Son Dakika
Salı, 21 Kasım 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
'Tohum savaşları' son hızla devam ediyor ama...
Tohumculuk ve gıda güvenliği alanında faaliyette bulunan bu ekip, Türkiye’deki orijinal tohumları topluyor, çoğaltıyor ve bilinmeyen yerlerde depoluyor. Türkiye için hayati öneme sahip tohumlar, gıda güvenliğimiz için güvenli yerlerde depolanmış durumdadır.

Not: Bu yazı Sağlık ve Gıda Güvenliği'nin içeriğine katılmadığı negatif bir söylem içermektedir.

Son zamanlarda bazı bitki kitaplarının çok satmasının arka planında ne var? Bazı isimlerin ön plana çıkarılmasının sebebi nedir? Netpano yine Türkiye'yi yakından ilgilendiren bu konuyu gündeme taşıyor. 

Bilindiği gibi İsviçre'de gerçekleştirilen CERN Deneyi için Türk Bilim adamlarından oluşan bir ekip kurulmuş ve bu ekip oradaki çalışmalarda yer almıştı. Basında isimleri çıkan bu bilim adamlarımızdan Prof.Dr.Engin Arık Isparta yakınlarında 30.Kasım 2007 tarihinde düşen yolcu uçağında hayatını kaybetmişti.

Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Engin Arık'ın ve ekibi İsviçre'nin Fransa sınırı yakınlarında kurulu, "European Organization for Nuclear Research" (CERN)deki Atlas Deneyi'nde çalışıyorlardı.

CERN ekibinin öldürülme sebeplerini biliyoruz…

Türkiye'de Tohumculuk Bankası için de bir ekip kuruldu. Ancak bu ekip, CERN Deneyi'ndeki gibi isimleri  deşifre edilmedi. Kurulan bu ekipte yer alanların isimleri hiçbir şekilde basında yer almadı. Tohumculuk  ve gıda güvenliği alanında faaliyette bulunan bu ekip, Türkiye'deki orijinal tohumları topluyor, çoğaltıyor ve  bilinmeyen yerlerde depoluyor. Türkiye için hayati öneme sahip tohumlar, gıda güvenliğimiz için güvenli yerlerde depolanmış durumdadır. Kurulan bu ekip, çalışmalarını çok gizili bir şekilde sürdürmektedir. Bu konuda çalışmaların olduğunu 'sezenler' ekibe ulaşamadıkları için ilginç yöntemlerle bu ekibe ulaşmaya çalışmaktadırlar… Ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar çabaları beyhudedir.

Son zamanlarda bazı kişilerin bitkilerle ilgili  –asıl branşları olmamasına rağmen- televizyonlarda ve basında oldukça sık yer aldığını  ve hatta kitaplarının çok sattığını görmekteyiz. Yazılı ve görsel basında öne çıkan bu kişiler, bir nevi çığırtkanlık (1) yapmaktadırlar. Yapılan bu çığırtkanlık elbette boşa gidecektir. Ancak o çığırtkanlara da buradan sesleniyoruz: "Tuzak kurmayın, hile yapmayın. Bu ekibi deşifre edemezsiniz."

Bizim burada kurulan bu ekipten söz etmemizin sebebine gelince; milletimizin içi rahat olsun. Zannedilmesin ki Devletimiz hiçbir çalışma yapmıyor, gıda savaşlarına hazırlıklı değil, tohumculuk konusunda bir hazırlığı yok. Sanılmasın ki tohumculuk konusunda piyasayı başıboş bıraktı? Türkiye için çok önemli bir konuda duyarsız davranılıyor sanılmasın diye bu küçük açıklamaları yapıyoruz. Davulla zurnayla yapılmaz bazı işler. Hayran olduğunuz ülkelerin çalışmalarına karşı, en âlâ çalışmalar bizde de yapılıyor. İçiniz rahat olsun. Bu ekip dışında da, tohumla ilgili çalışmaların yapıldığını basından öğrendik. Hatta bu konuyu yazılı ve görsel basın her ne kadar gündeme getirmese de Netpano bu haberi manşetine taşımıştı. (2)

Ülkemizin geleceğini yakından ilgilendiren gıda güvenliği konusunda bu önemli  çalışmayı yapanlar, Anadolu'nun  bir köşesinde bir bahçıvan da olabilir, şehrin göbeğinde başka bir meslek erbabı da…

Tohumculuğumuzu yok etmek isteyenlerin önemli adımlar attıklarını, belli aşamaya kadar planlarını uyguladıklarını söyleyebiliriz. Ancak İsrail'in ve şeytanilerin bir planları varsa bizimde onlara karşı planlarımız var.

Gıdaların genleriyle oynayarak öyle tohumlar yapıyorlar ki, böcekler sadece o tohumları yemiyor, onların ürettikleri tohumlar dışındakileri yiyor. Kendi tohumları dışındaki hububatı yok eden virüsler geliştirdiklerini biliyoruz…

Varsın  onlar başardıklarını sansınlar. Anadolu'nun tokatı onların yüzlerine her zaman inecek kuvvete ve etkiye sahiptir. O tokat bir kez inince de artık bir daha ortalığa çıkamazlar. Türk Devleti  büyük bir devlettir, bu millet büyük bir millettir.

Anadolu köylüsüne, çiftçilerimize de buradan bir uyarı yapmak lazım:  Tanımadığınız insanlar, özelliklede yabancılar, köyünüzde kasabanızda sizlerin önem vermediğiniz bitkileri topluyorlarsa bunları hemen güvenlik güçlerine ihbar edin. Güvenlik güçlerine bu şahısların çalışmalar yaptıklarını acilen bildirin. Çünkü bunlar tohumlarımızı, bitkilerimizi toplayarak bir nevi karşı silah yapıyorlar…

Türkiye'de bazı sivil toplum kuruluşları tohum savaşlarına karşı kendileri de bazı yöntemler geliştirmişlerdir. İşte bunlardan biri olan Pembe Domates Ağı (PDA)  hakkında bir yazarımız şunları söylemektedir:(3)

"PDA'nın pembe domatese sahip çıkması, Anadolu'da yetişen 3 binden fazla endemik/kendine has tarımsal bitki türünün korunması açısından da çok önemli. Çünkü binlerce yıldır bu topraklarda yetişen ve henüz lezzeti bozulmamış türler, 2011'de yürürlüğe girecek 'Tohumculuk Yasası' ile yok olma tehdidi altına girecek.

Bu tehlikeyi gören Ziraat Odaları, Anadolu çiftçisine kurulan tuzak konusunda sivil toplumu harekete geçirmeye çalışıyor.

Pembe domatesin yok olmasına karşı örgütlenen PDA, 'Tohumculuk Yasası'na karşı da etkin bir kampanya yürütüyor.

2006 yılında çıkan 5553(4) sayılı yasa, 2011'den itibaren ancak 'kayıt altına alınmış tohumların' ekimine olanak tanıyacak. Tohumuna patent alamayan çiftçiler ise, tekel durumundaki uluslararası şirketlerin insafına terk edilecek. Dünya tohumculuğu 6 büyük tekelin elinde bulunuyor, Türkiye'de tohum ıslahı yapan şirketlerin yüzde 90'ını ise bu tekeller oluşturuyor.

2011'den itibaren kayıt altına alınmamış tohumlukları satan köylüler, ağır para cezasına çarptırılacak ve el konulan ürünler imha edilecek. Böylece Anadolu'nun zengin türleri doğallığını yitirecek.

Gözlem Gazetesi'nin Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı ve Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Kamil Okyay Sındır'la görüşerek yayımladığı haber, Türkiye'nin 2007'de üye olduğu Uluslararası Yeni Çeşitleri Koruma Birliği'nin (UPOV) dayatmasıyla buğday başta olmak üzere biyoçeşitliliğin yok olma tehlikesine dikkat çekiyor.

Oysa Anadolu'da yetişen 11 bin farklı bitki türü, Avrupa'nın toplamı kadar.

Ziraatçiler,UPOV üyeliği ile Türkiye'nin genetik çeşitliliğinin yağmalanacağını, tarım ilacı ve gübre kullanımının yaygınlaşmasıyla toprakların, ürünlerin, suların kirleneceğini, sağlıksız kuşaklar yetişeceğini savunuyorlar.

Tohumculuk Yasası'na 'dur' denilmeli.

'Biyogüvenlik Yasası'da süratle Meclis'ten geçmeli.

Yaşasın PDA hareketi, pembe domateslerin özgürlüğü."

Bütün bunlara hak vermemek elde değil. Tohumculuk Kanunu'nun sakıncaları ile ilgili  geniş tartışmalar yapılmış (5) hatta Kanun'un Meclis Genel Kurulu'nda kabulü sırasında da  bu tartışmalar devam etmişti.(6)

Tohum savaşları devam ediyor… (Netpano/Erol Derman)

Lütfen resim altına bakınız

Dipnotlar:

(1)    Çığırtkan denen kuşlar, uzaktan yaklaşan sürüyü işitince öterek hemcinslerine cevap vermeye başlarlar. Bunu duyan sürü de güvenli bir yer olduğunu zannederek dikseye inerek, tuzağa yakalanmış olurlar. Başka bir ifadeyle çığırtkan; bir kafes içinde av yerine bırakılan ve  kuşları yakalamada çığırtkan olarak kullanılan kuş.
(2)   
http://www.netpano.com/haber/3303/Kendi/Tohumumuzu/Kendimiz/Üreteceğiz
(3)
http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetay&ArticleID=1082067&AuthorID=68&Date=12.04.2009
(4)   
http://rega.basbakanlik.gov.tr/eskiler/2006/11/20061108-1.htm
(5)   
http://www.tarimsal.com/tohumculukyasasitartismalari.htm
(6)   
http://www.agaclar.net/forum/showthread.php?t=1955&page=2

ABD'li Gazeteciden Dehşet Verici İddia! başlıklı mülakatı okumak için tıklayın

Katil tohumlar Irak sınırında

ABD, TBMM üyelerini ikna odasına mı aldı?

Ziyaretçi Yorumları (Toplam 1 yorum)
  • yakup kemal kalyoncu
    YERSEN
    .....biz de yedik bu numarayı. Çığırtkanın kimler olduğu belli değil mi ? Bu metni hazırlayanlar olmasın ?
    02.05.2009 16:53:57
01.05.2009 12:16:00 Bu haber 6222 defa okundu
'Tohum savaşları' son hızla devam ediyor ama...
"Türk Devleti büyük bir devlettir, bu millet büyük bir millettir." gibi sloğanik söylemle üstü kapalı gdo ve genetik propağandası yapan metin içerisinde onlarca tezatı rahatlıkla görülmektedir. Türkiye'nin tohum çalışması yaptığını kimse bilmiyor hatta devlet deşifre etmemek için isimleri ve yerlerini gizliyor ama bu metnin yazarı ne hitmetse biliyor ve de Türkiye gibi bir ülkenin bu çalışmasını diğer ülkeler ve şirketler bilmiyor öyle mi? GDO ve genetik çalışmalara engel olmak için kamuoyu oluşturmaya çalışanlar ise sözüm ona "çığırtkanlık" yapıyor ve "bu çalışmaları deşifre ediyor" öyle mi? Tüm bildiğiniz bu kadar mı? Biliniz ki: Bu tür söylemler olsa olsa malum çevrelerin sözcülüğüdür. Boş laflara tokuz!
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri