlıksız ürün üretmezler! Hile mi?  Yok yok asla yapmazlar! Tağşiş ha? Zaten bu kelimeyi telaffuz bile edemezler? Onların, bu kutsal bakanlıkça verilmiş kapı gibi altın varaklı üretim izin belgeleri var. Pahalı çerçevelerle kaplanmışlar, web sitelerinde arzı endam ediyorlar. Dahası ISO belgeleri hatta hatta “helal(!) sertifikaları” bile var. Bizde kim oluyoruz ki?

Biz fanilerin unuttuğu şey şu: Tarım Bakanlığı’nın bu kutsal üretim belgesine sahip üreticiler hata yapmazlar. Ama Âdemî kandıran şeytan -çok zor ve şeytan bunu başaramaz ya- bu işe de karışıp hata yaptırsa, her türlü hatadan arî kutsal bakanlığımızda teşhir etse, maazallah ekonomimiz büyük yarar alır. Fakat bu ürünler yüzünden bazılarımız hastalansa, sakat kalsa hatta ölse ne olur ki? Nasılsa geri de 73 milyon daha var. Oysa biz dünyanın 16. ekonomisiyiz. Daha önümüz de ABD’yi de geçip birinci olmak gibi aşılacak 15 engel var.

Demek ki neymiş ey ahali: Ekonomimiz büyümeli beyinlerimiz küçülmeli… İnsan zarar görse ne olur, yeter ki ekonomimiz zarar görmesin. Gerçekte olmayan teşhire mâni yasaların değişimi için, yüce müttefikimiz Sam Amca’ya ait şirketlerin veya AB’li dostlarımız(!) henüz bu konuda bir talepleri de yok. Bu nedenle oramızı buramızı yırtsak ve hata patır patır dökülse de bu iş olmaz.

Bir de şu bazı hâkimler yok mu? Bu mukaddes bakanlığın aleyhine karar veriyorlar. Ya teşhiri engelleyici olmayan yasalardan haberleri yok ya da kesin bizim gibi bunlar da muhalifler. Tarım Bakanlığı’nın ilahi yapısına karşı olduklarından veriyorlar bu kararları. O halde bu kararlara uymaya ne gerek var?

Son olarak Sayın Bakan, adım geçtiğinde hep “o adam” dediğiniz bendeniz haddimi aşıp sizi eleştirmeye kalmışsam affola. Bizim gibi faniler böyle işte. Lütfen emir buyurunuz da mevzuata hazeratına bir baksınlar. Bakanlığınızı eleştiren bizim gibilerin tehcirine izin veren bir madde mutlaka vardır. Gerçi siz daha iyi bilirsiniz ama sürelim bizim gibileri bu ülkeden…

* * *

Allah’ım çok ama çok sabırlısın. Bununla imtihan ediliyoruz. Şahit ol ki yılmak yok. Bu davranışlar bizi sadece kamçılar ve daha çok çalışma azmi verir. Dünyalık çıkarlarımıza aykırı da olsa, ömrümüzün sonuna kadar gücün kim olduğuna bakmaksızın, hakkı söylemeye devam edeceğiz. Tek başımıza kalsak da! Zaten tek başımızdan pek de farklı değiliz. Lakin biliyoruz ki, Rabbim sen bizimle berabersin. Bu bize yeter!

www.twitter.com/ozerkemal

 

Ziyaretçi Yorumları (Toplam 1 yorum)
  • bir anne
    teşekkürr
    hepsini okuyamadım fakat sessiz çoğunluğun sesi olduğunuz için teeşekkürler lütfen devam ediniz
    12.04.2011 01:20:59
16.03.2011 Bu yazi 8011 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri