Son Dakika
Pazartesi, 25 Eylül 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
2030'dan 2012'ye bakınca Kemal Özer
Şimdi yıl 2030. Bu yılda da dünya aynı hızla dönüyor. Fakat dünle bugün arasında çok şey değişmiş.

Arşivdeki haberleri karıştırıyorum. Ama nedendir bilinmez, aşağıdaki haberlerin sanki hâlâ mürekkebi kurumamış:

- ‘Bal’ diye aldıklarımız bal değil, insanda tokluk hissini engelleyen nişasta bazlı şekerin yapay bal aromasıyla karıştırılış haliymiş…

- ‘Yüzde 100 sucuk’ diye satılan ürünlerde deri, kemik, sakatat, domuz eti dâhil her şey varmış…

- Jöleler, şekerler, bisküviler, kekler, dondurmalar, salam-sosisler, çorbalar, yoğurtlar gibi çok ürüne eklenen jelâtinler domuzdanmış…

- Meyve-sebzede insan sağlığını tehdit edici çok çeşitli -pestisit dedikleri- kimyasal zehirler varmış…

- Yanık/atık yağları toplayıp damıtıp, renklendirip, diğer yağlara karıştırıp lokantalara satıyorlarmış ve dışarıda yenilen yemeklerin bir bölümü bunlardan yapılıyormuş…

- Sabunluk zeytinyağı, kanola, mısır, soya gibi endüstriyel yağlarla karıştırılıp ‘natürel zeytinyağı’ diye satılıyormuş…

- Peynir mayaları çoğunlukla elde edilmesi kolay ve çok ucuz olduğu için domuzun midesinden elde ediliyormuş...

- Bozuk peynirler, bozuk yoğurtlar, son kullanım tarihi geçmiş süt ürünleri -israf olmasın diye- işlenip kaşar peyniri yapılıyormuş…

- Sığırlara, tavuklara ‘antibiyotik’ hatta yemlerine ‘arsenik’ ekleniyormuş…

- Yumurtanın dişi yani tavuk çıkması için ‘östrojen/dişilik hormonu’ veriliyormuş…

- Bakliyat ve kuruyemişlere çimlenmesin, böceklenmesin diye adına ‘ışıl işlem’ denilen ‘radyasyon’ uygulanıyormuş…

- Yumurtalar sarı olsun diye yemlere ‘selenyum’ ekleniyormuş…

- Tavuklar beyaz gözüksün diye klorlanıyor, kokmasın diye alkolleniyormuş…

- Süt, sahlep ve şeker kamışı suyu ve pancar şerbetinden yapılması gereken dondurmayı atık margarin, su, glikoz şurubu, soya aroması, soya lesitini, peyniraltı suyu tozu, jelatin gibi kıvam arttırıcılar, emülgatörler, yağsız süt tozu, karbonsimetil selüloz, modifiye mısır nişastasından yapıyorlarmış…

- Çaylara daha renkli ve lezzetli olsun diye domuz kanı ekliyorlarmış…

- Süt ürünlerindeki hayvansal yağı alıp, margarin dolduruyorlar…

- GDO’lu ürünleri ekleyip üzerine ‘var’ diye yazmıyorlarmış…

- Böceklerin kanlarını gıda boyası/renklendirici olarak kolalara, meyve sularına, şekerlere, sakızlara, reçellere, pastalara ekliyorlarmış…

O zamanda bunları yapana da tüketene de ‘insan’ deniliyormuş. Bunlardan bir bölümü kendine Müslüman da diyormuş…

Bütün bunların yapıldığı masal ülkesinde bir ‘Mehdi’ varmış ve o şöyle diyormuş: ''Hiç alakası olmayan biri kalkıyor, öyle şeyler söylüyor ki ve maalesef kafa karıştırıyor. İnsanların yedikleri ve içtikleriyle çok haksız(!) bir şekilde sorunlu h’ale getiriyorlar. Tamamen haksız(!), ama beni bağışlasınlar bu konuyla ilgili uzmanlarımız, hocalarımız başta olmak üzere konunun uzmanları başta olmak üzere, sanayiciler başta olmak üzere, onlar da susuyor. Sessiz, o yanlış sözleri söyleyenlerin, sarf edenlerin söyledikleri yanlışlar enformatik bir kirlilik yaratıyor.”

Bugünleri görünce hafızam bana ‘o günler ne iyi günlermiş’ dedirtiyor. O gün nüfus 75 milyonmuş şimdi 85,
O gün 15 milyon diyabet hastası varmış şimdi 40 milyon,
O gün 15 milyon hepatitli varmış şimdi 25 milyon,
O gün 3 milyon böbrek hastası varmış şimdi 20 milyon,
O gün toplumun üçte biri obez üçte biri şişmanmış şimdi yüzde 95’i,
O gün yeni evli çiftlerin yüzde 30’ü kısırmış şimdi 60’ı
O gün bazıları yaşasın diye bazılarının organları yedek parça olarak başkalarına aktarılıyormuş...
O gün bitkilerin genetiğinin oynanıp oynanmaması konuşulurmuş şimdi genetiğiyle oynanamamış hiçbir canlı kalmamış.

Şimdilerde herkes birer mekanizma, herkes uzaktan yönetiliyor. Kollarında birer beslenme aleti, acıkınca damara kimyasal enjekte ediyor. Kimin ne zaman uyanacağına, ne yiyeceğine, ne iş yapacağına sair her şeyine merkezden karar veriliyor. Bedenine yerleştirilen bir ciple hallediliyor her şey.

Biz üç beş kişi kaldık bedenine çip taktırmayan. Tüm korkumuz bir gün kaçırılıp narkoz verilip bize de takmaları.

Her günümüz bunun korkusuyla geçiyor. İşte o gün, olup bitene ‘bizden’ diye sessiz kalanlar neden olmuş. Şimdilerde onlara rahmet okuyan kimse yok, ama en azından biz beddua ediyoruz.

Bu sırada gözüme Medine’de Hz Peygamber’in yaşadığı şu hadise geldi.

Hz Peygamber bir gün -sadece Müslümanlar için Hz Peygamber s.a.v. tarafından inşa ettirilmiş- ‘Medine Pazar’ında denetime çıkar. Bir satıcının tahılına elini daldırır. Üstü kuru olan tahılın altı ıslaktır. Efendimiz aleyhissalatu vesselam  “Bizi aldatan bizden değildir!” buyurur.
 
Acaba 2012’de de herkes alışverişe çıkınca ya da biriyle karşılaşınca Kur’an’ın ifadesiyle ‘Ben Müslümanlardanım’ deyip esnafa, siyasetçiye, avukata, mühendise, doktora, ilahiyatçıya, eşe dosta “Bizi aldatan bizden değildir!” deseydi ne olurdu? Hep merak eder dururum.

10.04.2012 Bu yazi 4342 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
  • Türkiye'de GDO yasak değil!
    Geçtiğimiz günlerde Gümrük Bakanı'nı yaptığı bir açıklama gözlerin yeniden GDO'ya çevrilmesine sebep oldu. Bakan Yazıcı, yaklaşık 2 yılda 43 bin ton GDO'lu ürüne el konduğunu açıkladı. Peki ama bu ürünler şimdi nerde?
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri