Son Dakika
Cuma, 10 Nisan 2020 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Bebek senin bedenin mi? Prof Hayrettin Karaman
Sevgili Ali Bulaç'ın 7. 6. 2012 tarihli Zaman'da çıkan "Gerekçelerin İptali" başlıklı yazısı beni, bu konuyu yazma zahmetinden kurtardı. Yazıyı okumanızı tavsiye ederek yalnızca bir gerekçeyi biraz açmak istiyorum.

Birçok yazıda ve konuşmada kürtajı savunan bayanların "Bedenim bana aittir, ona iznim olmadan kimse dokunamaz, karışamaz" dediklerini duydum ve okudum.

Bugünlerdeki tartışma konusu, kadının bedeninin kime ait olduğu, ona dokunmanın şartları ve kuralları değil; bu sebeple "beden, erkek veya kadın sahibine nasıl ve ne kadar aittir, bu aidiyetin verdiği hak ve özgürlüğün sınırları yok mudur, varsa bunların dine, ahlaka ve milli değerlerimize ait olanlarını çiğneme hakkı da beden hakkına dahil midir?" gibi konulara dokunmayacağım.

Şimdi tartıştığımız konu, ana rahmindeki bebeğin (cenînin) hayat hakkıdır. Benim hayretle takip ettiğim husus ise, okumuş yazmış kadınların ve erkeklerin, başka alanlarda mazlumların haklarını savunanların, bir köpeğin, bir kedinin hayatı ve canı üzerinde hassasiyet gösteren, yazan, çizen, sokaklara dökülenlerin sıra rahimdeki bebeğe gelince bu kadar gaddar, zalim, vicdansız, acımasız... olmalarıdır.

Neymiş? Bedeni bayanın kendine aitmiş! Peki rahmindeki çocuğun bedeni nasıl senin bedenin oluyor? O senin kalbin, böbreğin, tırnağın mı? Yoksa o senin bedeninde müsafir olan, bir süre orada beslenip geliştikten sonra dünyaya gelip insanca hayatını sürdürecek olan bir insancık, bir ayrı beden, ruh ve kimlik sahibi varlık mıdır? İkincisi olduğunda "din, ilim, hukuk ve ahlak" ittifak ettiği halde sen nasıl oluyor da onu, apandisit veya ur gibi görüyor, istersem taşırım, istemezsem keser atarım diyebiliyorsun?!

İdeolojik veya siyasi muhalefet insanı bu hale getiriyorsa o insanlığa yazıklar olsun!

"Biz Müslümanların inancı şudur:

"Her türlü ibadetim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah'a aittir".

"Biz kesin olarak Allah' aidiz ve O'na, şüphesiz O'na döneceğiz"

Beden, ruh (nefs), evlad, mal, makam... bizde ne varsa hepsi "mülkün gerçek ve tek sahibi" Allah'a ait olup bize emanet edilmiştir. Biz bunlarla imtihana tâbi tutuluyoruz. Bize emanet edilen her şeyle ilgili -onların gerçek ve tek sahibi olan Allah tarafından konmuş- kullanım kuralları vardır. Biz bu kurallara riayet etmekle yükümlüyüz ve bundan sorumluyuz. Bütün ibadetlerimizin nihai hedefi ellerimizi, ayaklarımızı, gözümüzü, kulağımızı... Allah'ın imişçesine O'nun tasarrufuna bırakmak, böylesine bir yakınlık içinde daha dünyada iken cennet hayatı yaşamaktır.

Bir arifin deyişiyle:

Yâ Rab kerem et niam senindir

Affeyle bu müttehem senindir

Kulun nesi var elinde, Allah!

Hatta şu yazan kalem senindir.

08.06.2012 Bu yazi 4172 defa okundu
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri