Son Dakika
Salı, 14 Temmuz 2020 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Bilimde post modern darbe Doç Dr Kemal Yeşilçimen
Ne zaman aykırı bir düşünce çıksa hemen ezmeye kalkıyoruz. Ezemezsek engizisyon anlayışı içinde linç ediyoruz. Buna rağmen fikirlerini Galile gibi ısrarla açıklayanlara karşı şimdi de postmodern darbe yapın diyorlar.

HANİ DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ? 
NEREDE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ? 

Demokrasi ve bilimde postmodern darbenin yeni adı : Balans ayarı. Medya ve zinde kuvvetler yoluyla aykırı düşünceleri baskıyla sindirmek ve tasfiye etmek. Halkın kafasını karıştırıyor diye Galile'yi mahkemelerde süründüren Engizisyon anlayışı kol geziyor. Orta çağdan beri değişen birşey yok.

Toplumu hasta eden, sağlığa zararlı kola, fastfood, GDO mısır şekeri... gibi zararlı maddeleri ifşa eden ve halkı uyaranların akibeti aynı : susturulacak ve tasfiye olacak. Bundan böyle sağlığa zararlı olan gıdalar konusunda halkı uyaran, tavuk, süt, yoğurt, fastfood, kola, katkı maddeleri... hakkında konuşan insanlar yok olacak. Zaten kaç kişi var ki? Yüzbinlerce aydın ve bilim adamının olduğu bir ülkede bizi hasta eden küresel oyunları ve planları açıklayan medyada kaç kişi var? Temizleyin bunları ve hastalığı yaşlanmaya bağlayan ve doğalmış gibi yutturanları çıkarın medyaya.

Çok yakında sektörün reklamını yapan cici bilim dünyası ile tanışacağız. Bol bol hastalık reklamı yapılacak. Erken teşhisle güya hayatınız kurtulacak ama önce hasta olacaksınız. Hastalık sektörüne karşı çıkanların sahtekar yalancı olduğu algısı yaratılacak. Zaten bu aykırı söylemlerin abartılı ve kasıtlı olduğuna dair dış kaynaklı haberler çıkmaya başladı bile. Bekleyin yakında göreceksiniz ; GDOdan fastfooda, katkı maddelerinden kimyasal zehirlere... bunların sağlığa zararlı olduğunu gösteren kanıt yok diyecekler. 'Kanıta göre konuşun, yoksa cezaya hazır olun' diyecekler. Eeee… biz neden bu kadar hastayız? Neden kanser ve her çeşit hastalık artıyor? Kanıtı biz mi bulacağız? Kanıt bulamadık diye hastalıktan sürünmek ve ölmek kötü kader mi olacak? 9 yılda 8 kat artan hastalık harcamaları yetmemiş demek ki. 2013 yılında muayene olan 700 milyonluk hasta ordusunu sağlığına kavuşturmak, hastalıkları önlemek artık tatlı bir hayal. 

Hastalıktan beslenen hastalık cephesi kelle istiyor. Hastalık üreten yaşam tarzının mimarları, sağlıklı toplum için çırpınanları harcamak istiyor. Hem de bilimsel ayak oyunlarıyla. Ancak bilmedikleri bir sırrı açıklayalım : Bu millet canını ve her şeyini riske atarak halkı uyaran, sağlığı koruyan, hastalıkları önlemek için cansiperane çırpınan evlatlarına sahip çıkacaktır. Çünkü bu yaşam savaşında kör ve sağır bırakılan toplumu, bu fedakar bilim insanları koruyacaktır.

HANİ DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ? 

NEREDE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ? 

Aykırı düşünceleri nezaketle dinlemeyi ve bilimin sükuneti içinde tartışmayı ne zaman öğreneceğiz? Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği (TEMD), "hâmilelikteki diyabet testinin zararlı olduğu" yönünde açıklamalar yapan Prof. Dr. Canan Karatay hakkında suç duyurusunda bulundu. Şimdi de aykırı düşünenlere balans ayarı çekiliyor. Neden? Güya halk sağlığı içinmiş. Beyler, 1990 yılında şeker hastası sayısı 1 milyondu(4). Bugün ise 12 milyon. Bu durum resmen milli felaket. Yarın askere alacak sağlam insan kalmayacak, uyanın. Artan hastalıklar milli güvenlik için en büyük tehdit. Bu felaketin mimarları kim? Nerede bizim kanıta bağlı konuşanlar? Söyleyin bakalım ; Bizi hasta edenler kim? Halkın sağlığını tehliye atanlar kim? Halkı uyaranlar mı, yoksa uyaranlara karşı savaş açanlar mı? Patlama yapan ve yıllık maliyeti 10 milyar doları bulan şeker hastalığının en önemli nedeni olan GDO'lu mısır şekerini satanları mahkemeye vermek yerine, hastalıkları önlemek için çırpınan Karatay hocayı mahkemeye vermek, balans ayarı çekmek, sindirmek, susturmak kimin işine yarıyor? Kendinize gelin. Bizi hasta eden yaşam tarzının mimarları, karşı çıkanları böylece tasfiye ediyor görün artık.

Şeker ilaçlarına kaç milyar dolar harcıyoruz haberiniz var mı? Şeker hastalığı dev bir sektör oluşturdu. Gizli şekeri teşhis edeceklermiş. Siz önce patlama yapan şeker hastalığını önleyin. Mahkemeye verecekseniz, öncelikle bizi şeker hastalığına mahkum edenleri verin. Bilimsel gücünüz, aklınız, iradeniz varsa, bunu öncelikle bizi hasta edenlere karşı kullanın. Gücünüz yetmiyor mu? Yoksa hasta sayısının azalması hastalık sektörü için çok mu zararlı? Şeker hastalığının önlenmesinde, mısır şekerinin yasaklanmasında Canan hoca kadar, Yavuz Dizdar hoca kadar, Ahmet Rasim hoca kadar halkı aydınlatan oldu da biz mi görmedik? Şeker hastalığının patlama yapması karşısında olağanüstü hal mi ilan edildi? 

Bilim adamları keşfettiği ile gündeme gelir, sağlık felaketlerinde halkı uyarmasıyla tanınır. Bilim dünyamız şimdiye kadar neyi keşfetti, ülkeye ne kazandırdı ve bunları kim tanıyor? Bilim ve aydın dünyamız, akıllı telefonlarla caka satmaktan başka ne yapıyor? Başkalarının yaptığı araştırmaları sanki kendi yapmış gibi ballandıra ballandıra anlatmak, başkasının keşfettiği ilaç, aşı ve teknolojiyi sanki kendi keşfetmiş gibi fiyaka yapmak kime ne kazandırıyor? Gizlenen acı gerçek şu : Bu Engizisyon anlayışı yüzünden 60 yıldır penisilin ve insülin üretmekten aciz durumdayız. Yabancılar Penadur vermeyince sudan çıkmış balığa döndük. Yazdığınız insülinlere her yıl kaç milyar dolar ödüyoruz haberiniz var mı? Mahkeme ile meşhur olmak bizim bilim dünyasının ilk keşfi herhalde. Çok yazık. 

Artık bilimsel tartışmaları mahkeme salonlarında yapacağız. Engizisyon mahkemesinde, bilinen görüşlere karşı çıkan ve 'dünya dönüyor' dediği için yargılanan Galile'den beri ilk defa böyle bir trajedi yaşıyoruz. Mahkemede neyi ispat edecekler? Bilim adamları kendini mahkemelerde değil, bilimsel arenalarda ispat eder ve bilgisini halkı aydınlatmak için kullanır. Kendine güvenen bilim adamları, mahkemelerde değil kongrelerde konuşur. Halkı aydınlatmak için de çıkar TV lerde tartışır. Yabancı bilim derneklerine sığınarak, onların rehberlerine güvenerek bilim ilerlemez. Dün yumurta haram diyorlardı, bugün 'helal olsun yiyin' diyorlar. Alın hipertansiyon rehberlerini okuyun: Birinin normal dediğine diğerleri anormal diyor. Sektörel baskı bilimi alt ediyor. Bilimi ve bilim adamlarını sektörün oyuncağı yapıyor. Küresel şirketlerin baskısıyla sürekli değişen rehberler yüzünden 10 yıldır doktor milletini rehber maymunu yaptılar, her ülkenin rehberi ayrı, hani bilimsel gerçekler? Demek ki bilim ve bilimsel rehberler kutsal değilmiş. Karşı çıkan da biz de olduğu gibi bilimden aforoz edilmiyor. 

Bilimde aykırı fikirleri engizisyon ve postmodern darbeyle susturmaya çalışanlara, bilimi hukuka dayayanlara ve bilimi mahkemede arayanlara bir kere daha anlatalım: 

Bilim inkâra, din ise imana dayanır. Eski bilgilerimize sıkı sıkıya bağlı kalsaydık, onları inkar etmeseydik bugün hala Taş Devri' nde yaşıyor olacaktık. Hem de cilalı taş devri bile değil, yontma Taş Devri' nde. Çünkü cilâyı da bulan, farklı ve aykırı düşünen insanlar. Bilimde aykırı fikirleri engizisyon ve postmodern darbeyle susturmaya çalışanlara, bilimi hukuka dayayanlara ve bilimi mahkemede arayanlara, 4600 yıl önce yazılan tıbbın ilk yazılı metnini bir kere daha hatırlatalım : 

Süper doktorlar hastalıkları önler, vasat doktorlar erken teşhis ve tedavi eder, adi doktorlar ise hastalıktan rant sağlar. 

Herkes grubunu ve cephesini belirlesin ! 

Hangi gruba dahilsiniz? 

Hangi cephenin askerisiniz? 

Cepheler : Hastalık veya Sağlık cephesi. 

www.aciamagercek.com

KAYNAKLAR 

Yeşilçimen K: Hastalık Üreten Yaşam Tarzımız Nasıl Değişir. Hayy kitap, 2006 

Yılda 372 bin kişi pisi pisine ölüyor. http://arsiv.sabah.com.tr/2005/07/24/gun101.html 

Böbrek hastalığında dünya şampiyonuyuz.http://bizimsaglik.com/c/ho.asp?Pagenum=11&id=6455&yid=-1& 

Erişkin diyabetli sayısı 1990'da 1 milyon. TKD Arşiv 2000; 28: 20-26. KKH riskini yükselten diyabet hızla artıyor. 

Kalp krizi ölümlerinde Avrupa'nın zirvesindeyiz.http://www.turkiyegazetesi.com.tr/saglik/58911.aspx 

6. http://www.sdplatform.com/Haberler/Haberler/2510/Vaskuler-Risk-Calismasinin-sonuclari-aciklandi.aspx 

Türk Kardiyoloji Derneği Ulusal kalp sağlığı raporu – 2007 http://www.tkd.org.tr/pages.asp?pg=432 

TURDEP-1 ve TURDEP-2 (2010) HEM BEL HEM KALÇA BÜYÜYOR. http://kongresunumgazetesi.com/archives/933 

Türkiye'de şişmanlık ve diyabet alarmı ! PURE – 2010.http://www.sagliktagundem.com/haber/turkiye_de_sismanlik_ve_diyabet_alarmi.htm 

SAĞLIK HARCAMALARI 9 YILDA 8 KAT ARTTI.http://www.medimagazin.com.tr/hekim/sgk/tr-saglik-harcamalari-9-yilda-8-kat-artti-2-18-34892.html 

Diyabetin Türkiye'ye maliyeti 25 milyar dolar. 

http://www.medimagazin.com.tr/hekim/genel/tr-2025te-iki-kisiden-biri-diyabet-hastasi-olacak-2-12-64767.html 

13. http://www.medimagazin.com.tr/ana-sayfa/guncel/tr-dunya-saglik-harcamalari-127-trilyon-dolara-cikacak-1-11-65015.html 

14. 230 milyar lira ''duman'' oldu. http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=358195

GİZLİ ŞEKERİ BIRAK, ÖNCE BU FELAKETİ ÖNLE !

www.aciamagercek.com

2025'te İKİ KİŞİDEN BİRİ DİYABET HASTASI OLACAK.

Türkiye'de 10 yıl sonra her 2 kişiden birinin diyabet hastası olacağını vurgulayan Doç. Dr. Alper Çelik, "Hastalığın yayılmasında ilk neden, genetiğiyle oynanmış gıdalar" dedi.

Ülkemizde diyabet ve diyabetle ilgili komplikasyonlara yılda 10 milyar dolar yani 25 milyar lira harcandığını belirterek Ölüm oranları ve organ hasarları uygulanan tedavilerle değişmediği için Uluslararası Diyabet Federasyonu ve WHO diyabette uygun tedaviyi yakalayamayanlara ameliyat öneriyor.

Tip 2 diyabette de 18-65 yaş arasındaki gruba ameliyat uygulanıyor. Yüzde 90 başarı sağlanıyor. Bu hastalığa karşı en güçlü tedavi şu anda cerrahi girişim. Uygun hastada, uygun yöntemle Tip 2 diyabet hastasına yepyeni bir hayat sunmuş oluyoruz. Şimdiye kadar 800 diyabet hastasını ameliyat ettik.

http://www.medimagazin.com.tr/hekim/genel/tr-2025te-iki-kisiden-biri-diyabet-hastasi-olacak-2-12-64767.html

Bakanlık Canan Karatay'dan sonra Maranki'ye de 'ayar' vermeli !

BUGÜN'den Ali Atıf Bir'in yazısı...

Canan Karatay "Prof. Dr." kimliğini kullanarak son iki üç yılda Türk insanına maddi, manevi büyük zarar verdi. Bilimsel araştırmalara dayanmayan araştırmalarla kafaları karıştırdı, birçok insana rahatsızlık duygusu verdi, doktorlarıyla karşı karşıya getirdi. Tedavilerini yarım bıraktırdı, gerekli testleri yaptırmadı.

Bilimsel bilginin nasıl üretildiğini bilen bizler, tıp alanından hocalar "hocanın hocalığına" saygımızdan bir süre sustuk. O da biraz alçak perdeden atıyordu açıkçası o yüzden fazla ciddiye almadık. Çünkü Türkiye popüler kültür arenasında bunlardan oldukça fazla ve etki alanları fazla değil. Ama Canan Karatay'ın arkasında planlı bir "halkla ilişkiler" desteği olunca zıvanadan çıktı, artık verdiği zarar dayanılmayacak durumlara geldi. Sonunda ben de dayanamayıp geçen hafta "Canan Karatay ünün şehvetine yenildi" başlıklı bir yazı yazdım ve sonunu şöyle bitirdim:

"Medya karakteri Canan Karatay artık tutulamıyor ve kendi internet sitesinden bile "Lahmacun yiyerek zayıflamak mümkün" gibi tribünlere oynayan "çekicilik" cümleleri kuruyor. Bu cümle bile Canan Karatay'ın artık resmi olarak durdurulmasının gereğini ortaya koyuyor. Ya Sağlık Bakanlığı ya da bakanlığa bağlı Halk Sağlığı Kurumu Canan Karatay'a yanıltıcı beyanlarıyla ilgili dava açmayı düşünüyor mu acaba? Düşünmüyorsa neden?"

Dün gazetelere düşen haberleri okumuşsunuzdur. Sonunda Sağlık Bakanlığı bizi dinledi ve Canan Karatay'a kamuoyu önünde gerekli ayarı verdi. Bana sorarsanız Sağlık Bakanlığı burada da kalmamalı Canan Karatay hakkında "kamu sağlığını bozucu yanıltıcı beyanda bulunmaktan" savcılığa suç duyurusunda bulunmalı. Bulunmalı ki bilimsel olmayan araştırmalara dayanarak kamuoyunu yanıltanlara örnek olsun, halk sağlığıyla göz göre göre oynanmasın.

Sıra Maranki ve Yavuz Dizdar'da

Sağlık Bakanlığı ve Tarım Bakanlığı'nın Canan Karatay gibi gıdalarla ilgili bilimsel olmayan kanıtlarla açıklamalar yapan, kesin konuşan, halkı yanıltan, kafalarını karıştıran, sağlıklarıyla oynayan iki kişi konusunda da açıklama yapması gerekiyor.

Bunlardan biri Maranki. Maranki ilk olarak, profesör olmadığı her yerde "Prof." etiketi kullanılmasını engellemeyerek etiket sahtekârlığı yapıyor. Maranki ikinci olarak yararı kanıtlanmamış hatta ilaç olsa doktor kontrolünde kullanılması gereken otu, börtü böceği binbir ikna taktiğiyle pazarlıyor. Bunları "iksir" olarak sunup, işin içine biraz din biraz "mistisizm" katıp ruhani argümanlarla insan sağlığını tehdit ediyor.

İkinci kişi ise Yrd. Doç. Dr. Yavuz Dizdar. Radyasyon onkoloğu. Gıda sanayiine "ideolojik" olarak karşı. Bunda sorun yok. Sorun Canan Karatay gibi uzmanlık alanı dışında, gıdalarla ilgili yeterince kanıta dayanmadan kesin ifadelerle "ye-yeme" önerisinde bulunması.

Örneğin et ürünleri konusunda takıntılı bir şekilde, bazen birbirini doğrulamayan araştırmalarla insanları şüpheye, sektörleri suçlu durumuna düşürecek açıklamalarda bulunması. Kanıt olarak da "ben kanser çalışıyorum, çok kanserli hücre gördüm" argümanını sunması. Sünnetçinin "bevliye" konusunda atıp tutması gibi bir şey bu.

Anlayacağınız bakanlıkların zaman kaybetmeden bu iki kişiye de "ayar" vermesi, kamuoyunu yanıltılmasını engellemesi şart. Eğer yapılmayacaksa Canan Karatay'a verilen ayar bu kubbede hoş bir seda kalır hepsi bu.

Ziyaretçi Yorumları (Toplam 1 yorum)
  • www.aciamagercek.com
    HASTALIK LOBİSİ NEDEN KELLE İSTİYOR?
    Nedeni çok basit : Yüzlerce milyar dolarlık pazarın sağlık ve doğal beslenme adına küresel sektörlerden köylünün cebine gitme riskinin artması. Herkes evinde yoğurt peynir yaparsa, doğal gıda için marketler yerine köylere giderse, sağlığa zararlı içki, sigara, fastfood, kola ve janjanlı zehirlerden kaçarsa, milyarlarca dolar halkın cebinde kalır. Sağlıklı bir toplumun hastalık harcamaları da azalması da hastalık lobisini çökertir. İşte kopartılan fırtınanın nedeni bu. Şarlatanları susturmak çok mu zor? Toplumu otlarla aldatan şarlatanları bahane ederek sağlık için çırpınanları susturmanın temelinde kirli çıkarlar yatıyor. Hastalık üreten yaşam tarzının mimarları, sağlıklı toplum için çırpınanları işte bu yüzden harcamak istiyor. Hem de bilimsel ayak oyunlarıyla.
    15.04.2015 07:52:41
14.04.2015 Bu yazi 2238 defa okundu
Korona virüsü hakkında ne düşünüyosunuz?

 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri