Son Dakika
Perşembe, 23 Kasım 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Alzheimer ilaçlarındaki büyük oyun Prof Ahmet R Küçükusta
Bu yıl ilaç harcamaları için ayrılan 15.6 milyar liranın daha yıl bitmeden aşılması üzerine hükümet her gün yeni arayışlara yöneliyor. Son karar dün gece yürürlüğe girdi ve ilaç fiyatları düşürüldü. Bu sayede bir buçuk milyar liranın üzerinde tasarrufun mümkün olacağı tahmin ediliyor.

Hatırlarsanız daha birkaç gün önce de gereksiz ilaç yazan hekimlere “negatif performans” verilmesi, aile hekimliğinde hastalardan reçete bedeli ve 3 kutu ilaç sonrası katkı payı alınması gibi tedbirler gündeme gelmişti.

Ülkemizde ilaçta gerçekten de inanılmaz boyutlarda israf var. Bunu elbette bir takım mali tedbirlerle azaltmak mümkün ama doktorlar ve ilaç endüstrisi arasındaki ilişkileri sıfırlamadan bu israfa kesin ve kalıcı bir çözüm getirmek de mümkün olmayacak.

Nöroloji uzmanı değerli bir meslektaşımdan aldığım mektubu okursanız bana hak vereceğinize inanıyorum:

“Geçen gün bir televizyon kanalında katıldığınız ilaç terörü konulu tartışma programını beğenerek izledim. Nöroloji uzmanıyım. Alzheimer ilaçlarının satışındaki artışı, sizin belirttiğiniz gibi sadece nüfusta yaşlanma ile açıklamak mümkün değildir. Bir kere, yaşlanma ile görülen mental yetersizliklerin ve unutkanlıkların çoğu “demans” değildir. Bu, çoğu fizyolojik semptomların sadece dar bir kısmı demanstır; daha da ötesi demansın sadece daha da dar bir kısmı Alzheimer hastalığı olarak tanılanır.

Hâlbuki ilaç yazma ve satma pratiğinde tüm hafif unutkanlığı olan yaşlılar Alzheimer olarak tanılanmakta “overdiagnosis” ve de gereksiz yere ilaç tedavisi başlanmaktadır.

Demek ki her yaşlılık belirtisi demans olmadığı gibi her demans da Alzheimer tipi demans değildir. Alzheimer, tüm fizyolojik yaşlılıklar içerisinde ancak yüzde 3-5 gibi bir oranda görülür, gerisi sadece ilaç firmalarının yalanıdır. Çünkü bu ilaçlar demans değil sadece Alzheimer tip demans ruhsatlıdır.

İkincisi, Alzheimer tipi demans tedavisinde kullanılan ilaçlar tedavide etkisizdir, her ne kadar ilaç firmaları iddia etse de, sizin de bildiğiniz gibi sadece pozitif çıkan bazı veriler ruhsatlandırma dosyasına konur ve negatifler çöpe gider.

(“data on the file”).

Hâlbuki gerçek böyle değildir, tecrübelerimden ve tek tük bağımsız literatürden anladığım şu ana kadar piyasaya çıkmış hiçbir Alzheimer ilacının hastalığı

a. iyileştirmediği,

b. geciktirmediği,

c. yaşam süresi ve kalitesine fayda etmediğidir. Yan etki konusu üzerinde hiç durmuyorum çünkü bu ilaçların kanıtlanmış birçok hayati yan etkisi zaten bulunmakta fakat hastalar yaşlı olduğu için göz ardı edilmektedir. Bu konu üzerimde ısrarla durmamın nedeni, kolesterol, depresyon, aşı ve arada güme giden HPV kampanyalarından sonra, bu ilaçların giderek ucuzladığı ve haklarında şüpheler oluştuğu için ilaç firmalarının çoğunun Alzheimer'i pompaladığı ve gelecek 10- 20 yıllık planlarında bu ilaçlardan (kendi deyimleri ile “block busters”) çok paralar kazanmayı hesapladığıdır.

Neden mi? Vademekum'unuzu (ilaç rehberi) açıp bu ilaçların fiyatlarına bakarsanız nedenini anlarsınız.

Tamamı devletçe geri ödemeye alınmış bu ilaçların aylık tedavi maliyetleri 100 - 600 TL arasında değişmektedir. (Exelon, Aricept, Ebixa, Memorix vb). Hatta bu fiyatlar da yetmemekte, doktorlar ve hastalar flaster vb formları gibi daha “hi-tech” ama daha pahalı, sonuçta bir etkinliği kanıtlanmamış formlarına yöneltilmektedir. Flaster olanların fiyatı sanırım 350 TL civarıdır. Bir diğer konu da, Alzheimer tanısı konsa bile, bunların sadece bir kısmı için ilaç ruhsatlıdır, hepsi için değil. Buna da firmaların Ankara ve FDA ayak oyunları ile "erken dönem Alzheimer belirtileri" denmiştir.

Mesela İngiltere'de, Demans testi ve nöro-psikolojik değerlendirme yapmadan hastalara Alzheimer ilacı verilemez. Bu tıbbi hatadır ve de devlet geri ödeme yapmaz. Ama Türkiye de herhangi bir hastanenin branşı uygun herhangi bir uzmanı tek imza ile Alzheimer ilaç raporu çıkarabilir. Ne bir test, ne bir takip, ne bir sorumluluk gerekir. Gene, bu ilaçların ileri demanslar ve Alzheimer’ in ileri tiplerinde de hiçbir işe yaramadığı bilinmesine rağmen, bedensel fonksiyonları tamamen gerilemiş, yatalak ve bakım hastalarına da bu ilaç verilmektedir, faydası sadece ilaç firmasına olduğunun bilinmesine rağmen. Pek çok bakım ve huzur evi ile evlerdeki yatalak hastalarda durum böyledir. Sonuç olarak, yaşlılık, elbette ki artan yaşlı nüfusu ve uzayan ömür gerçekleri ile ele alındığında önemli bir evredir, ama tıpkı çocuklarda olduğu gibi fizyolojik durumları ilaç firmalarınca sömürülmeye de adaydır.

Hâlbuki işin doğrusu, yaşlanmanın fizyolojik doğal bir süreç olarak kabul edilip ele alınması ve destekleyici, sosyal ve ekonomik yaşamın içinde kalıcı politikalar geliştirilmesi ve yaşlıların sağlıklı mutlu bireyler olarak yaşamlarının bu evresini geçirmeleri hedeflenmelidir.”
Gelelim neticeye

Bu mektubu her hekimin özellikle de nöroloji ve psikiyatri uzmanlarının okumalarını, görüşlerini bildirmelerini diliyor ve bekliyorum.

Ziyaretçi Yorumları (Toplam 1 yorum)
  • Hatice Neşe Arıtürk
    Epıxa ve Exelon
    Hocam 9 yıl önce Geçirdiği felç sonucu yürüyemeyen annemi uyku problemi ile ilgili götürdüğümüz nöroloji doktorlarının vermiş olduğu bu iki ilaç sayesinde yoğun bakımlara kadar uzanan bir süreç yaşadık.Şu anda size hastaneden yazıyorum.Exelon ile başlayan çok şiddetli bir bacak kramplarından ve ellerinin kapanmasına ve ağzından salyalar akmasına kadar bir çok olumsuzluk yaşadık.annem tam 2 ay bu acıdan çıldıracak duruma geldi.Tüm yaşam kalitesi yokoldu.Bizimle birlikte hayatın her anını ortak yaşayan annemin bu spazm veya kramplar ile birlikte dili de çok parlak kırmızı oldu ,şişti , ağzına sığmaz hale geldi.Takma dişlerini de kullanamadığı için yiyemez içemez hale geldi.Acıdan su dahi içemedi .Böbrekler fonksiyononu yitirmeye başladı.kreatin yükseldi.Vücudundaki potasyum mağnezyum b12 d3 ne varsa hepsi altüst oldu.Ne yaptılar ?Exelon lar atıldı epixa verildi.Yoğun bakımdan çıkınca epixa adlı ilaca başlandı.Ne mi oldu ?Şu anda annem kollarındaki spazmlar nedeni ile acıdan çıldırıyor.Dili yine kıpkırmızı ve şişti.Ve bu ilacı da aynen çöpe atıyorum.Son iki aydır çektiklerimizi bir allah bir biz değil değil annemin çığlıkları ile yürekleri burkulan tüm mahalle sakinleride biliyor.Bu ilaçları üreten ve insanların hayatları ile oynayan bu ilaç firmalarını kınıyor,Kendi ilaçlarını içmek zorunda kalmalarını diliyorum.
    07.08.2015 01:23:04
15.11.2011 Bu yazi 7996 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri