Son Dakika
Çarşamba, 26 Nisan 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Bayram şekerini Afrika’ya çok görmek ve bayram ikramları Kemal Özer
Mü’minler için bir bayram daha geliyor.

Libyalılar hem Kaddafi’den kurtuluş bayramını, hem de Ramazan bayramını kutlayacak.

Suriyeliler ise hem II. Esad rejiminin son günlerine gelmesinin bayramını, hem de hüzünle gelen Ramazan bayramını.
 
Somaliler, Etiyopyalılar, Cibutililer, Kenyalılar, Nijerliler ve sair Afrikalılar ise; bayramda harcadıkları şeker, lokum ve çikolata bedeli kadar bile sadaka gönderemeyen Müslümanların bayramını, açlık ve belki de ölümlerle karşılayacaklar.
 
Biz Türkiye’nin bayram harcama rakamlarını verelim, siz 1,7 milyar Müslüman’ın harcamalarını tasavvur ediniz.
 
Geçtiğimiz Ramazan bayramı öncesi son yedi günde, Türkiye, kredi kartı ile 1 milyar 263 milyon 116 bin 778 TL harcama yapmış. Nakit harcamalar da eklendiğinde bu rakam 2 milyar TL’yi yani 1,3 milyar doları buluyor.
 
250 milyon doları, geçen Ramazan bayramında olmak üzere, yıllık şeker, lokum ve çikolata harcamamız, 1,5 milyar doları buluyor.
 
Günde 81 milyon ekmek tüketilen Türkiye’de yıllık ekmek harcaması 12,5 milyar dolar. Yıllık ilaç harcamamız ise 20 milyar doları zorluyor.
 
Satın aldığımız ekmeğin üçte biri de çöpe atılıyor, bu da yıllık 4 milyar doları buluyor. Kullanılmadan çöpe attığımız, sadece ekmek ve ilaç miktarı 10 milyar dolardan fazla.
 
İlaç harcamamızın ezici çoğunluğu ise gereksiz. Sağlık Bakanlığı’nın önceki gün yaptığı açıklamaya göre, zaten ilaçların yüzde 45’i açılmadan çöpe atılıyormuş.
 
Somali devletinin yıllık gayri safi hâsılası ise 6 milyar dolar civarında.
 
Şu ana kadar, Türkiye’nin Somali için topladığı yardım miktarı, 310 milyon TL yani 210 milyon dolar civarında.
 
Sanırım bu rakamlar her şeyi anlatmak için yeterli.
 
Bayramlar, özellikle büyükşehirlerde yaşayıp birbirini göremeyen ve gurbette olanların birbirlerini ziyaret etme ve zaman ayırmaları için bulunmaz günler.
 
Malum ziyaretlerde genellikle şeker ve çikolata ikram edilir. Hürriyet’in haberine göre, bir çikolata firmasının müdürü, ekonomik durum iyileştikçe, şeker yerine çikolata ikram edildiğini ve tüketimin hızla arttığını belirterek, geçen yılki 220 milyon liralık çikolata tüketiminin bu yıl artmasını beklediklerini belirtiyor.
 
Bu verilere, meselenin diğer boyutlarını bir kenara bırakarak sadece sağlık açısından baksak bile ürkütücü.
 
Önce sevindirici bir gelişmeyi sizlerle paylaşalım. “Somali'ye hangi gıdaları göndermeli?” başlıklı yazımızla ilgili IHH’dan sevindirici bir cevap geldi.
 
IHH artık bu bölgelere hurma da gönderecek. Hatta körfez ülkelerinde, Somali gibi bölgelere hurma sevki için başlatılan girişimde karşılık bulmuş.
 
Kim bilir belki bayram için yapılacak öneri de karşılık bulur, hem sağlıksızlığı, hem de dayatılışının farkına varamadığımız alışkanlıklarımızı bir nebze de olsun değiştirme imkânımız doğar.
 
Bir "prof(!)" çıkmış, “günde 3 hurmadan fazla yemeyin şişmanlatır” diyor. Bu tür “doktor efsanelerini” umursamaya gerek yok.
 
Bendeniz günde yaklaşık 15-20 hurma yiyorum. Hiç de şişmanlamıyorum. Bilakis hamd olsun hem formumda, hem de sağlıklıyım. (Bu demek değildir ki aşırı hurma tüketin, elbette bunu demiyoruz. İslam bize mutedil olmayı emreder)
 
Peki, bu bayram ne yapmalı?
 
Bu bayram kendinize ve sevdiklerinize bir iyilik yapıp; lokum, şeker ikram etmeyip, ikramları da kabul etmeyin.
 
İkramları kabul etmememizin nedenini, “Şekerden mâmul ürünler ve menşeini bilmediğimiz sağlıksız katkılar içeren ürünleri tüketmeme kararı aldım. Size de tavsiye ederim” şeklinde açıklayabiliriz.
 
Herkes bilir ki bir sözün etkin olabilmesi, söyleyenin söylediği şeyi kendi nefsinde uygulayıp, uygulayamamasına bağlı.
 
Yapmadığımız şeyleri söylememiz, samimiyetsizliğin belirtisi ve başarısızlığın ana nedenlerinden biri. Bu konuda Allah’ı Teâlâ “Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyi niçin söylüyorsunuz?” (Saff Suresi 2) buyurarak, bizi uyarıyor.
 
Bu nedenle önce biz misafirlerimize “helal ve temiz” olan gıdaları ikram etmeliyiz ki, söz söyleme hakkımız doğsun.
 
Birçok hastalığın nedeni olmanın yanı sıra, sağlıksız hücrelerin beslenmesini sağlayan, bu nedenle oldukça tehlikeli bir ürün olan şekerin zararlarını tekrarlamaya gerek yok. Lokum, şeker ve çikolataların hangi şartlarda üretildiğini ve içeriğine eklenen katkıların sağlık ve dinî açıdan taşıdığı sıkıntıları bilen birinin, bu ürünleri tercih etmesi zaten mümkün değil.
 
Bu yüzden, bu bayram her türlü şeker, lokum ve çikolatadan uzak durulmalı.
 
Yerine ise başta hurma, ceviz, badem, fındık gibi kuruyemişler ve meyve ikram etmeliyiz.
 
Bu yıl zaman zaman çok güzel üzüm türleri görüyorum. Hâkeza taze incir, erik, şeftali, kavun, karpuzun bol ve ekonomik olduğu günlerdeyiz.
 
Ancak ceviz, fındık ve badem içi almak hem pahalı, hem de böceklenmesini engellemek için kimyasallar kullanıldığı gibi ışınlama yapılarak radyasyon verilmekte.
 
Gıda ışınlaması konusunu, İnşaAllah bayram sonrası ele alacağız. Ancak bakliyat ve kuruyemişte gıda ışınlaması yapıldığını sakın göz ardı etmeyin.
 
Badem, ceviz ve fındığı kabuklu alıp, kendiniz kırın. Sakın ‘vaktim yok’ veya ‘zor’ gibi gereksiz mazeretler üretmeyin. Günlük ortalama 5 saat 35 dakika televizyon seyreden bir toplumda, vakitten bol ne var ki?
 
Farz ediniz ki, Hz Peygamber sağ ve bize komşu. Bayram ziyaretimize geldi. Bizde ikram izzette bulunduk. Acaba ikram ettiklerimizi, Hz Peygamber s.a.v. yer miydi?
 
Size “Ey insanlar! Yeryüzündeki helal ve temiz şeylerden yiyin. Pis ve haram olan şeyleri yiyip içmede şeytan ve benzerlerinin adımlarını izlemeyin. Çünkü onlar sizin için apaçık bir düşmandır.” (Bakara 168) ayetini okuyup;
“Bu ikram ettikleriniz neler içeriyor?
Helal ve temiz olduklarından emin misiniz?
Bu soya lesitini de neyin nesi?
Ya bitkisel yağ (margarin)?
Peki, jelâtin neden imal edildi?
Özdeş aroma da ne demek?
‘Dikkat fenilalanin içerir’ ve ‘Laksatif etkiye neden olabilir’ uyarısı da nedir?
Bu vanilin ve gıda boyaları neden yapılıyor?
Peki, evinizde hurma yok muydu?” gibi uzayıp giden sorular yöneltse, cevabımız hazırsa ve verdiğimiz cevaplar, Efendimiz s.a.v.’i tatmin edebilecekse, elbette hiçbir sorun yok.
 
Yok, nefsimize ve başkalarına yaptığımız gibi, ‘Bir defadan ne çıkar! Ya Rasülallah! Onu yeme, bunu yeme, peki ne yiyelim?’ gibi, uzayıp giden türlü mazeretlerimizi Peygamberimize de sıralayacaksak, o başka.
 
Bir düşününüz! Resulü Ekrem s.a.v.’e ikramda bulunduk ve O s.a.v., bizim ikramınızı reddetti. Geriye ne kalır?
 
Elbette isteyen şeker, lokum, çikolata vs vs uzayıp giden ürünleri ikram eder ve yer. Ama biz ne bunları alıp yiyeceğiz, ne de ikram edeceğiz. Neyi ikram edeceğimiz ise besbelli!
 
Bazı kalitesiz hurmalar yıkanıp, su ve glikoz eklenip, ambalajlanarak çok ucuza satılıyor. Bunlarda etiketinde yazıyor. Lütfen bunları da almayın.
 
Ayrıca artık her yerde "Kudüs Hurması" maskesiyle, İsrail’in genetik hurmaları satılıyor. Bu hurma Filistinlilere değil, İsrail’e ait ve Kudüs üzerinden şeytanî bir pazarlama söz konusu. Akleden Müslümanlar bu oyuna zaten gelmez.
 
‘Acve’ hariç, pahalı satılan hurmaları da almamıza gerek yok. Küçük taneli ve kabuklu türleri tercih edin. Besin daha çok kabukta. İkramdan önce -ve yemeden- yıkayınız. Yıkadığınız hurmaları en fazla 12 saatte tüketiniz.
 
Ramazan Bayramı’nın tüm insanlığa bahar getirmesini, zalim ve diktatörlerin tümünün kahrolmasına vesile olmasını gönülden niyaz ediyoruz. Allah c.c. bayramımızı, bayram gibi kılsın. (Âmin)
 
26.08.2011 Bu yazi 9505 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
  • Türkiye'de GDO yasak değil!
    Geçtiğimiz günlerde Gümrük Bakanı'nı yaptığı bir açıklama gözlerin yeniden GDO'ya çevrilmesine sebep oldu. Bakan Yazıcı, yaklaşık 2 yılda 43 bin ton GDO'lu ürüne el konduğunu açıkladı. Peki ama bu ürünler şimdi nerde?
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri