Son Dakika
Perşembe, 23 Kasım 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Apple bir marka mı yoksa din mi? Kemal Özer
Hiç kuşku yok ki bugün vefat eden Apple’ın kurucularından Steve Jobs ve Microsoft’un kurucularından Bill Gates, bilişim sektörünün en ünlü iki lideri.

Oldukça ilginç özellikleri olan bu iki isimde, 1955 doğumlu.
 
İkisi de üniversiteyi tamamlayamadan bıraktı.
 
İkisinin de serveti 50 milyar dolardan fazla.
 
Bir başka benzerlikleri ise Oracle, Dell’in patronları ve bir çok meslektaşları gibi -şeklen de olsa- Yahudi değiller.
 
Bill’in anne ve babası Amerikalı iken, Steve’in babası Suriyeli Abdulfattah Jobs, annesi ise bir Amerikalı. Steve’in babası ile hiçbir bağı yok, Bill’in ise babası ile iletişimi halen devam ediyor.
 
Steve, Budist iken, Bill ise agnostik yani Allah’ın ve evrenin nereden türediğinin bilinmediğini veya bilinemeyeceğini ileri süren materyalist felsefi akımın mensubu.
 
Steve ve Bill’in yolları, bağımlılıkta da kesişiyor. Çünkü her ikisi de LSD (Lizerjik asit dietilamidi) kullanıyor.
 
LSD, İsviçreli kimyacı Albert Hofmann tarafından 1943’de keşfedilen ilginç bir asit.
 
Bu güçlü asit, kullanıcısının algılama yapısını tamamen değiştirmekte ve kişiyi halüsinasyon formuna sokarak, hayal alemine itmekte. Oldukça tehlikeli olan LSD, kişiyi gerçek dünya'dan soyutlar ve yaşanan trans hali saatlerce sürebilir. Bazı uzmanlar, bu ürünü kullananların cinlerle iletişime geçtiğini iddia ederken, kullanıcıların bazıları da bu yönde itiraflarda bulunuyor.
 
Kullanıcı kendini aşırı derece mutlu hissetmekle kalmayıp, cennete gittiğini zannediyor. LSD’nin etkisindeki kişi, genellikle etkilendiği konular üzerine hayaller görür. Çevresindeki nesneler de dâhil her şey bu hayallere göre şekillenir. LSD’nin etkisinde olan birinin her türlü nesneyle iletişim kurabildiğini zannettiği ve ayrıca bilinçaltında olan ve eskiden yaşanmış olayları tekrar yaşadığı da iddia ediliyor.
 
Tehlikesi tartışmasız olan bu asit, kullanıcısını bağımlı yapmanın yanı sıra, kanser başta olmak üzere çok sayıda rahatsızlığa da neden olmakta. Steve Jobs gibi kendine oldukça iyi bakan birini bile genç yaşta ölüme götüren şeyin LSD olduğundan kuşku yok.
 
İki arkadaş aynı zamanda iki rakip miydi?
 
Zahiri manada elbette rakiptiler. Ancak kamuoyunca pek bilinmeyen ortaklıkları ve hizmet ettikleri derin yapılar, bir rekabetten ziyade dostluğun emareleriyle dolu.
 
İki “dostu” bir araya getiren güçler, yenilikten ziyade varlığını korumakla meşgul olan Microsoft’un patronu Bill Gates’i, Microsoft’taki görevinden ayırarak aşı kampanyalarının idolü görevini verir. Bill’in geri kalan ömründeki görevi; Afrikalı çocuklar başta olmak üzere yeni nesli aşı kampanyalarıyla kısırlaştırmak ve dünyanın tescilsiz tabiî tohumlarını toplayarak yok etmek…
 
Apple’ın mucidi Steve’in özellikle ‘ipad’ ve ‘iphone’ ile yakaladığı süreç, gençliğin yönlendirilmesinde müthiş bir araç olarak ortaya çıkar.
 
Walt Disney şirketinin en büyük ortağı da olan Steve’in, toplumların bilinçaltı yönetimi konusunda projeleri ve uygulamaları olduğu herkesin malumu. Steve’in bu alandaki çalışmalarında kendisine bazı mahfillerce açık çekler verildiği de sır değildi.
 
CNN.com’da yer alan “Apple ürünleri hayranlarının beyinlerinde ‘dinsel coşku’ salgısını tetikliyor” başlıklı haber, BBC’nin yaptığı araştırmayı özetliyor.
 
Isırılmış elma özellikle Hıristiyan kültüründe günahı ve şeytanı temsil etmekte. Yine batı açısından Hz. Havva’ya dayandırılan erotik bir anlamı da yok değil.
 
BBC’nin yaptığı araştırmanın sonucuna göre Apple hayranları, kafalarında dini objelere yer vermedikleri gibi, din ile teknolojiyi birbirlerine rakip görüyorlar. Vak’a tipik bir “dine karşı din” durumu.
 
Sinirbilimciler ise Apple hayranlarından bazılarının fanatik derecesinde Tanrı’yı manyetik ortamda gördüklerini iddia ettiklerini ve yine bu ürünlerde Tanrı’yı görüntüleyen bölümlerin olduğunu söylediklerini belirtiyorlar.

 BBC tarafından yayınlanan Apple belgeselinin ilk bölümünde yer alan görüntülerde, şirketin Londra mağazası açılışında bir çalışanının deli ve bir çılgın gibi etrafta bağırdığı ve koşuşturduğu görülüyor. Uzmanların kaygı verici bulduğu bu davranışın, bazı Apple kullanıcılarında da görüldüğü hatırlatılıyor.
 
Apple eleştirmenleri yaptıkları değerlendirmede, Apple hayranları ve çalışanlarının, bu ürünlerden etkilenerek ürüne ‘dinsel algı’ yüklediklerini de dile getiriyorlar.
 
Gelişmelerin farkında olan Steve Jobs’un, Apple markalı ürünlerini satmak ve hayranlarını elde tutmak için, ‘Machead, A blog, Mac aptly’ gibi modası geçmiş bilgisayarların dövmeleri, çıkartmaları ve posterlerini piyasaya çıkarak, hem ürünlerini her an hatırda tutmaya, hem de ikonografi üzerinden gençliği kontrol altına almaya çalıştığı söylenebilir.

 Mezkûr haberde, Apple’ın yeni ürünlerinin onuncu yıl kutlamalarına katılanların adeta hac niyeti ile ziyaretler yaptıklarına da yer veriliyor.
 
 Gelişmelerden en çok endişe duyan ise Papa 16. Benedict. Papa’nın teknolojiye tapma ve özellikle de Apple tutkunlarında görülen dinsel algıdan rahatsız olduğu, bu nedenle “teknoloji Tanrı’nın yerini alamaz” dediği de belgeselde yer alıyor.

 Torunu, Apple ürünlerinin satışa çıkacağı tarihten saatler hatta günler önce kuyruğa girerek, inanılmaz görüntüler oluşturan topluluğun içinde olan Hıristiyan bir büyükanne, BBC’ye yaptığı açıklamada; Pazar günü kilise ayini yerine, neden pazar alışverişine gidildiğini çok merak ettiğini ve anlam veremediğini söylüyor.
 
Kimilerine göre Steve Jobs, “yeni bir üründen ziyade yeni bir din yarattı” ve gitti. -Artık hesabı, inanmadığı Rabbi’yle...-
 
Bu sözde materyalist “din”in oluşumunda, LSD’nin ve bilinç altı yönetimi konusunda uzman olan Tavistock Enstitüsü’nün ne kadar etkisi var, bunu zaman gösterecek.
 
Lakin, Steve Jobs’un geride bıraktığı mirasın bazı insanları peşinden koşturan bir teknolojiden ibaret olmadığı ortada.
 
www.twitter.com/ozerkemal
www.kemalozer.com
 

10.10.2011 Bu yazi 5034 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri