Son Dakika
Cuma, 24 Kasım 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Afrika’dan da hesaba çekileceğiz Kemal Özer
Borçlandırılarak şahısları, şirketleri ve ülkeleri buhrana sürüklemek ve batırmak liberal kapitalizmin yaygın olarak kullandığı etkin bir araç...

Gelişmiş ülkelerdeki halklar bu şekilde borç kıskacına kıstırılmış durumda. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde, kredi kartı ve banka kredileri kullandırılarak mesken, lüks ev gereçleri, araba, yazlık gibi ürünlerle sürekli borçlu tutuluyor.

Batıda çok işlev gören bu numara, ‘gelişmekte olan ülkeler'de de hayli etkili. Kişisel alım gücü düşük olan Afrika'da ise, borçlandırılan şahıslardan ziyade devletler.

Dünya Bankası, IMF ve diğer özel finans şirketleri tam da bunun için varlar.

Afrika'ya 1940'larda Marshall Yardımları ile başlatılan sözde yardımlar aslında Afrika'yı borç cenderesi içinde boğdu.

Son 60 yılda Afrika ülkelerine sağlanan sözde yardımlar 1 trilyon dolar. Amerikan Merkez Bankası FED'in 2008-2012 arasında 10 bankaya sağladığı 11 trilyon 314 milyar dolar karşısında bu rakamın bir kıymeti yok batı açısından.

Ama söz konusu olan yer altı ve yer üstü zenginlikleri açısından dünyanın en mümbit yeri olan Afrika olunca işin rengi birden değişiveriyor. Zira bu paralar hem Afrika'nın borç yükünü artırıyor, hem de batıya daha da bağımlı kılıyor.

Altı asır önce Afrika'nın zenginliklerini keşfeden sömürgeciler, önce insanlarını köleleştirdi. Sonra zorla dinlerini değiştirtti. Köle ruhlu yöneticileri sömürge valisi olarak tayin etti. Halkını kurtarmaya kalkışanı, ya darbe ile devirtti, ya da öldürttü.

Bunun en somut örmeği Somali. Çok değil 40 yıl önce Afrika'nın en müreffeh ülkesi, şu an Dünya Bankası, IMF, petrol ve maden şirketlerinin elinde inim inim inliyor. Batının desteklediği terör de cabası.

Aslına bakılırsa dünyadaki iktisadi buhranın kurumsal sorumluları; Dünya Bankası ve IMF. Buna baronların şirketlerini de eklemek gerek… Siyasal ve insanîbuhranın sorumlusu ise BM ve bağlı örgütleri.

Bakın Türkiye'ye, IMF'den kurtulduğu gün nasıl şahlanmaya başladı. Sonrası malum… Sen misin şahlanan… Al sana iç ve dış düşmanlar… Demek ki, Afrika'yı anlamak için uzağa gitmeye gerek yok. Türkiye olumlu ve olumsuzlukta en iyi örnek...

IMF, pusuda yatan tilki gibidir. Girdiği kümeste tek tavukla yetinmez, tümünü boğar. Çünkü kurucu unsurlar böyle istiyor, yani emir böyle. Oysa ona bel bağlayanlar, tilkiden yardım isteyen tavuk olduklarının farkında değiller.

İşte Afrika bu yüzden fakir ve çaresiz! Bu kurumlar gelip, belirli şartlarla kayıtlarayardım olarak geçen faizli kredi sağlıyorlar. Sonra vizyona girecek filmi zaten biliyoruz.

Ülkelerin başına koydukları açgözlü kifayetsiz muhterisler, bu paraları halkı için değil, kendileri ve bir avuç elit için harcıyor. Eski borçların faizinden arta kalırsa tabi. Bu yüzden rüşvet, peşkeş, iç savaşlar, dolayısıyla alabildiğince sefalet.

Bataklıktan beslenen sinekler gibi batı da, Afrika'nın böyle kalması için var gücüyle çalışıyor. Mesela batılı zengin liberal kapitalist Siyonistlerin, Afrika ve Asya'da kullanılmak üzere Bill Gates Vakfı'na bağışladıkları on milyarlarca dolar bizim gözümüzü yaşartırken, Afrikalının ocağına ise incir ağacı dikiyor.

Öte yandan Afrika'nın değerli petrol, elmas, altın, koltasını sürekli sömürebilmek için, Afrikalı sömürge valilerinin beslenmesi gerekiyor. Afrika insansızlaştırılmalı ki, batının kirletilen toprakları yerine, Afrika'nın temiz toprakları ile besin ihtiyaçlarını karşılasınlar.

Ayrıca modern tarım zamanların et etkin silahı. Bunun içinde kimyasallarla kirletilmemiş, verimsizleştirilmemiş temiz toprak gerekiyor. Dev Afrika toprakları hazır bir şekilde batılıları bekliyor.

Onları elde etmenin en kolay yolu ise, Afrikalıları yerinden yurdundan etmek… Yollara düşürüp telef etmek...

Aşılarla, ilaçlarla, bulaşıcı hastalıklarla ve açlıkla öldüremediklerini, göç yollarında, denizlerde boğuyorlar.

Batılı kaynakların verilerine göre, 1970-1998 yılları arasında, Afrika yüzde 66 oranında fakirleşti. Tarım ve hayvancılıktan koparılan Afrika halkı, şehirlere taşınıp madenlerde karın tokluğuna çalıştırılıyor. O ağır yüksek kimyasal zehirlere rağmen hayatta kalabiliyorsa…

Afrika'da yetişen gıdaların pek çoğu batıya taşınıyor. Maden gelirlerinin yüzde 95'den fazlası da batılı ülke ve şirketlere ait. İtiraz eden lider veya kavimler bir bir temizleniyor.

Bu yüzden yolsuzluk ve rüşvet alabildiğine yaygın... Her şeye rağmen dünyanın en sağlıklı toplumları Afrikalılar. Daha az borçlular. Daha basit şeylerden mutlu olabiliyorlar.

Ama onların mutluluğu birilerini rahatsız ediyor. Bu yüzden köylerinden ve çiftliklerinden koparılıyorlar. O da yetmedi mi, memleketlerinden…

Batılı kurtların Afrika'ya dönük politikaları, tedavisi güç bir hastalık. Bu nedenle, Müslümanlara ihmal ettikleri Afrika'ya yönelik büyük sorumluluklar düşüyor. Özellikle de Türkiye'ye. İşte Türkiye'ye pranga vurmaya kalkmanın nedenlerinden biri de, Afrika'ya duyduğu ilgi.

Çocuklarınızı doktor, avukat, mühendis yetiştireceğinize, Afrika'yı bilen ve anlayan kişiler olarak yetiştirin. Çünkü yeryüzünün her karışı gibi, Afrika'da bizim ve bize emanet. O dehşetli günde, Afrika'dan da hesaba çekileceğiz.

AFRİKA'YI BOŞALTIYORLAR

 

07.09.2015 Bu yazi 2519 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri