Son Dakika
Pazar, 12 Temmuz 2020 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
'Şifa Niyetine' deyip her denileni yapmayın Prof Osman Müftüoğlu
Sağlığı koruma ve güçlendirme söz konusu olduğunda doğal bitki gibi desteklerden faydalanmak gerekir ama aynı şeyi hastalıklarınızı tedavi etmek için yaptığınızda başınıza bazı 'doğal kazalar(!)' gelebilir.

Son zamanlarda bu tür kazalarla çok sık karşılaşıyoruz. 'Alternatif tıp' diye önerilen 'reçetelere' karşı dikkatli olmalıyız.

Uykusuzluk, kabızlık, yorgunluk, gaz, mide yanması, hazımsızlık gibi basit sağlık sorunlarını önlemede faydalanılması gereken bitkileri 'doğal mucizeler' kabul edip olur olmaz durumlarda kullanmamak gerekiyor. Bu işte o kadar ileri gittik ki kenevir, güzel avrat otu, katran ruhu, acı kavun gibi zehirli bitkileri bile aktarlardan 'şifa niyetine' satın almak bile mümkün hale geldi.

 

Doğal tedavi araçlarına (özellikle bitkisel desteklere) dünyanın her yerinde artan bir ilgi var. Bizde de durum aynı. Bu ilgiyi fark eden bazı uyanık 'sağlık tüccarları' (tıbbın hiçbir alanında eğitimleri olmadığı halde) bu ürünleri hem tavsiye ediyor, hem satıp para kazanıyor! Bunların arasında kimyacılar, istatistik uzmanları, ziraat mühendisleri, cami hocaları, hatta doktorlar bile var. Hiçbir etik kaygı duymadan hastalara şifa dağıtıyor, 'şifacı' rolüne soyunuyorlar. Bunu yaparken dini motiflerden, geleneksel söylencelerden faydalanmaktan da çekinmiyorlar. Bu grupta iş gören zevatın ortak isimleri de 'Alternatif Tıp' uygulayıcılığı!

Modern-bilimsel tıbbın alternatifi olmaz. 'Alternatif tıp' diye önerilen bu tür seçeneklerin en az yüzde 90'ı palavradır, şarlatanlıktır. İnsan sağlığına yararlı olduğu tıbbi olarak onaylanmış bazı doğal maddeler tabii ki var. Bunlar 'bitkisel ürün' ya da 'besin desteği' olarak eczanelerde zaten satılıyor. Sağlık Bakanlığı tarafından 'ilaç' veya 'ara ürün' olarak onaylanmamış hiçbir ürününü sağlık sorunlarının çözümünde kullanmamak gerekiyor.

Halkın bitki tüccarlarına yönelmesinin birçok nedeni var. Bu nedenleri açık yüreklilikle tartışmaz, modern tıbbın hatalarını masaya yatırıp yeni çözümler aramazsak alternatif tıbba yönelenlerin sayısı artmaya devam eder. Bu konuda Sağlık Bakanlığı'na, Eczacı ve Tabip Odaları'na büyük görevler düşüyor.

BİR BİLGİ: Modern tıbbın hataları

Modern tıp son yıllarda 'sağlığı koruyucu ve hastalıkları önleyici' özelliğini önemli ölçüde kaybetti. Bir 'teşhis et-tedavi et' kıskacının içinde sıkışıp kaldı. Bazı hastalıklarda şifanın doğada zaten var olabileceğini inkár etti. Sadece bedene odaklandı. Ruhu unuttu. Çözümü yalnızca ameliyatlar veya ilaçlarda aramaya başladı. Ruh-beden bütünlüğünü ıskaladı. Geleneksel tıbbın insanın elini tutan sıcaklığını, içini ısıtan insancıllığını, "hastalık yok hasta vardır" gibi vazgeçilmez yaklaşımlarını, "hastayı ilaç, ameliyat değil hekimi iyi eder" gibi köklü geleneklerini bir kenarda bıraktı. Kendini 'tamir edici, yenileyici, eskiyi çıkarıp yerine yenisini takıcı', soğuk, duygusuz, tekdüze bir 'tamirci tıp' konumuna soktu. Modern tıbbın başka günahları da var: Bilimsel tıp çok pahalı. Yalnızca sigortası sağlam, parası yeterli olanlara hizmet verir hale geldi. Hekimlerin hastalara ayırdığı zaman dilimi azaldı. Doktorlar hastaları uzun uzadıya dinlemek ve dikkatle muayene etmek yerine doğrudan teşhis makinelerinin önüne koymaya başladı.


ÖNEMLİ: Hatalarıyla yüzleşmeli

Modern tıbbın hatalarının hiçbiri, tıbbın son yüzyılda attığı dev adımları görmezden gelmemizi gerektirmez. Özellikle enfeksiyonlarla, kolesterol ve hipertansiyonla, kanser ve diğer dejeneratif hastalıklarla (diyabet, romatizmal sorunlar) savaşta elde ettiği başarıları kimse inkár edemez. Organ nakli, kök hücre teknolojileri, biyoteknolojik ürünler, ilaçlar, erken ve doğru tanı koymayı sağlayan yeni cihazları yok saymak mümkün değildir. Salgın hastalıklarla, yaşlandırıcı sağlık sorunları ile başa çıkan da, çocuk ve anne ölümlerini sıfırlı rakamlara taşıyan da modern-bilimsel tıptır. Modern tıp yanlışlarını korkmadan sorgulamalı, iç hesaplaşmasını samimiyetle yapmalıdır. 'Hasta-hekim-hastane-eczane' ilişkisi yeniden 'bilim, sevgi, güven üçgeni'nin içine alınmalıdır. Hastalıkları için doğal desteklerden istifade etmek isteyenleri bu şarlatanlardan uzak tutmanın yolu bu.


BİR ÖNERİ: Hekimlik sanatı unutulmamalı

Modern tıp ne kadar gelişirse gelişsin beklentiler değişmiyor. Doktorunun bilgisi ve arkasındaki teknolojinin düzeyi kadar, insani vasıflarına, sıcaklığı, sevgisi ve yakınlığına, yani 'hekimlik sanatını uygulama' tarzına önem veriyor. Hasta doktor ilişkilerinde temel noktalar dün olduğu gibi bugün de tatlı söz, güler yüz, ilgi, sevgi, güven ve empatiden ibaret. Bunların birinin eksikliği bile özellikle kronik sağlık sorunu olanları metafizik yaklaşımlarla çözme vaadi sunan alternatif tıp şarlatanlarının kucağına itiyor. Çözüm geleneksel tıbbın 'önce insan' demesinden geçiyor.


Dikkatli olun

- Hastalıklarınızı bitkilerle tedavi etmeye kalkmayın.
- Aktarlardan aldığınız bitkileri kullanmadan önce doktorunuza danışın.

- Özellikle reçeteli ilaçlar kullanıyorsanız bitkisel destekler ve ürünlerden uzak durun.

- Bitkilerle tedavi bilimsel olarak onaylanmış bir bilim dalının ilgi alanıdır.
- Tedavi edici bitkiler yalnızca Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmaktadır. Bu ruhsatı olmayan ürünleri kullanmayın.

- Bazı bitkilerin toksik kimyasallar taşıdığından zehirlenmelere, karaciğer, böbrek yetmezliklerine, alerjik reaksiyonlara sebep olabildiğini unutmayın.

 

07.04.2009 Bu yazi 5055 defa okundu
Korona virüsü hakkında ne düşünüyosunuz?

 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri