Son Dakika
Salı, 19 Eylül 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Bakkallık helal midir, haram mı... Atilla Özdür
Otuzlara gelirken Müslümanlığı da yeni yeni öğreniyorduk. Okuduğumuz kitaplarla hocaefendiler, kürsülerinde sık aralıklarla tekrarlardı…

Çarşı pazar teftişine çıktıklarında Güzel Peygamberimiz, bakmış ki bir gıda maddesi, dükkanlarda aşağı yukarı bir iki kuruş farkla satılırken, birisinde diğerlerinin yarı fiyatına…
Sebebi sorulduğunda da, cevap hazır, ‘Yesin millet ucuz ucuz ve bol bol diye, efendim’…
‘Olmaz’ diyorlar Efendimiz. “Siz büyüksünüz, zararına satıp diğerlerini saf dışı edecek olursanız, pazarda tek kaldığınızda millet sizin belirlediğiniz fiyatı ödemeye mecbur kalır, olmaz”…
Konuşmalar, günümüzün Türkçesiyle böyle…
Suali bir başka çerçevede bir kez daha tekrarlayalım…
Marketçilik helal mi…
Marketçilik denilen büyük bakkalcılığı, Kur’an-ı Kerim’in haramlar listesinde isminin geçmemesine bakarak konuşmaya kalkarsanız, “ticarettir” deyip geçersiniz. Oysa Müslümanlar, Efendimiz’in izahlarına bakarak “çoğu şerhoş edenin azının da haram olduğuna” inanırlar… Bu durumda şampanya da haramdır, tekila da… Viski sodanın yanında tabii ki rakı da…
Şimdi burada düşleyiniz bakalım, bakkallığı öldürüp, topyekün milletin de, kartel eline teslim edilmesinde hüküm nedir…
Kabacası, saf ve temiz Müslümanlığın günümüz Türkiye’sindeki kapitalist versiyonu olan marketçilik, yani…

Buyurun sizlere bir başka sual, kafa karıştırıcı amma, çağdaş ve gündaş, bir yanıyla da, dindaş…
Ne derece doğrudur bilinmez amma mümkündür. Türkiye’mizin İstanbul merkezli olup, ticaretten sanayie, siyasetten inşaata, ulaştırmadan mandracılığa kadar türlü alanlarda at koşturan, bu versiyon müntesiplerinden bir sermaye, Karacaahmet’teki halen kullanılmayan eski Osmanlı Müslüman mezar alanından yüz dönümlük bir kısmını aile mezarlığı kurmak için satın almış. Üzerine bir de türbe inşa edecekmiş…
Burada Diyarbakır Türbesi var da, Rize Türbesi niye olmasındı…
İnsanların, bilhassa Müslümanların, ölmeden ya da ölümlerinin hemen ardından, Allah’ın bila ücret kamuya tahsis ettiği mezar toprağına, başkalarının kullanımına engel teşkil edecek biçimde el koymaya hakları var mıdır, yok mudur…
Toprak ağalığı, köylük  arazileri beşeri emekleriyle birlikte mutlak anlamda sahiplenenler için kullanılan bir unvandır. Beşeri sermaye, ağalık düzenindeki örf gereği, köle sahibine istediğini vermekle mükelleftir…
Mezar ağaları, egemenliği altındaki emek sahibi kölesinin namazına iştirak etse de, sıra defin faslına geldiğinde, kendi adına tescillendirdiği topraklarından ‘hastirlemekte’, hukuken olmasa da kanunen hak sahibidir…
Bu hak, gerçekten helal midir yoksa haram mı…
Kabaca sorgulamak istediğimiz, aile mezarlıklarının İslam’da, Müslümancada ve anti kapitalist saf dindarlıkta yeri var mıdır, yok mudur…

Demek istediğimize gelelim…
Devlette devamlılık esastır. Bu kural mucibince hükümetler, DNA’ları farklı da olsa, yoksuldan alıp varsıla verme ana kuralından sapmazlar. Söz vermiş olsalar da, marketlerin bakkal soykırımına bir türlü son verememeleri-vermemeleri bundandır...
Bu durumda, müşterek kapitalizmin omurgasını teşkil eden, “aile mezarlığı” sistemine son vermeğe  cesaret ve vicdanları el verebilir mi…
Denemesi bedava…
Kullanılmayan eski Osmanlı Müslüman mezarları, sırası gelenlere bila ücret tahsis edilsin… Belediyelere para lazım ediyorsa, festival masraflarından kısılsın…
Ne dersiniz, bizim kalemler, gazetedeki benim arkadaşlarım, ne dersiniz…

29.09.2013 Bu yazi 2306 defa okundu
    Sonraki:
    Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




     
    • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
      Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
    • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
      Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
    • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
      “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
    • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
      Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
    • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
      Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
    • Türkiye'de GDO yasak değil!
      Geçtiğimiz günlerde Gümrük Bakanı'nı yaptığı bir açıklama gözlerin yeniden GDO'ya çevrilmesine sebep oldu. Bakan Yazıcı, yaklaşık 2 yılda 43 bin ton GDO'lu ürüne el konduğunu açıkladı. Peki ama bu ürünler şimdi nerde?
    Diğer mülakatlar:
    1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
    Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
    Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
    Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri