Son Dakika
Pazartesi, 28 Eylül 2020 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Bakanlık GDO ithali yine kolaylaştırdı
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, GDO ve Ürünlerine Dair Yönetmeliği'nin 6. maddesinin yürürlüğünü durdurmuştu. Danıştay'ın bu kararı üzerine Bakanlık, yönetmeliğe eklediği madde ile ispat yükümlülüğünü de Risk Değerlendirme Komitesi'ne yükleyerek GDO'cuların işlerini kolaylaştırdı.

Danıştay’ın gerekçeli kararında, Türkiye’nin taraf olduğu uluslarararası sözleşmelerde insan sağlığı, çevre, gıda güvenliği, biyoçeşitlilik gibi konular söz konusu olduğunda, devletlerin ihtiyatlılık (ön tedbirci) çerçevesinde yaklaşmasının öngörüldüğü belirtilen kararda, antibiyotiklere direnç geni içeren GDO ve ürünleri hakkında geleceğe dönük endişeler olduğu vurgulamıştı.

“Antibiyotiklere direnç genleri içeren GDO ve ürünlerinin zararlı olmadığı bilimsel araştırmalarla ortaya konulmadan sırf AB ülkelerinde bu konuda yasaklayıcı bir düzenleme olmadığından bahisle bu tür ürünlerin üretimi, ithalatı ve piyasaya sunulmasının tamamen serbest bırakılması, taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelere ve kamu yararı ilkesine aykırıdır” diyen Danıştay, yönetmeliğin 6. maddesinin yürürlüğünü durdurmuştu.

GDO'lü ürün ithalatına soluksuz devam etmek isteyen Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Resmi Gazete'nin bugünkü nüshasında yaptığı değişiklikle ispat yükümlülüğüne de üstlendi. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'na bağlı organlardan olan Biyogüvenlik Kurulu, "GDO ve ürünlerinin, insan ve hayvanların tedavisinde kullanılan antibiyotiklere direnç genleri içermesi halinde, bu ürünlerdeki direnç genlerine yönelik bilimsel araştırma sonuçlarının insan, hayvan ve bitki sağlığı ile çevre ve biyolojik çeşitliliğe zararlı olmadığı" kendisine bağlı al kurullardan isteyecek.

Bu değişiklikle ipat yükümlülüğü şirketler yerine teknik komiteye havale eden Bakanlık, GDO'lu ürün ithalatının sekteye uğramaması için Danıştay'ın endişelerine katılmasığını bir ez daha ortaya koydu. Yeni düzenlemeye göre, GDO'lardan kayanklanan hukuki (idari ve cezai) sorumluluk GDO'lu ürün üreten ve ithal eden şirketler yerine Biyogüvenlik Kurulu'nun Risk Değerlendirme Komitesi'ne bırakıldı.

Hiçkuşkusuz GDO'lu ürün bu ülkeye amacı ne olursa olsun girmemelidir. Ancak girmeye devam ediyor ve birde mevzuatı varsa, uzun vadede sorumluluğun birkaç teknik veya bürokrata yüklenmesi müeyyidelerin karşılıksız kalması anlamına gelir. Yeni düzenleme ilk bakışta yerinde gibi görülebilir elbette. Ancak doğacak cezai sorumluluğu bu insanların karşılaması ne kadar mümkün?

Bu nedenle sorumluluğun başta bizatihi Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı ile Biyogüvenlik Kurulu üyeleri ve Risk Değerlendirme Komitesi üyelerinin yanı sıra üretici ve ithalatçılarda olmalıdır.

İŞTE O DÜZENLEME

22 Şubat 2012 ÇARŞAMBA

Resmî Gazete

Sayı : 28212

YÖNETMELİK

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından:

GENETİK YAPISI DEĞİŞTİRİLMİŞ ORGANİZMALAR VE ÜRÜNLERİNE DAİR
Y
ÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK

             MADDE 1 13/8/2010 tarihli ve 27671 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerine Dair Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.

             e) GDO ve ürünlerinin, insan ve hayvanların tedavisinde kullanılan antibiyotiklere direnç genleri içermesi halinde, bu ürünlerdeki direnç genlerine yönelik bilimsel araştırma sonuçlarının insan, hayvan ve bitki sağlığı ile çevre ve biyolojik çeşitliliğe zararlı olmadığı Risk Değerlendirme Komitesi raporu ve Kurul kararı ile tespit edilmedikçe bu ürünlerin ithal edilmesi ve piyasaya sürülmesi,

             MADDE 2 Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

             MADDE 3 Bu Yönetmelik hükümlerini Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı yürütür.

 

Yönetmeliğin Yayımlandığı Resmî Gazete'nin

Tarihi

Sayısı

13/8/2010

27671

 

Ziyaretçi Yorumları (Toplam 1 yorum)
  • ky
    ACI AMA GERÇEK
    Gerçeklerle yüzleşelim: Küresel sistemin üyesi olan ülkeler, küresel piyasanın koyduğu kurallara uymak zorundadır. Bu sistemin nimetlerinden yararlanma karşılığında sistemin kurallarını, isteklerini, külfet ve sorunlarını kabul etmiş olurlar. Trilyonlarca dolarlık bu sisteme bağlananlar, sağlıktan ekonomiye, bilimden teknolojiye kadar onların koyduğu kurallara farkında bile olmadan harfiyen uyarlar. Hayatınız ve alışkanlıklarınız kökten değiştiğinde bu kuralları hissedersiniz. Nedir bu kurallar; Birinci kural; parayı veren kuralı koyar. Kural denilen şey, parayı verenin çıkar ve isteklerinin hukuki metinleridir. Yoksa parayı veren kaybeder. O zaman parayı niye versin? İkinci kural; parayı veren düdüğü çalar, parayı alan dinler. Yani parayı verenin kural dışı isteklerini de parayı alan dinlemek zorundadır. Bu nedenle parayı verenin hukuku, bir gecede parayı alanın hukuku olur ve 'nasıl bir gecede her şey değişti' diye de hayret edersiniz. Kural basit: 'para alan emir alır'. Üçüncü kural; Bir şeyler alan bir şeyler vermek zorundadır, verdiklerine sağlık ve hayatı da dahil olabilir. Bedava konforlu hayat yoktur. Domates tohumundan bilgisayar programlarına, ilaçtan teknolojiye, kullardan istediği payı lisans ve patent hakkı olarak alır. Hastalık sektörünün çalışması için hasta olmak ve sonra tedavi olmak gerekir, yoksa sektör çöker kriz olur. Yani kulları bozar, hasta eder ve sonrada tedavi ediyorum diye aldatır. Peki hastalıkların önlenmesi konusunda biz ne yapıyoruz? Artan hasta sayısına yetişmek için ya doktor ithal etmek için çırpınıyor, ya da kıt kaynaklarımızı, hastalıklar peşinden koşarak çarçur ediyoruz. Bunca yıldır yapılan, hastalık sektörünü beslemek. Bu ülkede sağlıklı yaşamak mümkün değil mi? Önce hasta olmak ve sonra da dev zincir hastanelerde tedavi olmak zorunda mıyız? Yıllardır çarçur ettiğimiz milyarlarca doları, hastalıkları önlemek ve sağlığı korumak için harcasaydık, hiç değilse bugün sağlıklı bir toplum olur, doktor ithali peşinden koşmazdık. Hastalık üreten bataklığı kurutmak yerine, bu bataklığın ürettiği hasta bir toplumla uğraşıyoruz. Her yer hastane dolarken yenilerini açmaktan gurur duyuyoruz. Hastalıkları önleme ve sağlığı koruma ise kimsenin aklına gelmiyor. Geliyorsa hastalıklar neden artıyor? Temel sorun şu; Piyasa tanrısının kurallarına mı uyacağız, yoksa… İnancımız, kötülüğü(hastalığı) önlemeyi, sağlığı(iyiliği) korumayı emrediyor.
    24.02.2012 13:11:26
22.02.2012 14:39:00 Bu haber 4801 defa okundu
Bakanlık GDO ithali yine kolaylaştırdı
Korona virüsü hakkında ne düşünüyosunuz?

 
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri