Son Dakika
Perşembe, 23 Şubat 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
“Aldatan bizden değildir!” Ya Aldanan? Kemal Özer
Peygamber s.a.v. Medine’ye hicretinden sonraki ilk işlerinden biri Medine Pazarı’nı kurmak olmuştur. Tıpkı bugünün piyasalarında olduğu gibi Medine’nin o anki mevcut pazarlarına da büyük oranda müşrikler ve Yahudiler hâkimdir.

Peygamber s.a.v. Medine'deki pazarları gezer ve bu pazarların ‘Müslümanların pazarı alanı olamayacağının’ kanaatine varır.

 

Efendimiz s.a.v., ehli küfrün ‘aldatmaya dayalı ticari sistemini ortadan kaldırmak ve insanlığa örnek olacak Müslüman tüccarlar yetiştirmek’ için Medine Pazarı’nı kurar.

 

Bugün, Medine Büyük Çarşısı’nın bulunduğu bölgede “Medine Pazarı” kurulur ve iki maddeden oluşan bir pazar nizamnâmesi hazırlatılır. Bunlar: ‘pazarda tüccarın sabit mekânlar edinilmemesi ve vergi alınmaması’dır.

Bu pazarın denetçilerinden biri Hz Ömer r.a., diğeri de hanım sahabelerden Şifa Bint-i Abd’illah r.a.’madır.

 

Medine Pazarı’nın ana amacı: Müslümanları üretimde, ticarette ve tüketimde Kâfirlere benzemekten korumak ve kendi ilkelerini insanlığa vazetmektir. Hz. Peygamber s.a.v. ‘hilenin haram, dünyada ve ahirette sorumluluğa neden olduğunu’ bildirmiş ve ana ilke olarak “… Bizi aldatan bizden değildir” buyurmuştur.

 

Alışverişlerde tüccara doğruluğu telkin etmiş, dürüst tüccarın Peygamberler ve şehitlerle birlikte haşr olunacağını haber vermiştir. (Tirmizî, III, 514-516)

 

İslam, tüketicinin inanç ve sağlık konularında korunması için gerekli tüm önlemleri almış; haram, sağlıksız (çürük ve bozuk) malı satmayı, nitelikli ürünün niteliksiz ürünlerle karıştırılmasını yasaklar.

 

Bunun en önemli örneği zikredilen Hadis-i Şerif’tir. Bu durum, helal bir ürün olsa bile, ayıplı malı ayıbını tüketiciye ve müşteriye anlatmadan satmanın helal olmayacağını bildirir. Bir adım daha atan Efendimiz s.a.v. aldatanların “Müslüman olmadığını” ifade ederek tüketiciyi kâmil bir manada korurken, üretici ve satıcının yapacağı hilesinin dinine yani ebedi hayatına mâl olacağını ortaya koyar.

 

Günümüz endüstri ve tüketim alışkanlıkları, haz ve tahrip üzerine bina edilmiştir. Materyalistlerin yürüttüğü ve yönettiği bu süreçte “aldatmak ana ilke” haline gelmiştir.

 

Reklâmla desteklenen haz kültürü, sağlık, çevre, din gibi ne kadar olumlu değer üreten kaynak varsa tamamının önerilerini göz ardı ettirmek ve unutturmak hatta tahrif etmek için elinden geleni yapmaktadır. Başta televizyon olmak üzere ne kadar iletişim aracı varsa bir haz pompacısı gibi çalışmaktadır.

 

Ne acıdır ki hazzın esiri olmak, sadece batılı düşünce ve inanç sahiplerinin yakalandığı bir hastalık olmayıp ister üretici, ister satıcı isterse de tüketici olsun Müslümanların ezici çoğunluğu için de geçerlidir.

 

Medine Pazarı’nın ilkelerini Batılı ticaret kurallarına tercih eder duruma düşen Müslümanlar da hem “aldatan” hem de “aldanan” olmaya razı olmuş durumdalar.

 

Bugün namazını kılan, orucunu tutan, haccını ifâ eden, zekatını veren, bir Müslüman’ın ürettiği bir tüketim maddesinden hem sağlık, hem hijyen, hem de dini açıdan emin değiliz.

 

Kimileri bir kişinin dini kimliğine bakarak ürettiği ürünlerin helalliği, temizliği yahut da sağlıklılığı konusunda öylesine eminler ki: Kendi hallerinden bile emin olmayanların başkalarının ürünlerini hiçbir inceleme ve sorguya tabi tutmadan tüketmeleri basiretsiz kolaycı bir yaklaşımdır.

 

Bugün görüyoruz ki; domuz jelâtinini ürününe ekleyip, sığır jelâtini yahut da yenilebilir jelâtin yazanda bu güvene(!) mahzar olmuştur.

 

Kaldı ki çoğu Müslüman üretici bile jelâtinin ya da benzer bir hammadde yahut da katkı maddesinin içeriği konusunda hemen hiçbir tasnif ve inceleme gayreti içinde değildir. Hemen hepsi sistemin böyle kurulduğu ve başka bir alternatifin bulunmadığı saplantısındadır.

 

Bu yüzdendir ki: Mensubu olduğu mezhep tarafından da haram sayılan hayvanlar ve böceklerden mamul katkı maddelerini de;

 

Kanserojen olduğu konusunda hiçbir şüpheye mahal kalmayan katkı maddelerini de;

Şeker yerine kullanılan ve sayısız tehlike içeren tatlandırıcıları da;

 

En basitinden alerjiye neden olduğu ortada iken bunu ürünün etiketine bile yazamayan yazsa bile Latince yazarak anlaşılmaması için gereken her türlü önlemi alan bir üretici, ithalatçı ve satıcı modeli oluşmuştur.

 

Buna karşın yazılsa bile bunları okuma zahmetine girmeyen yazılanları anlamayan ve anlamak için hiçbir gayreti olmayan, önüne gelen her şeyi tüketen hazzın doruğunda bir tüketici modeli oluşturulmuştur.

 

İşte bu modeller, sahurunu bu ürünlerle tamamlıyor, iftarını bu ürünlerle ediyor.

 

İçinde bulunduğumuz durum, Medyen ehline rahmet okutacak kadar, her türlü hileyi barındıran, din ve sağlık referanslarının neredeyse tümüyle yok sayıldığı bir çağdır.

 

Hz Peygamber s.a.v. yağmur yağınca ıslanıp güneşte üstü kuruyan bir mahsule elini daldırınca parmakları ıslanır. Bunun üzerine satıcıya; “Bu ıslaklık ne?” diye sorar. Satıcı; ‘Ey Allah’ın Rasülü! Yağmur ıslattı’, der. Efendimiz s.a.v.; “İnsanların görüp aldanmaması için o ıslak kısmı ekinin üstüne çıkarsaydın ya!. Bizi aldatan, bizden değildir.” buyurur. [Ebu Hureyre: Müslim, Îmân 164]

 

Bir Peygamber bugünkü hile ve aldatmalar karşısında çok basit denebilecek bir olayda bile “bizden değildir” ifadesini kullanabiliyorsa, bugünkü her türlü haram ve sağlıksız ürünleri tüketime sunan Müslümanlar kimden olmuş olurlar?

 

Müslüman bir üretici ve satıcı ürettiği veya sattığı bir ürünü, Hz Peygamber s.a.v.’e ikram edemiyor ya da satamıyorsa; onu, bırakınız bir Müslüman’ı, hiçbir insana ve canlıya vermemelidir.

 

Müslüman bir tüketici yaşadığı bir coğrafyada şayet helâl ve haram ayracı konusunda sağlıklı bir mekanizma söz konusu değilse ve Türkiye gibi her şeyi Laiklik gibi bir muammaya tahvil eden bir sistemde yaşıyorsa, helâl ve haramları araştırmak buna göre tüketmek gibi farziyet hükümlülüğü vardır. “Bu şirket dindar, o halde …” diyerek hiçbir ürünü tüketemez. Bu bağlam da tüketicileri bilgilendiren www.gidahareketi.org adlı sitesi takip etmeyi öneriyorum.

 

Aldananlar unutmamalıdırlar ki: Aldatanlar, aldananlar aldandığı için aldatırlar. Aldanan yoksa aldatan da yoktur. Aldatan bir suç işlerken aldanan, hem aldanma hem de aldatanlara yaşama fırsatı sunma suçunu işlemiş olur. Aldatan Müslüman değilse bu durumda aldanan Müslüman olabilir mi? Tıpkı zalim olmak ne kadar suçsa mazlum olmak zalim olmaktan daha büyük bir suç olduğu gibi.

 

Ben konuyu ticaret ve tüketim olarak özetlemeye gayret ettim. Siz bunu ekonomiye, siyasete, bilime, kültüre vs tahvil ediniz.

10.03.2009 Bu yazi 8681 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
  • Türkiye'de GDO yasak değil!
    Geçtiğimiz günlerde Gümrük Bakanı'nı yaptığı bir açıklama gözlerin yeniden GDO'ya çevrilmesine sebep oldu. Bakan Yazıcı, yaklaşık 2 yılda 43 bin ton GDO'lu ürüne el konduğunu açıkladı. Peki ama bu ürünler şimdi nerde?
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri