Son Dakika
Salı, 18 Eylül 2018 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Bilimsel diktatörlük ve yeni dünya düzeninde tıbbi soykırım
Başlık ne kadar ürkütücü değil mi? Ama hakikat başlıktan daha da ürkütücü. Turque Diplomatigue Dergisinin Şubat 2014 sayısında Türkçe tercümesi yayınlanan bu sarsıcı makale Dr. Grady A. Deal'ye ait ve 10 Mayıs 1995'de yayınlanmış. Aradan 19 yıl geçmesine rağmen hala dipdiri. Önce düşünecek kadar zaman, sonra da sıkı bir nefes alın ve Bismillah diyerek okumaya koyulun. İşte gerçekler...

YENİ DÜNYA DÜZENİNDE TIBBİ SOYKIRIM

Dr. Grady A. Deal, Ph.D., D.C. – 10 Mayıs 1995

Ne şanslıyız ki Yeni Dünya Düzeni’nin uluslararası bankerleri, hükümet-destekli tıbbi soykırıma dair bir entrika programı olan Ortodoks tıp yapılanmasını kontrol ediyor; Ortodoks tıp doktorunuzu sadece “onaylı” Ortodoks ilaçları, aşıları, cerrahiyi ve radyasyon tedavilerini sağlamaya zorluyor ve bunlar sizi ABD’de hasta ve bağımlı olan nüfusun %95’i içinde tutuyor ve her yıl 1 milyonun üzerinde Amerikalıyı boş yere öldürüyor. Buna ek olarak, tıp mafyası her sene kürtaj yoluyla 1,5 milyonun üzerinde doğmamış bebeği öldürüyor. Dolayısıyla tıbbi soykırım, her yıl 2,5 milyonun üzerinde insan öldürüyor ve size her sene 1 trilyon dolarlık bir maliyeti oluyor ki bu da gayri safi ulusal bütçenin %12’sine karşılık geliyor. Tıbbi soykırım, sağlığınız ve yaşamınıza yönelik iyi bir yatırım değil.

TIP 1910’DA ÖLDÜ

Rockefeller, Eustace Mullins’in Enjeksiyonla Ölüm ve G. Edward Griffin’in ‘Kansersiz Dünya’ kitaplarında belgelendirildiği üzere, 1910 yılı itibariyle, Rockefeller tüm tıp mesleği üzerinde kontrolü ele geçirdi. Rockefeller, milyonlarca dolar rüşvet vermek suretiyle tüm tıp okulları ve her eyaletin lisans kurulunu satın aldı. Bugün eğer Ortodoks tıp doktorunuz sizin her türlü sağlık sorununuz için test edilmemiş ve etkisiz bir Rockefeller ilacını reçeteye yazmıyorsa, eğer her türlü temel metabolizma bozukluğunu kötü bir şekilde yönetmiyorsa (toksisite, serbest radikal patoloji, gıda alerjisi, hipo-tiroid, kandidiyasis, vs), eğer ilaç-dışı bütüncül terapiler kullanıyorsa, sağlıksız yiyecekler ve Rockefeller’in proses ettiği gıdaları tavsiye etmiyorsa ve eğer tıbbi soykırım uygulamıyorsa, Rockefeller usulü tıbbı uygulamadığı için lisansını kaybetmesi an meselesidir.

İLAÇ VE AŞILARIN BÜYÜK BÖLÜMÜ ROCKEFELLER’İN

Rockefellerler ve diğer uluslararası şirketler, tıbbi ilaç ve aşı endüstrisinin büyük bölümünün sahipleri konumundadır ve proses edilmiş ve proses edilmiş ve abur cubur endüstrisinin de büyük bölümüne sahiptirler. Birçok tıbbi ilaç, Rockefeller’ların sahip olduğu petrol endüstrisinden gelen petrol yan ürünlerinden yapılmıştır. Medyayı kontrol etmektedirler. Dünyanın her bir yanında uluslararası komünizmi yaratmışlar ve finanse etmişlerdir. Hükümetimizi, özel şahsa ait Federal Rezerv Sistemi aracılığıyla paramızı ve kredi sistemimizi kontrol etmek suretiyle kontrol etmektedirler. Washington DC’de sizi tıbbi soykırıma ve Yeni Dünya Düzeni’nin uluslararası komünizmine satan her bir sahtekar politikacıyı ve hükümet binasını satın almak için yeterince paramızı çaldılar.

ROKFELLER’İN İZİN VERMEDİĞİ YÖNTEMLER KABUL EDİLMEZ

Rockefeller, ilaçlar konusundaki yaklaşımının önündeki tüm rekabeti ortadan kaldırmak suretiyle tıbbi bir tekel kurmak yoluyla denetimini konsolide etmiştir. Bunu ise, tüm bütüncül tıp doktorlarına, kiropraktik yapanlara ve şelasyon, ultraviyole, hidrojen peroksit, ozon ve oksijen terapileri gibi doğal tedavi savunanlara karşı sahte raporlar üreten ABD’nin her bir kendindeki ortalama Ortodoks tıp doktorları, ajanları, bürokratları, politikacıları, medya propagandacıları yoluyla yapmıştır. İşte bu yüzden de çoğal terapileri hiçbir devlet bürokrasisi “kabul etmez” ve kiropraktik mesleği halen Rockefeller yapılanması tarafından aşağılanmaya devam etmektedir.

Bunun anlamı, aslında, tüm bütüncül doktorların “yalancı doktor” olduğu ve doğal ilaç-dışı terapilerinin birer zevzevlik olarak kabul edildiği ve yasadışı kabul edildiğidir. Bunun sebebi ise, etkin olmamaları değil, etkin olmaları ve soykırıma dair Rockefeller tıp yapılanmasının parçası olmayışlarıdır.

KEMOTERAPİ KONUSUNDA HİÇBİR BİLİMSEL ARAŞTIRMA YOK

Tıp doktoru Robert Mendelsohn, “Tıptaki Muhalif” başlıklı kitabında, Ortodoks medikal yapılanmanın ağızlara sakız ettiği “bilimi” reddeder ve şöyle yazar: “Bugün kanser konusundaki zevzekliklerin en tehlikeli şekli, modern tıp içinde olanıdır. Örneğin, kanser kemoterapisinin hiçbir şekli, bu zamana değin kontrollü bir bilimsel araştırmaya konu olmamıştır. Yani, terapiye aday olanların yarısı tedaviyi kabul etmekte, diğer yarısı ise etmemektedir. Ortodoks terapilerdeki tek kanıtlanmış etmen, rakip tepkilerdir.”

HEM ZİHİNSEL HEM DE BEDENSEL OLARAK ZAYIFLATIYORLAR

Mullins, şöyle söylemektedir: “Bugün, hem zihinsel hem de fiziksel olarak zayıflatan hastalıklardan mustaribiz ve bunların neredeyse tümü, kimyasal ve ilaç tekelinin operasyonlarıyla doğrudan bağlantılı olabilir ve bir ulus olarak süregiden varlığımızın önündeki en büyük tehdidi oluşturmaktadır.”

Mullins şöyle devam eder: “Tıpta Rockefeller etkisi Tıbbi Tekel’in içine (kanser endüstrisinin denetimi de dahil olmak üzere) kemikleşmiş durumdadır. Tıp doktoru Hardin James ise, 1969 yılında Amerikan Kanser Derneği’ne şöyle seslenmiştir: “Tedavi edilmemiş kanser vakalarının yaşam beklentisi, (Rockefeller’in onayladığı kemoterapi, cerrahi ve radyasyonla) tedavi edilenlerden çok daha yüksektir.

ROCKEFELLERLE ÇELİŞİRSENİZ…

Rockefeller, sağlık alanındaki hayırsever faaliyetlerin tümünü başlatmıştır ve onların tümünü de kontrol etmektedir. İşte bu yüzden de sizin “favori” sağlık hayırseverliğiniz, Rockefeller ilaçlarıyla rekabet halindeki tüm ilaç-dışı bütüncül terapilere ters düşmektedir. Rockefeller’in denetiminde sağlık alanında çalışan hayır kuruluşlarına bağış yaptığınızda, doğal bütüncül tedavinin ortadan kaldırılmasını desteklemiş oluyorsunuz; üstelik Amerikalı dostlarınıza soykırımvari Ortodoks tedavilerle zarar verilmesi ve onların öldürülmesini de destekliyorsunuz.

Health and Wellness Today’deki bir makalesinde, tıp doktoru Julian Whitaker, (Haziran 1993) her yıl baypas ameliyatından 15.000 kadar hastanın öldüğünü yazmıştı; oysa ki şelasyon gibi “daha iyi teşhis ve alternatif tedavilerle hayatlarının kurtulması mümkündü.”

DİYETİSYENLİĞİ POPÜLER YAPAN ŞEY…

Rockefeller yapılanmasına dahil olan tıbbi doktorlar ve onların fino köpekleri gibi kayıtlı diyetisyenleri, sürekli olarak sağlıklı olmayan gıdalar (süt ürünleri, proses yağlar, mayonez, margarin, kahve, vs) öneriyorlar; oysa söz konusu gıdalar serbest radikal patolojiye, kardiyovaskuler hastalıklara, kansere ve diğer sorunlara yol açıyor. Bu durum, kısmen, Ortodoks doktorları ve Rockefeller yapılanmasına mensup diyetisyenleri bu denli popüler yapan bir şey; keza size en çok sevdiğiniz balıklardan vazgeçmenizi tavsiye etmeksizin sizin kendi kendinizi öldürmenize izin veriyorlar. Bu durum, aynı zamanda, ortalama hastanın bütüncül doktorlardan ve beslenmeyle ilgili kiropratiktik yapanlardan uzak durmasına yol açıyor; keza bu kişiler sizden hiç kuşku yok ki sağlıksız besinleri ve kötü alışkanlıklarınızı sonlandırmanızı talep edeceklerdir.

HASTALIKLARIN YARISININ SEBEBİ…

Tıp doktoru Joseph Price, M.D. ise, “Kalp atardamarları, Kolesterol, Klor” başlıklı kitabında, içme suyundaki klorun, kardiyovaskuler hastalıkların büyük çoğunluğunun sebebi olduğunu yazmıştı. Doktor Kurt Oster ve Doktor Donald Ross ise, XO Faktör adlı kitaplarında, homojenleştirilmiş süt içindeki ksantin oksitleyici enzimlerin kardiyovaskuler hastalıkların neredeyse yarısının sebebi olduğunu belirtmişlerdi. Dr. George Meinig, D.D.S., ‘Kök Kanal Örtbas’ adlı kitabında, kök kanalların, vücudun tüm bölgelerine –özellikle de kalbe- yayılan bakterileri barındırdığını, endokartitis, miyokarditis ve kalp hastalıklarına sebep olduğunu, aynı zamanda tüm vücuttaki diğer kronik enfeksiyon ve dejeneratif hastalıkların da %70’ine yol açtığını söylemişti. Tıp doktoru Stephen Langer, ‘Çözüldü: Hastalığın Bilmecesi’, adlı kitabında ise, Ortodoks yaklaşımlar sonucunda sürekli kötü bir şekilde yönetilen tiroid işlevinin kandaki kolesterol düzeylerinin yükselmesine sebep olduğunu ve kardiyovaskuler hastalıkları tetiklediğini belirtmişti.

KLOR MU DEDİNİZ?

Ortodoks yaklaşımlar, sizi hasta, bağımlı ve sürekli yeniden hastalanan bir şekilde tutmak için, klorun, süt ürünlerinin, kök kanalların, hipo-tiroidin, serbest radikal patolojinin ve tedavisinin ve serbest radikalleri nötralize eden şelasyon terapisinin rolünü gözden düşürür; kan damarlarındaki ağır metal zehirlenmesi ve blokajları ortadan kaldırır.

HASTALIKLARIN ÇOĞU ÖNLENEBİLİR AMA…

ABD Sağlık, Eğitim ve Refah eski Bakanı Joseph Califano’nun tahminlerine göre; tüm hastalıkların ve erken ölümlerin üçte ikisi, aslında önlenebilir türden. Doktorların alternatif iddialarına göre; tüm hastalıkların %90’ına kadarı önlenebilir ve yaşam biçimlerinde sağlıklı değişimler yaratıp doğal terapilere yöneldikçe ortadan kaldırılabilir. Bu tahminler temelinde, tüm kardiyovaskuler hastalıklardan kaynaklı ölümlerin yaklaşık %80’inin –yani 800.000 ölüm- eğer tıp tekeli hastalık ve ölüm yerine sağlığı teşvik etmiş olsaydı, önlenebilir nitelikteydi. Eğer Ortodoks yaklaşımlar tarafından şelasyon terapisi serbest radikal patoloji kaynaklı kardiyovaskuler hastalıkların doğal bir tedavisi olarak kabul edilirse, ve eğer klorlu içme suları, süt ürünleri, kök kanalları ve hipo-tiroidin tehlikeleri hakkında size gerçekleri açıklarlarsa, bu abesle iştigal ölümler de önlenebilir hale gelecektir.

İLAÇLAR KANSERE YOL AÇIYOR

Rockefeller tarafından proses edilmiş besinler ve toksik ilaçlar, planlanandan daha fazla kansere sebep oluyor ve elbette bütüncül terapiler de yok hükmünde sayılıyor. Her sene kanserden yarım milyon insan ölüyor. Abesle iştigal olan bu ölümlerin en az %50’si, ozon, hidrojen peroksit, şelasyon, oksijen terapilerinin yanı sıra iyi bir detoks diyeti eşliğinde önlenebilir. Rockefeller’ın tıp doktorları, her sene ABD’de Rockefeller’ın ilaçları, cerrahisi ve radyasyonuyla 250.000 kanser hastasını öldürüyorlar.

Serbest radikal patoloji ve hipotiroidi kötü yönetmenin yanı sıra, Ortodoks tıp doktorları rutin bir şekilde sistemik toksisiteyi, alerjiyi, kandidiyazı, kronik yorgunluk sendromunu, hipoglisemiyi, kabızlığı ve diğer bilinen metabolik bozuklukları yok sayıyorlar, küçümsüyorlar, itibarsızlaştırıyorlar ve kötü yönetiyorlar. Teşhis edilmemiş, kötü teşhis edilmiş, tedavi edilmemiş ve kötü tedavi edilmiş olan bu çok rastlanan metabolik hastalıklar, kardiyovaskuler hastalıkların, kanserin, eklem iltihaplarının, zayıf bağışıklık sisteminin, yorgunluğun, depresyonun, kilo almanın ve diğer tüm sağlık sorunları ile hastalıkların temel sebebini oluşturmaktadırlar.

SAHTE VE SATILIK HASTALIKLAR…

Tıbbi doktorlara, Rockefeller denetimindeki tıp okullarında, söz konusu temel metabolizma bozukluklarının, kronik şikayetçiler ve hastalık hastası kişiler tarafından uydurulan ve büyük oranda hayal gücü ürünü sahte hastalıklar oldukları, gerçek doktorların bu sahte hastalıkları görmezden gelmeleri, küçümsemeleri ve gözden düşürmeleri gerektiği, sadece safsatalarla uğraşan bütüncül tıp doktorlarının, bütüncül kiropratisyenlerinin ve natüropati üzerinde uzmanlaşmış kişilerin bu sahte hastalıkları safsata yollardan tedavi ettikleri öğretiliyor.

SİZİ BU HALE TIP GETİRDİ

Tıp doktoru Stuart Berger, “What Your Doctor Didn’t Learn in Medical School” (Doktorunuzun Tıp Doktorunda Öğrenmedikleri) (1988) başlıklı kitabında şöyle der: İlaç-odaklı Ortodoks tıp doktorları, sizi gereksiz yere hasta, usanmış, depresif ve malul hale getirir ve bunun için de metabolizmayla ilgili temel bozuklukları görmezden gelirler ve yanlış tedavi uygularlar. Sonuç olarak, Rockefeller yapısına mensup doktorların bilmedikleri (ve özellikle eklemek isterim) ve bilmezden geldikleri şeylerin neticesinde, milyonlarca Amerikalının yaşantısı boşa harcanır ve hatta kaybolur.

MODERN TIP, BİLİMSEL DEĞİLDİR, ŞARLATANLARLA DOLUDUR

Modern tıp, bilimsel değildir. Siyasi olarak güdülenmiş bir tıp soykırımıdır ve şarlatanlıklarla doludur; çünkü Rockefeller ve ilaç endüstrisine sahip olan ve denetleyen diğer uluslararası haydutlar, aynı zamanda ABD ve dünya çapındaki tüm tıbbi ve bilimsel araştırmaları da kontrol etmektedirler; böylelikle kanser, kardiyovaskuler hastalıklar, eklem iltihapları, AIDS ve diğer sağlık sorunlarını tedavi etmek üzere doğal terapilerin tüm bilimsel keşiflerini yok sayarlar.

ULUSLARARASI DÜZEYDE RÜŞVET…

Uluslararası düzeyde rüşvet ve yolsuzluk, ilaçların sınanma aşamasında çevrilen dalavereler, veri uydurmaları, Dr Braithwaite’e göre oldukça yaygındı (Townsend Letter for Doctors, Ocak, 1994). Bu rapor, tıbbi araştırmacıların, teste konu olan deneklerin öldüğünü veya hastaneden ayrıldıklarını raporlamadıklarını belirtmektedir: kötü sonuçlar raporlanmamaktadır. Ayrıca, bazı tıp araştırmaları, yıllık 1 milyon dolar kazanmaktadır ve gelecekte işini devam ettirebilmek için sonuçlar üzerinde tahrifat yapmak üzere yoğun baskı söz konusudur.

FARMASÖTİK ENDÜSTRİSİ, YASAMA ORGANINI SATIN ALMIŞTIR.

“Batı Almanya’nın prestijli haftalık dergisi Der Spiegel (24 Haziran 1985)... Bir kural olarak, ilaç şirketleri münferit politikacılara ve bunlar arasından seçilen ve sağlık politikasını belirleyen kamu yetkililerine belli bir para verirler. Milyarlarca dolar değerindeki farmasötik endüstrisi, yasama organını satın almıştır.”

DOKTORUNUZA RAĞMEN SAĞLIKLI BİR ÇOCUĞU NASIL YETİŞTİRİRSİNİZ: MÜMKÜN OLDUĞUNCA DOKTORUNUZDAN SAKININIZ

Tıp Doktoru Robert Mendelsohn, “How to Raise a Healthy Child In Spite of Your Doctor” (Doktorunuza Rağmen Sağlıklı bir Çocuğu Nasıl Yetiştirirsiniz?) başlıklı kitabında şöyle yazar: “kötü ilaçların büyük kısmı ABD’de uygulanmaktadır. Doktorlar, tıp eğitiminin önleme yerine müdahale konusundaki önceliği, ilaçlar ve teknolojiye olan bağımlılığı ve her bir (tıp) öğrencisinin beynine kazınan bağışlanamaz ritüeller, ayrıntılar ve bencil davranışlar yüzünden bozulmuşlardır. Beyinleri kurumsal budalalıklarla o denli dolmuştur ki, sağduyuya hiçbir yer kalmamıştır. Davranışlar konusunda uzun zamandır yaptığım gözlemler ve binlerce çocuğun tedavisinde edindiğim deneyim temelinde ailelere tavsiyem, “mümkün olduğunca doktorunuzdan sakınınız” şeklindedir.”

Dr. Mendelsohn; “çocukluk hastalıklarının önündeki en büyük tehdidin, onları kitlesel bağışıklıklar yoluyla hastalıklardan korumak için yapılan tehlikeli ve etkisiz çabalardan ileri geldiğini” söylemektedir.

TÜM AŞILARI REDDEDİN

Kitlesel aşılama kampanyalarının, herhangi bir çocukluk hastalığını (çocuk felci dâhil) ortadan kaldırdığı konusunda inandırıcı herhangi bir bilimsel kanıt bulunmamaktadır. Dr Mendelsohn, “sizi çocuğunuza yönelik tüm aşıları reddetmek konusunda uyarmaktadır.”

AŞILARIN AMACI: GİZLİ PROVİRÜSLER YARATMAK ÜZERE İNSANLARDA RNA OLUŞUMUNUN TOHUMLARINI ATMAK

“Rıtgers’ten Dr. Robert Simpson 1976 yılındaki bir makalesinde ise şöyle der: grip, kızamık, çocuk felci gibi hastalıklara yönelik aşılama programları, gizli provirüsler yaratmak üzere insanlarda RNA oluşumunun tohumlarını atabilir. Uygun koşullar altında harekete geçirildiğinde, birçok hastalığa sebep olabilirler. Bunlara örnek olarak; romatizma eklem iltihabı, multipl skleroz, sistemik lupus erythematosus, Parkinson ve belki de kanseri göstermektedir.”

Şubat-Mart 1994’te Townsend Letter for Doctors’ta yayımlanan bir makalede şöyle denmekteydi: “Kitlesel aşılamalar ve antibiyotikler, bir yüzyıl sonrasına kadar sahneye çıkmadılar.” Birçok bulaşıcı hastalık 1850’li yıllarda ortaya çıktı. 1950 yılı itibariyle birçok bulaşıcı hastalık yok oldu veya gizli bir şekle büründü. “Ne yazık ki, aşılamalara çok önem verildi (ve halen de veriliyor). Halen Rotary’nin milyonlarca doları, oyunun kurallarının ciddi biçimde değiştiği konusunda en ufak bir fikri olmayan binlerce yöneticinin cebinden alınıyor: Salk aşısının çocuk felci oranını %400-600 arasında sıçrattığı neredeyse tüm eyaletlerde ise, bu durum böylelikle sümenaltı ediliyor.”

MEDIKAL GESTAPO AŞILAR ARASINDA MANİPLASYON YAPIYOR

“İstatistiklere bakıldığında, çocuk felcinin neredeyse ani bir şekilde büyük bir sorun olmaktan çıktığını, ancak çocuk felcinin daha önceki yıllarda teşhis edildiği sayılarla neredeyse örtüşür şekilde menenjitin (bazen spinal menenjit veya multipl skleroz da denir) bir anda salgın boyutlarına ulaştığını görüyoruz. Aslında, 1971 yılında Kaliforniya Bulaşıcı Hastalıklar Devlet Raporu (1971) gösterir ki, 1955-1966 yılları arasında çocuk felci vakaları 272’den 50’ye geriledi; bu sırada viral menenjit ise 5’ten 256’ya fırladı. Ayrı bir rapor ise, çocuk felcinin artık menenjit ismiyle raporlandığını belirtir. Dolayısıyla, teşhis kriterlerinde birkaç küçük değişiklikten dolayı her yıl binlerce vaka olsa da, bugün artık çocuk felcinin yaşanmadığı söyleniyor. Kısacası, hükümetin medikal Gestaposu, çocuk felcinin ve diğer benzer hastalıkların ismini değiştirip menenjit yapmış; böylelikle çocuk felci aşısının çocuk felcini durdurmadığı gerçeğini örtbas etmiştir.

DOKTORLARA BASKI

Tıp doktoru ve “Racketeering in Medicine, The Suppression of Alternatives” (Tıpta Şantaj: Alternatiflerin Ortadan Kaldırılması) kitabının (1992) yazarı James Carter, şöyle yazar: “Kapalı kapılar ardında, organize tıp, metotlarını durdurmaları için alternatif doktorlar üzerinde ciddi baskı uyguluyor. Meslektaşları tarafından dışlanıyorlar ve etik davranmadıkları, sahtecilik yaptıkları ve diğer uydurma bahanelerle kendilerine saldırılarda bulunuluyor; zihinsel yetenekleri bile sorgulanıyor. Alternatif doktorlar, haksız yere, hastalarını para için sömürmekle suçlanıyorlar. Şarlatanlar olarak yaftalanan bu insanlar, haksız saldırılara ve düzmece suçlamalara konu oluyorlar – nesnel soruşturmalara değil.”

“Kurumsal çıkarlar, hangi tıbbi süreçlerin aranacağı ve geliştirileceğini belirler. Ticaret ve endüstrinin finansal devleti ve onların kurumsal sponsorlu hayırsever destekçileri (örneğin Amerikan Kanser Derneği) yatırımlarını temsil eden yasaların geçmesi için paralar harcayıp lobi yapıyorlar. Rekabeti ortadan kaldırmak niyetindeler.”

MEDIKAL TIRANLIK: SAĞLIKLI GIDA DÜKKANLARI VE BÜTÜNCÜL TIP DOKTORLARINA BASKIN

Rockefeller medikal Gestaposu, sağlıklı gıda dükkanları ve bütüncül tıp doktorlarına baskın yapıyor ve vitaminlerine, ozon makinelerine, radyonik makinelerine, bilgisayarlarına, kitaplarına, medikal ekipmanlarına ve diğer özel mülklerine el koyuyor. Yüz binlerce doların münferit olarak kaybı oldukça rastlanır bir durum olup el konulan mülkler, her ne kadar bütüncül doktora yönelik olarak herhangi bir resmi dava açılmamış olsa da, hiçbir zaman iade edilmedi. Bu medikal bir tiranlık ve net etkisi de hükümetin desteklediği küçük düşürme ve tıbbi soykırım uygulamaları, çünkü birçok insan, bu bütüncül doğal terapilerle tedavi edilemez.

INSANA ÖLDÜREN VE ZARAR VEREN BIR BAŞKA ENDÜSTRI VAR MI?

Bütüncül tıp doktoru Julian Whitaker, Health and Wellness Today’de (Ekim 1993) yayımladığı bir makalesinde şöyle yazmaktadır: “New England Journal of Medicine’in aktardığında göre, 1984 yılında sadece New York’ta standart hastane prosedürleri sonucunda 98.609 insana zarar verildi ve 13.451 kişi öldürüldü. Ulusal ölçekten bakıldığında, bunun anlamı; tıbbi hatalar ve yanlış uygulamalar sonucunda bir yıl içerisinde 1,4 milyon Amerikalıya zarar verilmesinin ve yaklaşık 186.000 kişinin öldürülmesinin mümkün oluşudur. Bir yılda bu kadar çok insanı öldüren ve zarar veren bir başka endüstri daha arayın da bulasınız.”

AMELİYATLARIN ÇOĞU GEREKSİZ

Dr. Robert Schenieder, “When to say No to Surgery” (Operasyonlara Ne Zaman Hayır Denir) adlı kitabında, tüm operasyonların %25’inin, bademcik ameliyatı ve rahim ameliyatlarının ise %25’inin gereksiz olduğunu söylüyor. Her yıl yapılan 25 milyon ameliyat arasında, bu da demek oluyor ki her sene 6 milyon kadar gereksiz ameliyat yapılıyor. Tıp uzmanlarına göre, 6 milyon gereksiz ameliyat içinde 83.000 kadar Amerikalı her sene gereksinim duymadıkları operasyonlar sonucunda ölüyorlar.

HER YIL 140.000 KİŞİ ILAÇLA ÖLDÜRÜLÜYOR

Marti Kheel, Townsend Letter for Doctor’da (1992), ABD Gıda ve İlaç İdaresi FDA verilerini temel alarak, ABD’de 1,5 milyon kişinin 1978 yılında reçeteli ilaç alımı sonucunda hastanelik olduğunu belirtmektedir. Ve hastaneye kaldırılan hastaların %30 kadarı, kendilerine uygulanan terapi sonucunda daha büyük bir hasar görmektedirler. Khell bu noktada şöyle der: “ABD’de ilaç alarak öldürülen insan sayısının her sene 140.000 civarında olduğu tahmin edilmektedir.”

Dr. Michael A. Schmidt ise, “Beyond Antibiotics” (Antibiyotiklerin Ötesinde) adlı kitabında, tüm antibiyotiklerin %60 kadarının gereksiz yere reçetelendiğini, tedavi etmeyi iddia ettikleri sonuçlara sebep olduklarını ve iyileşen hijyen ortamları sonucunda antibiyotiklerin değil ölüm oranlarının arttığını belirtmektedir.

HASTALAR AÇISINDAN HASTANELER TEHLIKELI YERLERDIR

Medical Heretic’te aktarıldığına göre ise; 25 yıl boyunca pratisyen doktorluk yapan tıp doktoru Robert Mendelsohn şöyle yazmıştır: “Yıllık fiziksel incelemeler, bir sağlık riskidir. Hastalar açısından hastaneler tehlikeli yerlerdir. Çünkü örneğin içeri girerken sizde olmayan bir enfeksiyon ve hastalık kapmış şekilde çıkabilirsiniz oradan. Ameliyatların çoğu pek fazla yarar sağlamaz, büyük bölümü de zarara sebep olur. Tıbbi test laboratuvarları, şaşırtıcı biçimde %50 hatalıdır.” Dr. Mendelsohn, şunu söyleyerek sözlerine son verir: “Modern tıbbın %90’ından çoğunun (doktorlar, hastaneler, ilaçlar ve ekipmanlar) yeryüzünden yok olabileceğine ve bunun etkisinin ivedi ve yararlı olacağına inanıyorum.”

Aslında çok hasta olmanıza rağmen, temiz raporu verebilirler size yıllık fiziksel incelemeler sonucunda. Çünkü Ortodoks tıp doktorları semptomlara odaklamakta; bunun temel sebeplerine (örneğin sistemik toksisite, serbest radikal paoloji, hipo-tiroid, alterji ve kandiyasis) bakmazlar.”

GIDA VE BESLENME DERSİ YOK

Tüm bunlar doğrudur ve belki de günün birinde Rockefeller yapılanmasının mensubu olan doktorunuzun ünvanındaki “Tıp Doktoru”nun aslında “Ahlaki Olarak Yozlaşmış” anlamına geldiğini anlayacaksınız; çünkü onun için sizin sağlığınız da yaşamınız da hiçbir şey ifade etmiyor; sözleri değil ama çalışmaları bunun bir kanıtı. Eğer doktorunuzun Rockefeller yapılanmasına mensup yozlaşmış biri olduğunu nasıl anlarsınız? Ona sorun: “Şelasyon, ozon, ultraviyole, Zırh tiroid, homeopati, kiropratik, natüropati, bitkiler, vitaminler ve tercih özgürlüğünü kullanıp destekliyor musunuz?” Eğer yanıt hayır ise, bilmiyorum, belki veya “tıp okulunda beslenme ve alternatif terapi derslerini görmemiştim”, ise, kendinizi nazikçe affedin ve bütüncül bir tıp doktoru bulun kendinize. Gerçek bir doktor olsun ve herşeyden önce doğal terapiler kullansın.

ABD’DE YAKLAŞIK 65 MİLYON İNSAN ÖLDÜ

30 MİLYON BEBEK İSE DOĞMAN ÖLDÜRÜLDÜ

Rockefeller tıp yapılanmasının kontrolünü ele aldığından beri geçen son 80 senede yaşanan tıbbi soykırım, Rockefeller’ın onayladığı hileli ilaçları, cerrahi yöntemleri ve radyasyonu kullanan yaklaşık 65 milyon insanın ölümüne sebebiyet verdi. Buna ek olarak, Rockefeller’ın başlattığı ve finanse ettiği kürtaj klinikleri, Roe vs Wade gibi şeytani bir karardan beri 30 milyonun üzerinde doğmamış masum bebeğin ölüm fermanını imzaladı.

Şimdilerde artık Rockefeller tıbbi soykırımının son 80 yılda verdiği 95 milyonluk can kaybının, Rockefeller’ın soykırımbari Yeni Dünya Düzeni’nin bir parçası olduğunu anlamaya başlayabilirsiniz. Bu; totaliter, komünist bir plandır ve özgürlük, bolluk, sağlık, refah ve barış vaat eder; ancak bunun yerine kölelik, kıtlık, doktor kaynaklı hastalıklar ve ölüm, ve sürekli bir savaş sunacaktır.

TIP UYGULAMALARINI ROCKEFELLER ve ROTHSCHILD KONTROL EDİYOR

Rockefeller, Rothschild ve diğer uluslararası bankerler, Rockefeller tıp yapılanmasını kontrol etmektedirler. Tüm rekabeti soykırım hedefine yönelik ilaç yaklaşımı lehine yok etmek istiyorlar. Bizi hasta ve bağımlı tutmak, bizi köle yapmaya dönük küresel planlarına dayanamayacak kadar hasta ve bağımlı tutmak için soykırım hedefli programlarının bir parçası olarak kiropratiği sınırlandırmak ve yok etmek istiyorlar.

STALIN, ROCKEFELLER’IN, ROTHSCHILD’IN VE DIĞER ULUSLARARASI BANKERLERIN BIR AJANIYDI.

Ulusal egemenliğimizi yok eden ve aynı tek dünya hükümetini temel alan bu uluslararası haydutlar, aynı zamanda tıp yapılanmasını da kontrol ediyorlar. Yeni Dünya Düzeni, komünisttir ve Rockefeller’ın denetimindeki Amerikan hükümeti, 80 yılı aşkın süredir komünizmi desteklemektedir. Roosevelt, Truman ve Eisenhower, Stalin’in Komünizmini ve Rusya’da çoğu beyaz Hıristiyanlardan oluşan 30 milyon ila 50 milyon arasında kişinin öldürülmesini desteklemişlerdir. Stalin, Rockefeller’ın, Rothschild’ın ve diğer uluslararası bankerlerin bir ajanıydı. Bu uluslararası Komünistlerin geçen 100 yıl içerisinde 300 milyonu aşkın insanı öldürdüğü tahmin ediliyor ve buna ek olarak tıbbi soykırımları geçen 80 yıl boyunca 95 milyon kişinin ölümüne neden oldu.

Tıbbi soykırım; yapay semptomların sağlık sorunlarınızı daha da kötüleştirme niyetindeki İLAÇLAR HASTA ETMEK İÇİNDİR

Rockefeller ilaçlarıyla tedavi edilmesini içerir. Ancak bu ilaçlar, sizi hasta etme niyetiyle hastalığın temel sebeplerini yok sayar, küçümser, gözden düşürür ve kötü yönetir; zorunlu aşılamalar, hastalığı tedavi etmez ama yeni hastalık yaratır; sağlığınıza zarar vermek için sağlıksız gıdalar önerirler; insanların hayatını kurtardığı ve tıbbi maliyetleri azalttığı kanıtlanmış olan tüm ozon, ultraviyole, oksijen terapilerini, şelasyon ve diğer holistik terapileri ortadan kaldırırlar; bütüncül terapilerin test edilmesi için yapılan tüm araştırmaları engellerler ve reddederler; kürtaj, kürtaj klinikleri, uluslararası kuruluşların yarattığı AIDS virüsü, virüs bulaşmış şırıngalarla (hepatit ve çocuk felci aşısı dahil) kasten yaygınlaştırılır. Tüm bunlar ise, tıbbi bir soykırımdır.

2 MİLYAR İNSANI YOK ETMEK İSTİYORLAR

İnsan hiç bu kadar şeytansı olabilir mi? Siyasi analist olan Dr. John Coleman, enternasyonalistlerin Global 2000 Raporu’nun –aslında gizli bir belgedir- tıbbi soykırım, kürtaj, doğum kontrol hapları, kürtaj klinikleri, ötenazi, intihar, homoseksüellik, sivil haklara karşı bakteri savaşları ve savaş yoluyla 2000 yılına kadar dünya üzerinden 2 milyar kişinin yok edilmesi ve nüfusta sıfır büyüme oranının yakalanması çağrısında bulunur.

Dr. Coleman ise şöyle der: “yönetici sınıf, tarikatların istilasına uğramıştır. Bir takım tarikatların ve gizli toplulukların ağına aitlerdir ve bu çerçevede bazı insan sınıflarını öldürmenin onların zorunlu görevi olduğu öğretilir onlara. Bu tarikatların mensupları ve müritleri, istenmeyen milyonlarca insanı öldürmek konusunda tereddüt etmezler. Bu gerçeği kavradıktan sonra, Roma Kulübü’nün kitlesel cinayet planlarını nasıl gerçekleştirmek istediklerini görmek kolay olacaktır.” İyi tanınan bir enternasyonelist olan H.G. Wells şöyle yazar: “Yönetici sınıfın ideallerini sürdürmek hedefiyle bir kişi öldürüldüğünde, öldürmek kolaylaşır.”

Küresel 2000 raporunun ölüm tacirlerinin sizi öldürme planları var. Bankerlerin yarattığı savaşların bizleri yeterince hızlı şekilde öldürmeyişi hakkında yorum yapan meşhur homoseksüel ve enternasyonalistlerin şamaroğlanı Bertrand Russell, “The Impact of Science and Society” (Bilim ve Toplumun Etkisi) başlıklı kitabında şöyle yazar: “Savaş, bu anlamda hayal kırıklığı yaratır; ancak belki de bakteri savaşı etkili olabilir. Eğer dünyaya her bir jenerasyon boyunca bir veba yayılabilirse, bundan sağ kurtulanlar, dünyayı aşırı kalabalık yapmaksızın yeni canlılara hayat verebilirler. Bu tür bir gidişat, kulağa nahoş gelebilir, ama durum ortada.”

Peki liberal politikacılarımız bizi kurtaracaklar mı? Eustace Mullins, hem Cumhuriyetçi Parti hem de Demokrat Parti’nin, bilinen Komünist örgütlerle bağlantıları ve Komünist platforma olan destekleri sebebiyle, kanıtlı komünistler olduklarını söyler.

Komünist platform dahilinde, bizden çaldıkları paralarımızı ve kredi sistemini kontrol eden uluslararası Komünistlerin, bankerlerin sahip olduğu Federal Rezerv Bankaları bulunmaktadır. Amerikan Kongresi, paramızı ve kredi sistemimizi kontrol etmelidir; uluslararası Komünist bankerler değil... Özel mülkün ortadan kaldırılması, komünizmdir. Feodal devletin sahip olduğu mülkiyet açısından “gayri mahdut mülkiyet hakkı” hileli bir kelimedir; diktatoryal planlama birimleri ise, özel mülkiyet üzerindeki devlet kontrolüne işaret eder. Veraset vergisi ve tereke mahkemeleri, varisleri kendi özel mülkiyetleri üzerinden dolandırır. Ateist hükümet okulları ve okullardaki duanın kaldırılması da, tamamen Komünist Manifesto’dan alınmıştır. Sosyal Güvenlik kazançlarının ve refahın kabulü, insanı devletin bir vasisi haline getirir. Anayasa mahkemeleri, yerlerini, usulsüz deniz idare mahkemelerine bırakmıştır. Clinton’ın ulusal sağlık planı ise, hem sosyalist hem Komünist hem de soykırım hedefliydi.

TIBBİ SOYKIRIM YENİ DÜNYA DÜZENNİ BİR PARÇASI

Herhangi bir hata olmasın: tıbbi soykırım, Yeni Dünya Düzeni’nin soykırımının bir parçasıdır. Tek Dünya Hükümeti’nin tek bir hedefi bulunmaktadır: uluslararası komünistler tarafından kontrol edilmek istenmeyen herkesin topyekün soykırımı. Bu; bir tasfiyedir; öldürücü bir cinnettir; soğukkanlı bir cinayettir. Tıbbi soykırım, Komünist Yeni Dünya Düzeni’nin soykırımının bir parçasıdır.

Ortodoks tıp doktorunuz, Amerika’nın irili ufaklı her bir kentinde ve kırsal alanında, kabul etse de etmese de, Rockefeller ilaçlarının bir itici lokomotifidir. O bir bilimadamı değildir. Korkağın tekidir; kibrinin gerisine türlü yalanlar ve sahte bir saygınlık kisvesini gizler. En iyi doktor olduğunu iddia eder; ancak kaza kurbanlarını ortadan kaldırmak gibi iyi bir iş yapmak yerine, her türlü metabolizma bozukluğunu, hastalığı ve insana özgü marazları kötü bir şekilde yönetir. Kriminal açıdan ihmalkardır ve işe yaramadığı kanıtlanmış Ortodoks tedavileri kullanırken, şelasyon, ozon ve diğer doğal bütüncül terapileri kullanmayı reddederken bir cani halini alır. Rockefeller’in proses ettiği gıda endüstrisi, sağlık sigortası endüstrisi, ilaç endüstrisi ve tıbbi yapılanmanın bir fahişesi haline gelmiştir; öyle ki uygun beslenme tavsiyeleri, sağlık sigortası kapsamı, tıbbi araştırmalar, teşhis, tedavi ve alternatif doğal terapilere erişim, siyasi baskıyla, sahtecilikle, rüşvetle ve çalışma lisansını kaybetme tehditleriyle belirlenmektedir (şayet Rockefeller’ın uygun gördüğü ilaçları, kanıtlanmamış cerrahi müdahaleleri ve radyasyon tedavilerini reçeteye yazmazsa). Tüm bunlar sizi hasta, bağımlı ve kuzu gibi kolaylıkla güdülebilen biri haline dönüştürmek üzere tasarlanmış şeyler...

MEVZUATLARIN DEĞİŞMESİ İÇİN MÜCADELE EDİN

Kavrayışınız ve bilginiz, sadece işin ilk aşamaları. Tıbbi soykırım, bununla ilgili bir şey yapana kadar devam edecek ve bizim çok acilen bir şeyler yapmamız gerekiyor. Öncelikle bir bütüncül doktora gidin ve bütüncül tıp doktorlarına, kiropratisyenlere ve natüropati uygulayanlara eyaletinizde çalışmalarına izin verilmesi için bir mevzuatın kabul edilmesine yardımcı olun. ABD’de beş eyalet, bu çok önemli mevzuatı kabul etmiştir ve vatandaşları şimdilerde kanser, kardiyovaskuler hastalıklar, eklem iltihabı ve diğer sağlık sorunları için alternatif, etkin tedavi alabilmektedir; böylelikle insanların yaşamları kurtulup tıbbi maliyetlerde tasarrufa gidilebilmektedir.

(Not: Türkiye yapılan son mevzuat çalışmalarını Türkiye Tabipler Birliği aşlı yapı başta olmak üzere Ortadoks Tıp mensupları en şiddetli şekilde direniyor hatta tehdit ediyor.)

AMERİKA’DA HER IL 1.5 MİLYON COÇUK DOĞMAN KATLEDİLİYOR

Ortodoks tıp yapılanması, dünya çapında bir hükümetin desteklediği, entrikaları temel alan bir tıbbi soykırım programıdır ve Rockefeller onaylı ilaçlar, aşılar, cerrahi müdahaleler ve radyasyon tedavilerini kullanarak, her yıl sadece ABD’de milyonlarca insanı sakatlayıp 1 milyonun üzerinde kişiyi öldürmektedir. Buna ek olarak, Rockefeller’ın finanse ettiği ilk kürtaj klinikleri bulunmaktadır ve bugün onun ateist tıp doktoru fahişeleri, Amerika’da sırf kürtajla her yıl 1,5 milyon doğmamış bebeği katletmektedir. Rockefeller, tıp okullarının ve devletin lisans kurullarının tümüne rüşvet vermiştir; onlar da Rockefeller ilaç endüstrisinde üretilmiş faydasız ilaçları reçetelerine yazmayan tüm tıp doktorlarının lisanslarını kaldırmaktadırlar.

Rockefeller denetimindeki tıp doktorlarının ellerinde gerçekleşen en abesle iştigal ölümler; kardiyovaskuler hastalıkların ve kanserin kötü yönetiminden kaynaklanmaktadır ve birinci kısımda belirtildiği gibi her yıl 1,5 milyon ölüme sebebiyet vermektedir.

ANTİBİYOTİKLERE DİKKAT

Dr. Michael A. Schmidt, Beyond Antibiotics (Antibiyotiklerin Ötesinde) adlı kitabında, antibiyotiklerin ve cerrahinin çocukları orta kulak enfeksiyonlarından kurtarmadığını söylemişti; çünkü Ortodoks doktorlar, çocuklardan, süt ürünlerini ve bu soruna yol açan diğer besin maddelerini hayatlarından çıkarmalarını istememektedir. Süt ürünlerini ortadan kaldırmanın orta kulak enfeksiyonlarını önlemede oldukça etkin olduğu, araştırmalar sonucunda ortaya konmuştur.

Rockefeller kontrolündeki Ortodoks tıp doktorları, tüm alternatif tedavileri reddetmekte ve sadece Rockefeller ilaçlarını reçeteye yazmaktadırlar. Yoksa işlerini kaybederler. Bütüncül tıp doktorlarının, kiropratisyenlerin ve natüropatiyle uğraşanların birer şarlatan olduklarına dair iddiaları ise, aslında Rockefeller ilaçlarıyla her yıl 1 milyonun üzerinde insanın ölümü ve milyonlarcasının zarar gördüğü gerçeğini gizlemek için bir sis perdesi işlevi görür. Eğer onlar sizi yok etmezlerse, Rockefeller tıbbını uygulamak gibi sorgulanabilir bir ayrıcalığa sahip olmayacaklardır.

Peki hükümetimiz bu soykırımı durduracak mı? Hayır. Rockefeller denetimindeki hükümet, hiçbir şey yapmayacak ve bu soykırımı durdurmak için elinden gelen herşeyi ardına koymayacak. İşte işler şu şekilde ilerleyecek: Eğer tıbbi ve siyasi soykırımı durdurmayı denerseniz, Rockefeller idaresi sizi ve işletmenizi yok edecek; kirli işleri için kullandığı kontrolü altındaki medyayı, bankaları, IRS’yi, mahkemeleri ve avukatlarını devreye sokacak. İşte bu yüzden de çoğunuz hakkınızı gereken düzeylerde aramaktan çok çekiniyorsunuz.

Ancak, bugün bunların hiçbirisi mümkün değildir, çünkü tüm politikacıların %99’u, Yeni Dünya Düzeni soykırımının hizmetindeki yalakalardır. Ulusal, eyalet, ülke ve kent düzeylerinde bu Rockefeller siyasetçilerini yerlerinden etmeliyiz.

Münferit politikacıların tutumlarını inceleyin. Komünist Platformu destekliyor mu? Evet. Doğruluğu ispatlanmamış, etkisiz Rockefeller ilaçlarını destekliyor mu? Evet. Bütüncül tıp doktorlarını, kiropratisyenleri, natüropati uygulayanları, ozon ve oksijen terapilerini, şelasyon ve diğer doğal terapileri destekliyor mu? Hayır.

SİLAH DENETİMİ MASALLARINA KANMAYIN

Silah denetimi, kandırmacalı bir kelimedir: enternasyonalistlerin, bizi çok ileri doğru ittiklerinde onları vurmamızı önlemek için tüm silahlarımızı elimizden almaları gerektiği anlamına gelir. Aklı karışmış vatandaşlar silah denetimini desteklerken, kendi olası soykırımlarını da desteklemiş oluyorlar aslında...

KÜRESEL ÖRGÜTLERİN MASALLARINA İNANMAYIN

FEMA, Nüfus Sayım Bürosu, NAFTA, GATT, Dünya Ticaret Örgütü, Dünya Bankası ve Birleşmiş Milletler’in tümü, yanıltıcı kurumlardır; yani Yeni Dünya Düzeni, sizin ulusal güvenliğinizi ortadan kaldıracak, sözde doğal afetler yaratacak, ekonominizi daha da bozacak ve belki de öngörüldüğü gibi topyekün bir ekonomik çöküşe sebep olacak, ABD silahlı kuvvetlerini ortadan kaldıracak ve siz de denetlenip, tutuklanıp, Birleşmiş Milletler silahlı kuvvetlerinin toplama kamplarına konacaksınız. Bu; onların öngördüğü tel dünya hükümeti için Komünist plandır.

İNSANLARI HOLLYWOOD FİLMLERİYLE UYUTUYORLAR

Belki de sizi esir etmek üzere ortaya koydukları soykırım planlarını durdurmanızı önlemek için entesnasyonalistlerin kullandığı en yanıltıcı yöntem; liberal efsanedir. Liberal medyanın teşvik ettiği liberal efsane –Hollywood filmleri, hükümet okulları ve yerel kütüphaneleriniz de dahil- sadece sizi kendi kendinizi yok etmeye teşvik etmektedir; keza bu şekilde Yeni Dünya Düzeni’ne yer açılacaktır. Doğmamış bebeklerden, sağlık önerilerinden, erkeklerden, beyazlardan, heteroseksüellerden, Hıristiyanlardan, İsa’dan, Tanrı’dan, milliyetçilerden, vatanseverlerden ve hayatını devam ettirme işini iş haline getirenlerden nefret etmeye sizi teşvik ederler. Diğer ifadeyle, tüm iyi insanlardan nefret etmeniz, sevgi vaazleri veren ancak bununla aslında “nefret” ima eden liberalleri ise çok sevmeniz bekleniyor.

Bu günlerde liberal olmak, tabiat anayı, Gaia’yı sevmek, Yaratıcımız’dan, Tanrı’dan nefret etmek anlamına geliyor. Peki, neden Tanrı’yı sevmeyelim ve O’nun yarattığı tüm doğadan keyif almayalım?

LİBERALİZM KURBAN OLMAMIZI İSTİYOR

Liberal olmak; kurban rolünü benimsemiş olmanız anlamına geliyor – siz ve insanoğlu, beyaz, erkek egemen, Hıristiyan toplumun kurbanı olmuşsunuzdur. Kendi kafanızdaki karışıklık sebebiyle, tamamen kurbanlaştırılmışsınızdır. Liberal kelimesinin pek de iyi bir anlamı yokken, aynı zamanda, liberallerin açık fikirli oldukları anlamına gelir; ancak aslında değillerdir. Liberaller, kendilerini aydınlatılmış kişiler olarak düşünürler ve onlar dışındaki herkesin hatalı olduğunu sanırlar; ancak bu düşüncelerinde de haksızdırlar. Bundan o kadar emindirler ki, kendi gizli efendileri olan Yeni Dünya Düzeni’nin enternasyonalistlerin emri üzerine, gerçeği ciddi biçimde araştırmayı bile reddederler. Liberalizm, aslında, heyecanlı, kapalı fikirli, ve nefret-hoşgörüsüzlük-ateist hümanizma-siyasi açıdan doğru yalanlar-Komünizm-enternasyonalizm-kültürel, tıbbi, siyasi soykırıma dogmatik bir destek anlamına gelir.

http://www.americanfreepress.net/Cultcommsup.pdf adlı linkte, Komünizm’in ölmediğini, sadece liberal çılgınların tüm kalpleriyle benimsedikleri “Siyasi Doğruluk” şeklinde yeniden isimlendirildiğini açıklamalarıyla birlikte göreceksiniz.

Rockefeller sigorta endüstrisinden maaş alan, yanlı tıbbi ve kiropraktik sözde Bağımsız Tıbbi Denetçileri değiştirecek ve yerlerine dönüşümsel olarak göreve getirilen, ücret almayan (seyahat masrafları, yemekler ve barınma hariç) tarafsız bir doktorlar panelini getirecek türden bir mevzuata ihtiyacımız var.

MEDYAYI SİLAH OLARAK KULLANIYORLAR

Rockefeller tıbbi tekeli daha iyiye gitmiyor. Giderek kötüleşiyor ve halihazırda satılmış Ortodoks tıp doktorlarını, hükümetin sağlık yetkililerini, sağlık sigortası ajanlarını, ticaret ve sivil örgütleri, sendikaları ve denetimli medyayı kullanarak, tüm bütüncül tıbbi doktorları, bütüncül kiropratisyenleri ve natüropati uygulayanları ortadan kaldırmaya çabalıyor. Yasa koyucularınızı arayın ve onlara yazın ki, tüm sağlık sigortaları ve işçi tazminatları ile otomobil kazaları vakalarından ekarte edilme tehditleri savrulan kiropratisyenlerinizi destekleyin. Rockefeller Yeni Dünya Düzeni medikal yapılanması, Rockefeller’in soykırım anlamına gelen ilaçlarını reçeteye yazmayı reddeden bütüncül tıp doktorları ve kiropratisyenlere yer vermiyor. Bu konuda daha fazla bilgi almak için bana yazabilirsiniz ve bölgenizdeki bütüncül tıbbi doktorlara başvurabilirsiniz.

Bu makale; sizi öldürmekte olan Tıp Yapılanması’nda olan biteni anlamanıza yardımcı olmak için bir girişimdir. Anlayışınız ve bilginiz, sadece ilk aşamalardır. Tıbbi soykırım, bu konuda siz bir şey yapana kadar devam edecek ve bizim de çok yakınlarda bir şeyler yapmamız gerekiyor. Bir bütüncül doktora başvurmakla ve bütüncül doktorların eyaletinizde çalışmalarına izin veren mevzuatın çıkmasına yardım etmekle işe başlayın. Tanrı sizi korusun ve aklınızı, kalbinizi ve ruhunuzu O’nun Doğruluğu’na açsın.

Dr. Grady A. Deal, bütüncül, beslenme alanında çalışan bir kiropratisyen ve psikolojik danışmanlık alanında doktora derecesi olan bir masaj terapistidir.

Kaynak: http://loveforlife.com.au/content/13/07/31/medical-genocide-new-world-order-dr-grady-deal-phd-dc-10th-may-1995

Teşekkür: Bu makelenin Türkçe tercümesinin Gıda Hareketi sitesinde yayınlanmasına izin veren Turque Diplomatuque Dergisi'ndne Ömer Özkaya'ya teşekkürler.


 

01.04.2014 01:28:00 Bu haber 17889 defa okundu
Bilimsel diktatörlük ve yeni dünya düzeninde tıbbi soykırım
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri