Son Dakika
Pazar, 12 Temmuz 2020 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Acaba ne yesek? Mustafa Kutlu
Tayfun Taliboğlu televizyonda memleket meselelerine değinen, sosyal yaralara parmak basan çok güzel yol hikâyeleri yaptı

Onun açtığı yoldan şimdi hemen her kanalda bir genç adam aynı şeyi yapmaya çalışsa da reyting uğruna işi şakaya vuruyor.

Taliboğlu bir programında Bayburt'tan Erzurum'a gidiyor. Önünde meşhur Kop Dağı var, onu aşacak. O fiyakalı jipiyle dağın yarısına kadar çıktı. Baktı sağ tarafta bir sürü arı kovanı ve bir çadır. Şu balcıyla bir konuşalım diyerek indi araçtan. Sağa baktı kimse yok, sola baktı kimse yok, seslendi cevap alamadı. Adam kimbilir nereye gitti diyerek vazgeçti, aracına doğru yürüdü. Tam bu sırada bir motor sesi. Baktı aşağıdan bir kırmızı kamyonet geliyor, bekledi. Kamyonet geldi, peteklerin önünde durdu. Sürücü dalgın, kimbilir ne düşünüyor, Tayfun'u görmedi. Araçtan inince Tayfun selam vererek ona doğru gitti. Otuz yaşlarında kara yağız bir adam. Döndü Tayfun'u görünce şaşırdı, sonra beyaz dişlerini göstererek kocaman gülümseyip Tayfun'a sarıldı.

- Vaay, Tayfun abi, hoş geldin.

- Hoş bulduk petekler senin mi?

- Benimdir abi, buyur bal yiyelim.

Beraberce kamyonete doğru gidiyorlar. Bu gezgin arıcılar belli mevsimde petekleri Kop Dağı'na getirir. Dağın mevsimi geçince kamyonlara yükleyip başka yere götürür. Çiçek bol olsun, verim çok olsun diye. Arıyı gezdirirler yani.

Kamyonetin kasasında bir sürpriz. Kasa şeker çuvalları ile dolu. Adam bir yandan çuvalları indiriyor, bir yandan Tayfun'a laf yetiştiriyor.

- Tayfun abi şekere acaip zam gelmiş.

- Ee...

- Bu yıl zarardayız anlaşılan.

Tayfun kendini tutamayıp gülüyor.

- Arıya şeker mi yediriyorsun?

Adam hiç duraksamadan:

- Yedirmesek zarar ederiz abi. Bizimkisi zor iş. Nakliyesi var, ilacı var, hastalığı var.

Televizyonda çok bal programı izledik, biliyorsunuz. Sahte bal işi yaygın. Balın hakikisini sahtesinden veya şekerlisinden ayırmak zor iş. Herkes bir formül öneriyor. Sonunda bir doktor şunları söyledi: Balın kalitesi ancak laboratuvarda tetkik edilerek anlaşılır. Sevgili doktor biz idrar tahlili için kuyruğa giriyoruz, nerde kaldı bal. Benim tavsiyem şudur: Ahlakına güvendiğiniz bir komşu, bir hemşehri, bir balcıdan alın balı. Sonunda diyeceği şudur: 'Evet abi ben de şeker yedirdim, ama az yedirdim.' Dedik ya düzgün adam.

Kanallarda yemek programları ile beslenme (diyet) programları at başı gidiyor. Birinde memleketin dört bir köşesinden iştah kabartan türlü yemekler, ötekinde 'Aman sakın yemeyin; tansiyon, kalp, obezite, kanser.'

Haydaaa! Onu yeme, bunu yeme, peki biz ne yiyeceğiz? Bir zamanlar yumurtayı yasaklamışlardı, şimdi zararı yokmuş yiyin diyorlar. Kırmızı etten aman uzak durun; tavuklar bir karış yerde hormonla, suni yemle besleniyor aman yemeyin vesaire vesaire.

Sonunda biri itiraf etti öğrendik. Bu tavuk sanayiini dünyada üç şirket elinde tutuyormuş. Vatandaşın elinde ucuz et olarak bir tavuk kalmıştı; o da gitti gidiyor. Gıda işi de sanayi haline gelince ona şüphe ile bakmak şarttır. (Yazar Gıda Hareketi Başkanı Kemal Özer'den söz ediyor)

Besleme programlarına iki diyetisyen (nedense bunların hepsi kadın) iki doktor katılıyor. Sabaha kadar tartışıyorlar. Doğrucu Davut bir hanım diyetisyen 'Kabahat bizde' diyor. Etrafta sürüyle diyetisyen var, her birinin formülü ayrı. Vatandaş şaşkın. Sonunda Başbakan dahi meseleye el attı 'Beyaz ekmek' yemeyin dedi.

Bir doktor meseleyi özetledi: Süt dahil fabrikaya girip raf ömrü uzasın diye içine kimyasallar katılan paketlenmiş hiç bir gıdayı yemeyin. E, biz doğal sütü, doğal yoğurdu nereden bulacağız? Diyelim ki bulduk, bu sütü sağılan hayvanlar GDO'lu besinlerle besleniyorsa, yandı gülüm keten helva.

Hep söyledik geliyoruz modern teknolojik medeniyet; tüketim kültürü hayatın her noktasını tanzim ediyor. Ona karşı çıkmak Don Kişot'un değirmenlere saldırması gibi bir şey.

Ama derviş ne diyor:

Az yiyin, az konuşun, az uyuyun.

Yani kanaat ekonomisi.

Bunu organik ürünler sağlar. Ama onlar az ve pahalı. Olsun, az yiyin siz de. Her şeyi mevsiminde tüketin. Kışın kereviz, lahana, pırasa, şalgam, karnabahar, ıspanak ve kuru gıdalar neyinize yetmiyor.

Yetmiyorsa yaz sebzelerini kurutun, kışın yiyin. Günlük sütten evde yoğurt yapın, peynir yapın. Ekmeğe gelince Rize'li Mahmut Akın Tarabya'da evinin altına bir değirmen kurmuş orada 'tam buğday unu' üretiyor. İstisnai bir uygulama ama ilham verebilir.

Döndük dolaştık sağlıklı beslenmek için sanayinin pençesinden kurtulup tabiata sığınmak lazım geldiğine vardık. Bu gerçeğin üzeri örtülmüştür. Örtüyü aralamak zordur. Olsun siz zor olanı seçin, dervişin dediğini yapın. Nefis terbiyesi her şeyin esası. Ötesi obezite. Ne demiş eskinin adamı: 'Hana vardık yağmur durdu.' Bilmece mi bu? Bilmem.

 

27.02.2013 Bu yazi 5001 defa okundu
Korona virüsü hakkında ne düşünüyosunuz?

 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri