Son Dakika
Salı, 30 Mayıs 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Bakana inat, itiraflar sürüyor...
Edirne Ziraat odası Başkanı'ndan sonra şimdi de isminin açıklanmasını istemeyn bir çiftçi GDO'lu ekim yaptığını itiraf etti. "GDO'lu ekim yapıldığı ispatlansın istifa ederim" diyen Tarım Bakanı'na düşense sözünde durum istifa etmesi.

Zira onu zaten yedik. Yeni yönetmelikle alevlenen GDO tartışmalarında kafanız karıştıysa, buyurun.
Hayatımızı nasıl değiştirecek?

"Geçen sene tarlama ekilen mısırlar GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizma) idi" diyor Çanakkaleli çiftçi. İsminin açıklanmasını istemiyor, çünkü tohum aldığı firmayla önümüzdeki senelerde de çalışmak zorunda: "Başka alternatif yok. Tohumu veriyorlar. Sözleşmeye göre her şeyi onların belirlediği kurallara göre yapmak zorundasın. Ekimin nasıl yapılacağını, hangi firmaya ilaçlama yaptıracağını hep onlar belirtiyor. Sonra kendi adamlarını getirip, dişi tohumların tüm püsküllerini kopartıyorlar, ardından erkek tohumlar toplanıyor. En sonunda dişiler olgunlaşınca, yine gelip kendileri mahsulü kaldırıyor. Ürünü de onlar satın alıyor. Biz kendi mahsulümüzü eksek, satamıyoruz."

Tarlasına ekilen mısırlar alıştığından daha az ilaçlandığı için ve bir sonraki seneye tohum vermediğinden, Çanakkaleli çiftçi tohumlarının GDO'lu olduğunu iddia ediyor: "Önceden mısırın, ayçiçeğinin tohumunu bir sonraki sene de ekerdin. Artık tohumlar kısır, tarlaya dökülen ayçiçeği tohumlarından yeniden filizlenenler oluyor. Bir bakıyoruz, tek gövde olması gereken filizden üç beş kafa çıkıyor. Hepsi cılız, büyüyemeden kuruyor."

(Newsweek Türkiye)

GDO'lu ürünler arıların ölümüne yol açıyor

Arıcılar geçtiğimiz yıllarda yaşanan yoğun arı ölümlerinin arkasında GDO'lu (Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar) ürünler olduğunu ileri sürüyor.

Adana Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Ahmet Turan Otlu, GDO'lu ürünlerin ekildiği yerlerden beslenen arıların bal verimlerinin azaldığını ve kışın telef olduğunu söyledi.

Adana Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Ahmet Turan Otlu, özellikle GDO'lu bitkilerin yaygın olduğu düşünülen GAP'ta arı kayıplarıyla karşılaşıldığını belirtti. 2006 yılından itibaren söz konusu sıkıntının baş gösterdiğini ifade eden Otlu, Hacettepe Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmanın bu tezlerini desteklediğini kaydetti. GDO'lu ürünlerin arının yeterli bal ve döllenme sağlayamadığına dikkat çeken Otlu, bilim adamlarının da sözü edilen 'katkı maddelerinin' arının ömrünü kısalttığı yönünde bilgi verdiğini dile getirdi. Bu yıl Çukurova'daki arıcıların Muğla ve yöresine yöneldiğini belirten Otlu, arı zayiatının yok denecek kadar az olacağını savundu.

Bu konuyla ilgili ellerinde bilimsel bir tespit olmadığını, ancak bütün belirtilerin bu yönde olduğunu vurgulayan Otlu, "Tarım ilaçlarından olduğunu öne sürenler oluyor ancak biz bunun doğru olmadığını düşünüyoruz. Çünkü tarımın olduğu bütün doğal alanlarda, mutlaka zararlılara karşı tarımsal ilaçlar kullanılıyor. Fakat bugüne kadar bu bölgelere giden arıcılarımızın herhangi bir şikayet olmadı. Fakat özellikle GAP bölgesine giden tüm arıcılarımızın ortak bir şikayeti oldu. O da arıların verimsiz olması ve çabuk ölmesi. Biz de kendi imkanlarımızla bazı araştırmalar yaptık ve bu bölgelerde Türkiye'ye girişi serbest olan GDO'lu ürünler ekildiğini gördük. Bu ölümlerin de bu ürünlerle beslenen arılarda meydana geldiğini tespit ettik." ifadelerini kullandı.

Arıcılıkta maliyetlerin yükseldiğine işaret eden Otlu, bal fiyatlarının ise tam tersine, düştüğünü anlattı. Eskiden arıcılara Almancı gözüyle bakıldığını ve bir kıza iki kişi talip olduğunda kendilerinin tercih edildiğini belirten Otlu, son yıllarda uğraş alanlarının gözden düştüğünü söyledi. Bu olumsuzluğun nedenini piyasaya sürülen 'sahte bala' bağlayan Otlu, şunları söyledi: "Daha önce kimse mısır şurubundan sahte bal yapmayı bilmiyordu. Fakat kimi uyanık insanlar sahte balı piyasada yaygın hale getirdi. Bir miktar pamuk balına mısır şurubu katıldığında sahte bal elde edilebilir. Vatandaşın bu hilekârlığı anlaması mümkün değildir. Geçmişte kimse mısır şurubunu bilmezdi. Ama artık günümüzde helva, çikolata ve benzeri pek çok tatlı besin bu madde ile üretiliyor. Hakiki bal şekerlenir. Ama mısır şurubu balı şekerlendirmediği için kaliteli zannedilir. Hâlbuki gerçek bal er veya geç şekerlenir. Yapma bal yıllarca kalsa şekerlenmesi mümkün değildir."

Türkiye'nin zengin bitki örtüsü nedeniyle dünyanın en kaliteli balına sahip olduğunu kaydeden Ahmet Turan Otlu, büyük marketlerdeki bal çeşitlerinin -genel olarak- devamlı kontrol edildiğinden, güvenilir kabul edildiğini anlattı. Küçük belde, sokak ve yol boylarında belediye ya da Tarım Müdürlüğü'nün pek denetleyemediği yerlerde korsan balın tüketiciye satıldığını açıklayan Otlu, hiçbir gerçek arıcının eline balını alarak, rast gele dolaşmayacağını söyledi.

Ucuza alınan mısır şurubundan yapılan merdiven altı baldan çok para kazanıldığını vurgulayan Otlu, gelir düzeyi yüksek kesimlerin -şişmanlık korkusuyla- pek fazla bal yemediğini ileri sürdü. Daha çok orta tabaka tabir edilen vatandaşın balı tercih ettiğini ancak ucuza tüketilen balın kesinlikle sahte olduğunu öne sürdü. Otlu, vatandaşın açıkta satılan gıdalara da 'doğal olduğu' gibi yanlış bir kanı ile daha fazla ilgi gösterdiğini savundu. Bir arıcının para kazanabilmesi için kilo başına asgari 8 TL eline geçmesi gerektiğine değinen Otlu, şu anda çam balının toptancılara 4-6 TL'ye zararına satıldığını sözlerine ekledi. Otlu, "Arıcı artık gittiği yerden gelemiyor. Evine neredeyse ekmek götüremeyecek duruma geldi." dedi. (cihan)

28.11.2009 13:35:00 Bu haber 5759 defa okundu
Bakana inat, itiraflar sürüyor...
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri