Son Dakika
Perşembe, 23 Kasım 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Acı biber yeni astım ilacı Prof Ahmet R Küçükusta
Acı, tatlı, ekşi, tuz gibi tat alma reseptörlerinin sadece dilde değil akciğerlerde de bulunduğu ortaya çıktı.

 

Maryland Üniversitesi Tıp Fakültesi’ nde fareler ve insan dokuları üzerinde yapılan ve Nature Medicine dergisinde on-line olarak yayınlanan araştırmada akciğerlerde acıya cevap veren reseptörler olduğu kanıtlandı. Bu araştırmanın en önemli tarafı ise, acıyı hisseden bu reseptörlerin uyarılmasıyla bronşların etrafındaki düz kasların gevşediklerinin anlaşılması. Bu sayede standart astım krizi tedavisine cevap vermeyen hastalarda yeni tedavi yaklaşımları söz konusu olabilecek.

Astımda kullanılan ilaçlar

Astım tedavisinde kullanılan başlıca iki farklı ilaç grubu var: Birinci grupta astım krizindeki hastalarda daralmış olan havayollarını genişleten “bronş açıcı ilaçlar” yer alıyor. Bunlar sadece kriz sırasında kullanılıyor ve hasta rahatlayınca tedavi kesiliyor. Bu gruptaki ilaçların en etkili olanları beta-agonist adıyla bilinenler.

İkinci gruptaki ilaçlar (sprey şeklinde kortizon) ise bronşlardaki enflamasyonu baskılamak ve böylece astım ataklarını önlemek için hastanın şikâyeti olmasa da uzun süre kullanılıyor.

Beta-agonistler astım krizlerinde ilk kullanılması gereken çok etkili ilaçlar olmakla beraber bazı hastalarda yeterince etkili olmayabiliyorlar. Bu durumlarda ise kortizon ve diğer nefes açıcı ilaçlardan medet umuluyor. Acı reseptörlerini uyaran kimyasal maddelerden de bronş açıcı ilaç olarak faydalanmak mümkün olabilecek.

Araştırma nasıl yapıldı?

Araştırmada akciğerlerde bronşlar etrafındaki kas dokularının RNA molekülleri ayrıştırılarak kaslardaki tüm reseptörlerin genetik yapıları incelendi. Bu sırada kas dokusunda dildeki gibi acıyı algılayan reseptörler olduğu fark edildi. Bunların dildekilerden farkı, reseptörden çıkan uyarıların beyne gitmemesi ve bronş kaslarında sonlanması. Bu da akciğerlere acı bir madde girdiğinde bunu acı olarak hissetmemiz mümkün olmayacak.

Araştırmanın esas önemli bulgusu, fare kaslarında ve kanserli hastalardan elde edilen taze kaslara kinin gibi acı bir aerosol uygulandığında kasılmış olan kasların gevşediklerinin ve daralmış olan hava yollarının yüzde 90 oranında genişlediklerinin anlaşılması. Bu etkinin, astım krizlerinin bir numaralı ilacı olan beta-agonistlere göre 3 misli daha fazla olması da oldukça dikkat çekici.

Akciğerlerin acı maddelerin akciğerlere daha fazla girmesini önlemek için bronş daralması ile cevap vermesi beklenirken tam tersine bronşların genişlemesi çok şaşırtıcı bir sonuç.

Acı reseptörlerinin akciğerlerde işi ne?

Dildeki acı reseptörlerinin işlevinin insanları toksik bitkileri yememeleri için bir uyarmak olduğu sanılıyor. Bu reseptörlerin tat duygusu olmayan akciğerleri zararlı maddelere karşı savunmak için orada bulundukları düşünülüyor.

Farelerde ve insanlarda ve muhtemelen başka canlılarda akciğerlerdeki acıya duyarlı resptörlerin zatürree ve bronşit gibi hastalıklarda akciğer sağlığına katkı yapmaları mümkün olabilir. Zatürreeye yol açan bakteriler bu reseptörleri uyaran acı bir madde salgılayarak bronşların açık kalmasını ve böylece de biriken salgıların ve mikropların dışarıya kolayca atılmasını sağlayabilirler.

Yeni bir ilaç geliştirilebilir mi?

Bu bulgulardan yararlanılarak akciğerlerde acı reseptörlerini uyaran ve bronşların genişlemesine yol açacak olan yeni ilaçların geliştirilmesi teorik olarak mümkün. Tatları acı olan 10 binden fazla kimyasal madde olduğu biliniyor ama bunlardan hangisinin en az yan etkiye yol açarak bu reseptörleri en etkili şekilde uyardıklarının belirlenmesi için yıllar sürecek çalışmalar gerekiyor.  
Acı besinlerin yenmesinin bronşlar üzerine bir etkisi olmadığını belirtelim ki astım krizlerini acı biber yiyerek atlatmaya kalkışacak olan hastaların bir de ağızları kavrulmasın.

KAYNAK

tter taste receptors found in lungs: http://www.latimes.com/news/nationworld/nation/wire/bs-hs-lung-taste-buds-20101024,0,2762859.story

01.11.2010 Bu yazi 6937 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri