Son Dakika
Cuma, 19 Eylül 2014 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Beyaz şeker zararlı mı? Prof Osman Müftüoğlu
Şekeri ihtiyacımızdan çok daha fazla tüketiyoruz. Yalnız çaya, kahveye, tatlılara değil, sıradan yiyeceklere bile çok fazla şeker ekliyoruz. Ve ne yazık ki çoğumuz bunun çok ama çok önemli bir sağlık yanlışı olduğunu bilmiyoruz.

Aşırı şeker tüketimi önemli bir sağlık yanlışı, çünkü vücudumuz beyaz şekerden faydalanacak tarzda tasarlanmış değil! Maalesef ne metabolik yapılanmamız, ne hormonal ayarlarımız, ne hücresel organizasyonumuz tatlı ihtiyacımızı doğrudan beyaz şekerden -ya da kahverengi şekerden- karşılayacak şekilde organize edilmemiş. Keşke öyle olsaydı da kilo korkusu olmadan, şeker’di, tansiyon’du, kilo sorunu’ydu diye tasalanmadan bol bol tatlı yenilip içilebilseydi!

Ne yazık ki tatlı ihtiyacımızı sağlıklı bir şekilde karşılamanın çaresi beyaz şekerden yapılmış şeylerden değil, doğal şekerden zengin yiyecekleri sofralarımıza konuk etmemizden geçiyor. Kısacası tatlı ihtiyacımızı meyve, bal, pekmez gibi doğal yiyeceklerden karşılamamız daha doğru bir yol.

İnsanlığın beyaz şekerle, daha doğrusu sanayi şekeriyle tanışması 19. yüzyılın başlarından sonra olmuş. Sanayi devrimi ile birlikte şeker kamışı, pancar ve diğer bazı kaynaklardan ucuz şeker üretiminin başarılması bir taraftan ağzımızın tadını arttırırken, diğer taraftan pek çok hastalığa davetiye çıkarmış durumda.

ŞEKERLE İLGİLİ HASTALIKLAR

Günümüz dünyasının en önemli sağlık sorunları olan kilo probleminin ve bununla bağlantılı olarak şeker hastalığı, kalp damar hastalığı, hipertansiyon ve benzeri sağlık sorunlarının bu kadar önemli problemler haline gelmesinin arkasında şeker tüketiminin kontrolsüz bir şekilde artışı var. 1850’lerde ortalama yılda 5-10 kilo şekeri rüyasında görse inanmayacak olan insanoğlu bugün bazı ülkelerde yılda 200 kilodan fazla şeker tüketir hale gelmiş durumda.

Bir kez daha altını çizmemizde fayda var: Son yıllarda sağlık gündemimizi işgal eden kilo sorununun, hipertansiyon, şeker hastalığı, koroner kalp hastalığı, inme, hipoglisemi ve benzeri pek çok sağlık probleminin büyük bir hızla yayılması da şeker tüketimindeki artışın ciddi bir katkısı vardır. Son yıllarda yaptığımız üç önemli beslenme yanlışından biri sanayi şekeri tüketimini arttırmamızdır.

Kendimizi de çocuklarımızı da daha az şekerli bir hayata hazırlamanızda fayda var. Sağlıklı bir hayat sürmek için buna mecburuz.

Meşrubatlardaki şekere dikkat edin!

Kolalı veya kolasız meşrubatlar gereksiz ve fazla şeker tüketiminin en önemli nedenlerinden biri olarak gösteriliyor. Bazı meşrubatların bir kutu veya şişesinde neredeyse 8-10 kesme şekere eşdeğer şeker var.

Meşrubat üretiminde kullanılan şekerin “fruktoz şurubu” kökenli olması daha da önemli bir konu. Özellikle çocuk obezitesinin yaygınlaşmasında meşrubat tüketimi ve fruktoz şurubu kullanımı ciddi bir problem olarak gösteriliyor. Çocuklarının kilo almaya başladığını görerek endişelenen ailelerin onların tükettikleri meşrubat miktarını takip etmelerini tavsiye ederim. Çocukların meşrubat yerine tam meyve suyu (taze sıkılmış veya yüzde 100 meyve suyu) ya da ayran içmeye teşvik edilmelerinde yarar var. Amerika’da gittikçe yoğunlaşan obezite savaşı sürecinde aşırı meşrubat tüketimi konusu çok ama çok önemseniyor. Yakında başlatılacağı ilan edilen “obezite ile savaş programı” sürecinde umarım bu konuda dikkate alınacaktır.

Kahve sağlıklı bir içecek değil

Son yıllarda hayatımıza sokulmak istenen bazı yeni beslenme alışkanlıkları var. Bunlardan biri de kahve! Kahve ve kahveden üretilen yiyecek ve içeceklerin fazlasının sağlığa zararlı olduğu bilinen kafeinden zengin olduğu bilinmesine rağmen “antioksidan” özellik gibi bazı sağlık yararları bahane edilerek gençlere, hatta çocuklara bile kahve veya kafein zengini yiyecek ve içecekler tavsiye edilmeye başlandı. Bu sağlıklı beslenme açısından çok olumsuz bir gelişme. Ailelerin bu konuda uyanık olmaları kafeinin sağlığa zararlı bir madde olabileceğini unutmamaları gerekiyor.
Kafeinin özellikle 150-200 mg.dan fazlasının sağlık için olumsuz sonuçları var: Tansiyon yükselmesi, uykusuzluk, çarpıntı, mide ağrısı bunların en önemlileri. Fazla miktarda kahve ve kafeinin migren ataklarını tetiklediği, kemik yoğunluğunu azalttığı da biliniyor.

Benim tavsiyem kendinizi de, çocuklarınızı da kahve ve kafeinden, kafeinden zengin yiyecek ve içeceklerden uzak tutmanızdır.

18.10.2010 Bu yazi 5961 defa okundu
"Kudüs hurması" diye pazarlanan GDO'lu sözde hurmanın İsrail'e a it olduğunu biliyor musunuz?

 
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
  • Türkiye'de GDO yasak değil!
    Geçtiğimiz günlerde Gümrük Bakanı'nı yaptığı bir açıklama gözlerin yeniden GDO'ya çevrilmesine sebep oldu. Bakan Yazıcı, yaklaşık 2 yılda 43 bin ton GDO'lu ürüne el konduğunu açıkladı. Peki ama bu ürünler şimdi nerde?
  • 'Gıda sessiz ve tehlikeli bir silahtır'
    Hayat Sağlık Dergisi'nden Altay Ünaltay, Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer'le sağlık ve gıda konusunda kapsamlı bir söyleşi yaptı. İşte o mülakat:
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri