Son Dakika
Salı, 1 Aralık 2020 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Balıklıçeşme'de tarlalar bomboş, inekler kesime gönderildi! Güngör Uras
Tarıma önem vermemiz gerekiyor. Kriz döneminde tarımı hiç mi hiç ihmal etmememiz gerekiyor.

Berbere traşa gittiğimde çok şeyler öğrenirim. Otuz yıllık berberim Mehmet Demirkol saçımı kesti. Paramı ödedim. Kapıdan çıkarken, “Hocam, arkadaşım bizim beldeden yeni geldi. İsterseniz size oralarda olan biteni anlatsın” dedi. Bana İsmail Dinç’i tanıttı. İsmail Dinç, Çanakkale’nin Balıklıçeşme beldesinden.

Balıklıçeşme Biga’ya 17 km. uzaklıkta 1.300 nüfuslu, bereketli toprakları olan yemyeşil bir belde. “Doksanüç Harbi” diye bilinen Osmanlı Rus Harbi’nde (1293/1877-78) Bulgaristan’dan göç edenlerin yerleştirildiği topraklar çok, hem de çok verimli.

İsmail Dinç anlatıyor: “Tarım geliri ile geçinemeyince, beldedeki çok kişi gibi ben de İstanbul’a göç ettim. İstanbul’da taksilerde şoförlük yapıyorum. Miras yoluyla bana düşen 2 küçük tarlam var. Biri 10, diğeri 9 dönüm. Tarlaları her yıl kiraya veriyorum. Kiralayanlar çevredeki turşu ve salça fabrikaları için, biber ve domates yetiştiriyor. Geçen yıl her bir tarla için 2 bin TL kira almıştım. Bu yıl da kiralamak için beldeye gittim. Arandım. Kirayı düşürdüm. Fayda etmedi. Kimse tarla kiralamıyor. Geçen yıl kiralayanlar masrafı çıkaramamış. Bu yıl üretim yapmaktan vazgeçmişler. Onlar da İstanbul’a iş aramaya geleceklermiş. Uzun lafın kısası, bizim 2 tarla da bu yıl boş kalacak.”

Ürün para etmiyor

Köyde hayvancılık yapılıp yapılmadığını sordum. Anlattı: “Ablamın 12 ineği vardı. Süt satardı. Fabrikaların adamları sütü toplardı. Süt fiyatları o kadar düştü ki, hayvanları yemlemek yıkım olmuş. Ablam 11 ineği kestirmiş. Şimdi tek bir ineği kalmış. Onun sütünü kendileri tüketiyor. Enişte bey de İstanbul’a iş aramaya gelecekmiş.”...

Anlatılanlar yüreğime çöktü. Konuyu değiştirmek için, “Siz herhalde İstanbul’da hayatınızdan memnunsunuzdur”dedim. Cevapladı: “Ben başkalarının sahip olduğu taksi plakalı araçlarda şoförlük yaparım. Daha önce 12 saatlik kira için 90 TL ödüyordum.30 TL’lik mazot yakıyordum. Günde 50-100 TL para kazanıyordum. Şimdilerde taksi plakalı araç kirası 70 TL’ye düştü ama... Kira ve mazot parasını çıkarma imkanı yok. Metro, Metrobüs, kriz ve korsan taksiler piyasayı kuruttu. Şimdi ne iş yapabilirim diye etrafa bakınıyorum.”

“İyi ya... En iyisi Balıklıçeşme’ye geri dönün. Boş kalan tarlalarınızı ekip biçersiniz” diyecek oldum. Boynunu büktü: “Hocam, ne ekeceğim? Kime satacağım? Balıklıçeşme’ye gidin, bakın. Başka yere göç edemeyenler kahvelerde oturuyor. Tarım ürünü para getirse onlar tarlaları boş bırakır mı? Tarım ürününü para etmez hale getirdiler...” diye cevapladı.

Ege Cansen’in Milliyet Ekonomi’de bir söyleşisi yayınlandı. Ege Cansen diyor ki, “Tarımda istihdam azalıyor. Tarımdan kentlere doğru bir emek akımı oluyor. Sanayi ve hizmetler sektörü bu emeği istihdam edemiyor. Kırdan gelenler belki tarım sektöründe istihdam edilmiş değillerdi. Bir anlamda gizli işsiz, açık işsiz haline geliyor.

Göçü önlemeliyiz

Kalıcı çözüm için köyden kente göçü caydırmak lazım. Bunun da yöntemi tarımı desteklemektir. Köyde kalan açlığa mahkum olmasın. Tarıma sağlanacak bu desteğin faturasını da kent ödemeli. Yani kentten köye gelir transferi mekanizmaları kurulmalı.”

Balıklıçeşme’de yaşayanlar, aile evinde oturuyor. İşi olmasa bile haneye giren gelir ile yaşamını sürdürüyor. Bahçesinde yetişen sebze ile tarlasında yetişen buğday ile karnını doyuruyor. Yetiştirdiği tavuğu kesip yiyor. Beslediği hayvanın sütünü içiyor. O süt ile yoğurdunu yağını yapıyor.

İstanbul’a göç edince, her şey değişiyor. Kira ile ev bulmak zorunda. Kendi bahçesinde yetiştirdiği sebze ve meyveyi manavdan alıyor. Tavuğu, sütü, yoğurdu marketten alıyor. Ekmeği fırından alıyor. Açık anlatımıyla şu veya bu şekilde (kendi ölçüsünde) üretici iken hemen tüketici oluyor. İş bulamaz ise yaşamını sürdüremiyor. Perişan oluyor.

Demek ki öncelikle tarıma önem vermemiz gerekiyor. Hele hele şu kriz döneminde tarımı hiç mi hiç ihmal etmememiz gerekiyor. Tarımda tarlaların, bahçelerin boş kalmamasını, süt veren ineklerin kesilmemesini sağlamak zorundayız.

Bu “tarım romantizmi” değildir. Ekonomik zorunluluktur.

14.07.2009 Bu yazi 7136 defa okundu
Korona virüsü hakkında ne düşünüyosunuz?

 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri