Son Dakika
Pazartesi, 25 Eylül 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Avrupa'da yasaklanan gıdalar Türkiye'ye girebilir mi?
Dünya GDO'lu ürünleri birbir yasaklıyor. Türkiye'de ise GDO'lu ürünler hiçbir kontrole tabi tutulmadan satılıp tüketilmekte. Yeni hazırlanan ve Baknalar Kurulu'nun masasında bekleyen yeni tasarı ise GDO'lu ürünlerin satışını yasal hale getirerek Türkiye'yi ABD'li şirketlere bağımlı hale getirecek.

Genetik mühendisliğinin teknikleriyle kalıtımsal değişikliklere uğratılmış organizmalar Türkçede GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar) olarak adlandırılmaktadır.

GDO'lu ürünleri destekleyen kurum ve kuruluşlar, bu teknolojinin, hızlı büyüyen, hastalık, hava ve böceklere dirençli, herbisitlere dayanıklı bitkisel ürünlerin yanı sıra daha lezzetli, daha güvenli, daha verimli, daha besleyici, uzun ömürlü ve sağlık açısından daha faydalı bitkisel ve hayvansal ürünlerin üretimini sağlayacağı düşünülmektedir. Buna ek olarak bu ürünlerin sağlayacakları üretim artışı ile insanlığın açlık sorununa çözüm olacağı da iddia edilmiştir. Fakat GDO'lu ürünlerin tarımsal üretimde ilk defa kullanılmaya başlandığı 1996 yılından bu yana, GDO'lu ürün üretilen tarım arazilerinde ve elde edilen ürün miktarında dünya genelinde önemli oranda artış yaşanmasına rağmen, açlığın dünyanın en önemli problemlerinden birisi olmaya devam etmesi bu savın çok da doğru olmadığını ortaya koymaktadır.

Öte yandan, son yıllarda hem AB ülkelerinde, hem de ABD'de gerçekleştirilen bilimsel araştırmalar iddia edildiği üzere GDO'lu tarım ürünlerinin verim artışı sağlamadığı, insan ve hayvan sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olduğu yönünde ciddi kanıtlar ortaya koymuşlardır. GDO'lu ürünlerin çiftçiler için maliyet avantajı sağlayıp sağlamadığını ispatlamaya yönelik Iowa State Üniversitesi'nde 377 mısır tarlası ve 800 çiftçi ile yapılan bir akademik çalışmanın sonuçlarına göre; transgenik mısırda tohumluğun GDO'lu olmayan mısıra göre % 32 oranında daha pahalıya mal olduğu belirlenmiştir (1). Wisconsin Üniversitesi tarafından ABD'nin 8 kuzey eyaletinde gerçekleştirilen ve GDO'lu soya fasulyeleri ile yapılan 40 verim denemesi sonucunda, GDO'lu soyanın veriminin klasik soyaya göre ± % 14 oranında değişim gösterdiği, ortalamada ise GDO'lu soyanın veriminin klasik soyaya göre % 4 oranında daha az olduğu kanıtlanmıştır (2).

TARIMDA DAHA DA DIŞA BAĞIMLI HALE GELME

GDO'lu tarım ürünlerinin insan ve hayvan sağlığı üzerinde olumsuz etkileri bulunduğunu ortaya koyan bilimsel çalışmalar da mevcuttur. Avrupa Gıda Güvenliği Kurumu (European Food Safety Authority) tarafından 2007 yılında gerçekleştirilen araştırmada, GDO'lu soya ile beslenen dişi farelerden doğan bebek farelerin diğerlerine göre daha küçük oldukları ve büyük bir kısmının üç hafta içerisinde öldükleri tespit edilmiştir (3). Yine 2007 yılında Fransa'daki Caen Üniversitesi bünyesindeki (Independent Research and Genetic Engineering) araştırma enstitüsü tarafından gerçekleştirilen çalışmada, 90 gün boyunca GDO'lu mısırlar ile beslenen farelerin hormonlarında değişimler olduğu gözlemlenmiş ayrıca böbrek ve karaciğerlerinde zararlı toksit maddelerin oluştuğu tespit edilmiştir (4). Bu araştırmaya ilişkin sonuçların açıklanmasının ardından, Greenpeace tarafından başta Avrupa Birliği olmak üzere hiçbir ülkede GDO'lu ürünlerin üretim ve tüketiminin onaylanmaması gerektiğini ifade eden bir açıklamada bulunulmuştur. Yine aynı alanda İtalyan hükümeti tarafından 2008 yılı Kasım ayında yaptırılan benzer yönde çalışmada da, GDO'lu mısırların farelerin bağışıklık sistemi üzerinde etkileri olduğu ortaya konulmuştur (5).

İnsan ve hayvan sağlığı üzerine olumsuz etkilerinin yanında GDO'lu ürünler ekolojik dengenin bozulma risklerini de artırmaktadır. Doğal türlerde genetik çeşitliliğin kaybına, ekosistemdeki tür dağılımının ve dengenin bozularak genetik kaynakları oluşturan yabani türlerin doğal evolüsyondan sapmalarına neden olabilecek bu riskler aynı zamanda, ülkemizin de arasında bulunduğu genetik kaynakları zengin ülkelerin gen kaynaklarının tehdit edilmesine yol açmaktadır. Bu ürünlerin ekosistem üzerinde yaratacağı olumsuz etkilere ek olarak, sosyoekonomik alanlarda bu ürünlerin kullanımının yaygınlaşması ile bazı riskler ortaya çıkmaktadır. GDO'lu üretim alanında tarımsal biyoteknolojinin büyük ölçüde ABD kökenli firmalar tarafından gerçekleştiriliyor olması, gelişmekte olan ülkeleri tarımsal alanda zamanla dışa bağımlı hale getirebilecektir. GDO'lu tohumlarda uygulanan patent hakları, çiftçiye tohum alıkoyma (seed saving) imkanı vermeyen terminatör gen teknolojisi uygulamaları yoluyla dünya çiftçilerinin bütünüyle tohum üreticisi birkaç ulus ötesi şirkete bağımlı kılınmasına neden olabilecektir.

GDO'lu tarım ürünlerinin ülkemizde üretimi ve ithalatı yasak olmasına rağmen, denetim ve yasal mevzuat eksikliği nedeniyle bu ürünler ülkemizde yıllardır kontrolsüz olarak tüketilmektedir. Bu alandaki mevzuat eksikliğinin giderilmesi ve biyoteknolojik ürünlerin insan sağlığı ve biyolojik çeşitlilik üzerine oluşturabileceği olumsuz etkilerin belirlenmesi amacıyla 'Biyogüvenlik Yasa Tasarısı' oluşturulmuştur. Bu yasa tasarısı mevcut haliyle başta Ziraat Mühendisleri Odası, Gıda Mühendisleri Odası, -Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi- ve GDO'ya Hayır platformu olmak üzere birçok sivil toplum örgütü tarafından eleştirilmektedir. Farklı kurum ve sivil toplum örgütleri tarafından yasa tasarısına yöneltilen eleştirilerin temelinde ise; yasa tasarısının bu hali ile Meclis'ten geçmesi durumunda ülkemizin GDO'lu ürünlerin açık pazarı haline geleceği ve tarımımızın ciddi boyutlarda olumsuz olarak etkileneceğine ve ayrıca halkımızın sağlığını olumsuz etkileyeceğine yönelik kaygılar yer almaktadır.

MECLİSE BÜYÜK GÖREV DÜŞÜYOR

Önümüzdeki yasama dönemi içerisinde TBMM Genel Kurulu gündemine geleceği tahmin edilen Biyogüvenlik Yasa Tasarısı'nın mevcut haliyle yasalaşması durumunda, GDO'lu ürünlerin ülkemizde serbest bir şekilde üretilmesine ve ithalatına izin verilecektir. Öte yandan üyelik müzakerelerine devam ettiğimiz Avrupa Birliği tarafından GDO'lu ürünlerin üretimi ve ithalatı oldukça sıkı kurallarla denetlenmektedir. Başta Avusturya, İsveç, Norveç ve Danimarka olmak üzere birçok AB ülkesinde ise bu ürünlerin üretimi yasaklanmıştır. Bu doğrultuda GDO'lu tarım ürünlerinin ithalatına ve üretimine ülkemizde izin verecek bu düzenlemenin mevcut haliyle yasalaşması Avrupa Birliği hükümleri ile uyum içerisinde olmayacak ve ülkemizin AB müzakere sürecini olumsuz yönde etkileyecektir.

Endemik bitkiler açısından dünyanın en zengin ülkelerinden birisi olan ülkemizin biyolojik çeşitliliğinin korunması, halkımızın sağlığının bu ürünler nedeniyle bozulmasının önlenmesi ve ülkemizin tarımının büyük biyoteknoloji şirketlerinin kontrolü altına girmemesi için, mevcut yasa tasarısının bu kaygıları giderecek şekilde yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. (Zaman)

Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar ve Biyogüvenlik Yasa Tasarısı Raporuna ulaşmak için:

 

04.10.2009 23:07:00 Bu haber 6795 defa okundu
Avrupa'da yasaklanan gıdalar Türkiye'ye girebilir mi?
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri